Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/40782
Karar No: 2018/5451
Karar Tarihi: 09.05.2018

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/40782 Esas 2018/5451 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2015/40782 E.  ,  2018/5451 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
    KARAR

    Davacı, davalı şirketin işlettiği hastanede, davalı şirket doktorlarından ... tarafından 10/09/2008 tarihinde bel fıtığı ameliyatı olduğunu ve 14/09/2008 tarihinde hastaneden taburcu edildiğini, ameliyattan iki hafta sonra başlayan şiddetli ağrı sebebi ile hemen kendisini ameliyat eden Dr. ..."a başvurduğunu, şiddetli ağrıları olduğunu, hareket edemez halde olduğunu, yürüyemediğini, eğilip doğrulamadığını, yatakta dahi yardım olmadan sağa sola dönemediğini söylediğini, ancak yapılan tetkiklerde şikayetlerinin nedeninin bir türlü bulunamadığını ve yaklaşık 6 ay boyunca böyle devam ettiğini, bu sırada davalı şirket hastanesinde görevli ortopedi doktoru Dr.... tarafından rahatsızlıklarından dolayı kalça eklemlerinde kireçlenme olabileceği düşüncesi ile her iki kalçasından iğneler yapıldığını, bu süreçten sonra ağrıların nedeni olarak enfeksiyon teşhisi konulduğunu ve enfeksiyon tedavisine başlandığını, uzun süren ilaç tedavisinden sonuç alınamayınca Dr.... tarafından 2010 Nisan ayında ... Tıp Fakültesi Hastanesinde beyin cerrahı Doç. Dr. ..."a gönderildiğini, orada yapılan tedavilerden de sonuç alınamayınca malulen emekli olduğunu, çalışma gücünü kaybettiğini ve maddi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla çektiği elem ve acılar için 50.000,00 TL manevi tazminatın ameliyat tarihinden itibaren, iş gücü kaybı nedeniyle uğradığı 15.000,00 TL maddi zarar için emekliye ayrıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalılar, yapılan işlemde hekime yüklenebilecek kusur olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
    Davacı, davalı hekimin işini gerektiği gibi dikkat ve özenle yapmaması sonucu uğradığı zarardan hekim ile birlikte hastanenin de sorumlu olduğu iddiası ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporunda; semptomak bel fıtığının tedavisinde cerrahinin kullanılabileceği, diskitis, disk aralığının enfeksiyonu olduğu, primer olarak çocukluk çağında diskin kanlanma özelliklerine bağlı görüldüğü, erişkin yaşta daha çok diskektomu sonrası gelişen enfeksiyon olarak ortaya çıktığı, bazı risk faktörleri taşıyan hastalarda kendiliğinden de gelişebileceği, kişinin bel fıtığı tanısı ile ... Hastanesi"nde 12/09/2008 tarihinde ameliyata alındığı, sağ L4-5 distektomu yapıldığı, ameliyat sonrası takiplerinde diskitis geliştiğinin tıbbi belgelerden anlaşıldığı, kişinin ... Hastanesi"nde yapılan bel fıtığı ameliyatı sonrası ortaya çıkan durumun bu tür ameliyatlardan sonra her türlü özene rağmen oluşabilen herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmal izafe edilemeyen "komplikasyon" olarak nitelendirildiği ve ameliyatı gerçekleştiren sağlık çalışanlarına atfı kabil kusur bulunmadığı belirlenmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
    Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)(TBK 502.506)
    Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören Vekil özenle davranma zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md)(TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
    Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1(TBK 510) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
    Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; mahkemece Adli Tıp Kurumu raporu esas alınarak hüküm verilmiş ise de raporda enfeksiyonun yarada mı omurgada mı oluştuğunun belirlenmediği, hastanenin gerekli hijyen koşullarına sahip olup olmadığının değerlendirilmediği, hastada oluşan enfeksiyonun zamanında teşhis edilip edilmediği, edildi ise gerekli tedaviye derhal başlanıp başlanmadığı hususlarında yeterli açıklamayı içermediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, bel fıtığı konusunda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, özellikle enfeksiyonun nerede oluştuğu, bu oluşumda hastanenin hijyen koşullarına dikkat edip etmediği,oluşan enfeksiyonun zamanında teshis edilerek doğru tedaviye başlanıp başlanmadığı hususları nazara alınarak davalı doktora yüklenebilecek atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususlarında, nedenlerini açıklayıcı, davacı tarafın itirazlarını karşılayacak mahiyette, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi