10. Hukuk Dairesi 2020/1764 E. , 2020/6100 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye
Mahkemesi : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No : 2019/605-2020/151
İlk Derece
Mahkemesi : Balıkesir 1. İş Mahkemesi
No : 2018/203-2019/100
Dava, davacının 01/03/2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum avukatınca istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davalı Kurum avukatı tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01/07/1996-23/03/2011 tarihleri arasındaki primi ödenmiş Tarım Bağ-Kur kapsamındaki sigortalılığının iptal edildiğini ve yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin talebinin reddedildiğini, davacının bilgisi dışında 1997 yılı Ocak ve Şubat aylarında 1"er gün zuhulen SSK kapsamında sigortalı olarak gösterildiğini, davacının böyle bir çalışması olmadığını ileri sürerek davacının 01/03/2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, 506 sayılı kanun kapsamındaki çalışmaları nedeniyle tevkifata dayalı olarak 01/07/1996 tarihinde yapılan tescil isteminin geçersiz sayıldığını ve tescil tarihinin Kuruma ilk müracaat tarihi olan 23/03/2011 tarihi olarak güncellendiğini, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; 23/02/2018 tarihinde tahsis talebinde bulunan davacının toplam sigortalılık süresinin 18 yıl, 8 ay, 25 gün (6745 gün) olduğu, prim borcunun bulunmadığı, yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli 25 yıllık sigortalılık süresi olan 5525 gün ve 52 yaş şartını tamamlamış olduğu dolayısıyla yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazandığı gerekçesiyle “Davanın kabulü ile , Davacının 01/03/2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince; ”Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, ” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mevzuat gereğince hizmet akdine dayalı sigortalılığın Tarım Bağ-Kur sigortalılığı ile çakışması halinde Tarım Bağ-Kur sigortalılığının sona ereceğini, Kurum tarafından yapılan işlemlerde usülsüzlük olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
İncelemeye konu dosya kapsamına göre, davacının 23.03.2011 tarihli giriş bildirgesi üzerine 30.06.1996 tarihinde yapılan prim kesintisine dayalı olarak 01.07.1996 tarihinden geçerli olmak üzere 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım Bağ-kur sigortalısı olarak kayıt ve tescil edildiği, davacının 6111 sayılı yasa uyarınca birikmiş 4259 günlük prim borçlarını ödediği ve 23/02/2018 tarihinde tahsis talebine bulunduğu , bunun üzerine Kurumun davacının 01/07/1996 tarihinde tevkifat kesintisine dayalı başlayan Tarım Bağ - Kur sigortalılığının 15/05/1996 - 28/02/1997 tarihleri arasında kesintili geçen 125 günlük SSK kapsamında çalışma kaydı ile çakışması nedeniyle 01/07/1996 tarihinden başlayan ve primleri ödenmiş 4259 günlük Tarım Bağ - Kur sigortalılığından, 31/07/2018 tarihli yazı ile 1380 gün dışındaki 2789 günü iptal ettiği, bu durumda SSK kapsamındaki 2354 günle birlikte davacının toplam 3734 günlük prim gün sayısının yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli olmadığı gerekçesiyle talebini reddettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece davacının dava konusu dönemde sigortalılık koşullarını sürdürüp sürdürmediğini araştırmaksızın primlerini 6111 sayılı Yasa kapsamındaki aftan yararlandırmak suretiyle tahsil ederek uzun yıllar boyu uyuşmazlık çıkarmadan kullanan, sigortalılığının son bulduğu yolunda kendisini zamanında uyarmayan, aksine sigortalılığın 01/07/1996 tarihinden beri kesintisiz olarak devam ettiği yönünde davacıya güvence veren davalı kurumun, primlerini tahsil ettiği hizmetleri sonradan geçersiz sayması iyiniyet kuralları ile bağdaşmamakta olduğu gerekçesiyle davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Mahkemenin, ürün tesliminden dolayı yapılan tevkifatlara göre 01.03.1997–31.12.2000 tarihleri arası dönemde davacının 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun kabulü yönündeki kararı yerinde ise de; 506 sayılı yasa kapsamında çalışmalarının bulunduğu 01/07/1996-28/02/1997 tarihleri arası dönem ve ürün teslimi veya tevkifatın görülmediği, tarım faaliyetinin sabit olmadığı 2001-2011 yılları arası dönem hakkında, toplu ödemenin geriye yönelik sigortalılık bahşetmeyeceği göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10. maddeleri ile 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin ilk fıkrasının (b) bendidir.
2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3. maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9. maddesi Kuruma re"sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 Karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;
1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun "Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere" Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11. maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6.maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki ilkeler ışığında, mahkemece, somut olayda kişinin başka bir sigortalılığı yoksa ancak 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olabileceği, her ne ad altında olursa olsun 2011 ve sonrasında yapılan toplu ödemelerin geriye dönük Tarım Bağ-Kur sigortalılığı bahşetmeyeceği, ürün teslimi ve tevkifat yapılan yıllara göre 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olabileceği gözetilmeli, ürün teslimi ve tevkifat olmayan 2001-2011 yıllar yönünden tevkifat ve tarım faaliyeti araştırması yapılarak sigortalılığı belirlenmeli, davacının tahsis koşulları da yapılacak araştırma ve elde edilen delillere göre yeniden irdelenmelidir.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının, HMK"nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.