Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2009/44336
Karar No: 2012/4246
Karar Tarihi: 15.02.2012

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/44336 Esas 2012/4246 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2009/44336 E.  ,  2012/4246 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
    Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    A) Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, müvekkilinin 01.01.1997-01.07.2007 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde şoför olarak çalıştığını, prim gün sayısının yeterli hale gelmesi üzerine 09.04.2007 tarihinde emekli olduğunu, davalı işverenin emeklilikten doğan hakları ödemediği gibi, 09.04.2007 tarihi itibariyle SSK destek primini de yatırmadığını, davacıya 01.01.2002 tarihinden sonra izin kullandırmadığı gibi, izin ücretinin de ödenmediğini, yine aynı tarih itibariyle davacıya sabahları erken gelip akşamları çok geç gittiği, hafta sonları ve bayramlar ile resmi tatillerde çalıştığı halde fazla çalışma, genel tatil ve bayram ücretlerinin de ödenmediğini, davacının en son aylığının 1.000 TL olduğunu ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin, genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
    B) Davalı Cevabının Özeti:
    Davalı vekili, davacının müvekkiline ait iş yerinde 10.08.1998 tarihi itibariyle yardımcı eleman olarak çalışmaya başladığını, davalı işyerinin elektrik işleri ile uğraştığını, vasıfsız işçi niteliğindeki davacının işe alındığını, 09.04.2007 tarihinde kesin olarak istifa ederek işten ayrıldığını, arada dönem dönem işten ayrılıp tekrar çalışmaya başladığını, asgari ücretle çalıştığını, davacının istifa ederek iş yerinden ayrılması nedeniyle kıdem tazminatı alacağının bulunmadığını, fazla mesai yapmadığını, kullanmadığı yıllık izin hakkının bulunmadığını, genel tatil ve bayramlarda çalışmadığını, işyerinde hafta tatillerinde çalışılmadığını, Pazar günü kesinlikle çalışılmadığını, haftalık mesai toplamının 45 saat olduğunu savunarak haksız davanın reddini talep etmiştir.
    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin müvekkilinin emekli olduktan sonra davalı iş yerinde çalışmasına devam ederken iş akdinin haksız olarak feshedildiğini iddia ettiği, davalı vekilinin ise davacının istifa ederek işyerinden ayrıldığını savunduğu, dosya içeriğinde davacıya ait istifa niteliğinde bir belge ya da bulgu mevcut olmadığından bu savunmaya itibar edilmediği, ... SGK"dan gelen kayda göre davacının emeklilik müracaat tarihinin 09/04/2007 olduğu, tanık beyanlarına göre emeklilik
    sonrasında çalışma olgusu ispatlanamadığından 10/08/1998-09/04/2007 tarihleri arasındaki hizmeti esas alınarak bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda fazla mesai alacağından 1/3 hakkaniyet indirimi yapılarak bakiye fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının reddine karar verilmiştir.
    D) Temyiz:
    Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
    E) Gerekçe:
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizin türü ve başlangıcı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
    4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin on birinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
    Faiz başlangıcı fesih tarihidir. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez.
    Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.
    Emekliliğe hak kazanma belgesi işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için faiz başlangıcı sayılmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir.
    İşe iade davası sonrasında işçinin süresi içinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmadığı tarih fesih tarihi olduğundan kıdem tazminatı bakımından faiz başlangıcı da, işçinin işe alınmayacağının açıklandığı tarih ya da bir aylık işe başlatma süresinin sonudur.
    Kıdem tazminatı ödenmekle feri hak olan faiz hakkı da son bulur. Ancak kıdem tazminatının kısmen ödenmesi durumunda son taksit ödeninceye kadar faiz hakkı saklı tutulabilir. Davanın açılması da ihtirazi kayıt anlamındadır.
    Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizi düzenleyen ilgili hükümde özel banka ile kamu bankası ayrımı yapılmamıştır.
    Yasada “uygulanan en yüksek faiz” sözcüklerine yer verilmiş olmakla sözü edilen faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı tespit olunmalıdır. Bankaların belli dönemlerde T. C. Merkez Bankasına uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranı filen uygulanmadıkça dikkate alınmaz.
    Bankaların uyguladıkları faiz oranları bir ya da birkaç aylık veya bir yıllık vadelerle belirlenmektedir.
    Bunlardan en uzun vade bir yıl olup, en yüksek faiz oranı da bir yıllık mevduata uygulanmaktadır.
    Bu durumda kıdem tazminatı için uygulanması gereken faiz, ödeme gününün kararlaştırıldığı ya da temerrüdün gerçekleştiği zamanda bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı olmalıdır. Aynı miktar için ikinci yılın başlangıcındaki en yüksek banka mevduat faizinin belirlenerek uygulanması, gecikme daha da uzunsa takip eden yıllar için de aynı yönteme başvurulması gerekir. Yıl içinde artan ve eksilen faiz oranları dikkate alınmaz. Yıllar itibarıyla faiz oranları değişebileceğinden kararda faiz oranının gösterilmemesi gerekir.
    Dava dilekçesinde belli bir faiz oranı ya da başka bir faiz türü gösterilmişse, istekle bağlılık kuralından hareket edilerek bu faiz oranını aşmayacak şekilde faize karar verilmelidir.
    Kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesini kabul eden işçi, bu konuda iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürüp, kanıtlamadığı sürece faiz hakkından vazgeçmiş sayılır.
    Taksitlerin zamanında ödenmesi durumunda ayrıca faize hak kazanılamaz. Bu konuda daha sonraki taksitlerin ödemesi sırasında ihtirazı kayıt ileri sürülmesinin sonuca bir etkisi yoktur. Ancak, taksitlerden bir ya da bazılarının gününde ödenmemesi durumunda hak kazanılan kıdem tazminatının tamamı için faize karar verilmelidir.
    İşçinin taksitli ödemeyi öngören ödeme planını kabulü, ancak taksitlerin gününde ödenmesi halinde işveren yararına sonuç doğurur. Taksitler gününde ödenmediğinde işçinin taksitli ödeme anlaşmasıyla bağlı olduğunda söz edilemez. İşçi, işverence anlaşmaya uyulacağı varsayımı ile taksitli ödemeyi kabul etmiş sayılmalıdır. İş hukukunda işçi yararına yorum ilkesi de bunu gerektirir.
    Bu itibarla, kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesini öngören anlaşmanın işverence ihlali halinde işçi, kıdem tazminatının tamamı için fesih tarihinden itibaren faize hak kazanır. Daha önce yapılan ödemeler de Borçlar Kanununun 84 üncü maddesi uyarınca öncelikle faize ve masraflara sayılmalıdır.
    Kıdem tazminatı gecikme faizi niteliğinde olduğundan, faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Dairemiz kararları bu yönde kökleşmiştir. (Yargıtay 9.HD. 27.6.2005 gün 2005/19196 E, 2005/22752 K.). Faiz alacağı başlı başına icra takibi ya da davaya konu olsa dahi, faiz niteliğini kaybetmediğinden ayrıca faize hak kazanılamaz.
    Somut olayda, davacının yaşlılık aylığına hak kazandığına ilişkin belgeyi davalı işverene verdiğine dair dosyada delil bulunmadığından, kıdem tazminatı faizinin dava tarihi yerine fesih tarihinden itibaren hükmedilmesi hatalı olup bozma nedeni ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HMK’nun 370/2 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
    F) Sonuç:
    Hükmün 2 numaralı bendinin tamamen çıkartılarak yerine;
    “12.114,29 TL kıdem tazminatının dava tarihi olan 05.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine” bendi yazılmak suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi