10. Hukuk Dairesi 2014/19706 E. , 2014/24055 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; davalıya ait işyerinde 07.07.1986-31.05.2003 tarihleri arasında geçen çalışmaların tespiti istemine ilişkin olup; mahkemece, davacının kesintili olarak,07.07.1986-31.05.1988; ....08.1991-01.05.1993; 02.07.1993- 31.05.1994; ....06.1994-31.05.1995; 27.06.1995-01.....1995; 08.07.1996-31.05.1997; 23.07.1997-31.05.1998 ve ........1998-31.05.1999 tarihleri arasında, mükerrer kayıt olmayacak şekilde, davalı ..."nde profesyonel futbolcu olarak tam gün ve sürekli sigortalı çalıştığının tespitine , bakiye talebin reddine karar vermiştir
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanunun 79/.... maddesidir. Anılan Kanunun .... maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır.
Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/.... maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak ... yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe
girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun .... maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun .... maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacının çalışmalarının kesintili olduğu,davalı işverenlikten ilk işe giriş bildirgesinin ....08.1986 tarihinde verildiği,daha önceden hak düşürücü süreyi kesecek herhangi bir belgenin Kuruma verilmediği, 07.07.1986-....08.1986 tarihleri açısından beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu tarihe kadar dava açılmadığı, tarihten önceki çalışmalarının hak düşürücü süreye uğradığı, mahkemece gözetilmeden, hüküm kurulmuş olup bu süreler açısından kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.....2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici .... maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Hükmün iki numaralı bendinde yer alan “07.07.1986-31.05.1988"" ibareleri silinerek yerine ....08.1986-31.05.1988 ibaresinin yazılmasına ve bu şekliyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ........2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.