
Esas No: 2019/765
Karar No: 2020/924
Karar Tarihi: 12.02.2020
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2019/765 Esas 2020/924 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında belediye hizmetlerinin ifası için hizmet alımı işine ait sözleşme imzaladığını, bu sözleşme kapsamında çalıştırılan ancak davalı şirketin işçisi olan ... isimli şahsın işten çıkarıldıktan sonra müvekkili aleyhine iş mahkemesine ihbar kıdem tazminatı davası açıldığını, davanın kabulüne karar verildiği, müvekkili idare tarafından bu konu hakkında icra takibine başlandığı, müvekkili tarafından 13.710,01 TL"nin banka havalesi ile yatırıldığını, müvekkili firma ve davalı arasında imzalanan sözleşmeye göre davalının ilgiliye gereken ödemeye yapması gerektiğini ileri sürerek; idarenin ödemiş olduğu tazminat bedeli 13.710,01 TL"nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl işverenin alt işverene rücu hakkı, rücuya konu dava dışı işçinin alt işverende çalıştığı dönemle sınırlı olduğunu, bu bakımdan davacının ödediğini beyan ettiği işçiye ilişkin ödemeler bakımından tüm ödemeler için değil de sadece müvekkilinin davalı bünyesinde söz konusu işçinin çalıştığı dönemle sorumluluğunun sınırlı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı işçi olarak çalışan ..."in davacı ... ile davalı şirket arasındaki ihale sözleşmelerinde tarif edilen iş kapsamında 01/08/2004 ile 14/01/2010 tarihleri arasında davacı belediyeye ait iş yerinde çalıştığı, davalı akdeniz temizlik şirketinin son alt iş veren olduğu, iş yeri devrine ilişkin hükümler uyarınca dava dışı işçi ..."in önceki alt iş verenler nezdinde ki çalışma süresini de devraldığı bu nedenle adı geçen işçinin kıdem tazminatının tamamından sorumlu olduğu, feshe bağlı haklar olan ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinden son iş veren sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı
müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile ödenen bedelin tamamından son işverenin sorumlu tululması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 12.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.