10. Hukuk Dairesi 2014/16226 E. , 2014/23157 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Akşehir 1. Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Tarihi :14.01.2014
No :2010/397-2014/20
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi .. . tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
15.06.1999-02.07.1999, 07.04.2003-30.10.2003 ve 22.08.2005-15.09.2009 dönemlerinde davalı işveren .. adına tescilli 76095.42 sicil numaralı eczane işyerinden, 01.05.2002-30.12.2002 döneminde de davalı işveren..adına tescilli 11046617.42 sicil nolu özel bina inşaatı işyerinden tam bildirim ve prim ödemeleri gerçekleştirilen ve 12.01.2004-12.04.2005 döneminde askerlik yaptığı belirgin bulunan davacı hakkında, 15.06.1999, 01.05.2002 ve 07.04.2003 tarihlerinde çalışmaya başladığını gösteren işe giriş bildirgeleri düzenlendiği anlaşılmakta olup, 1996-2009 Temmuz döneminde, eczacılık faaliyetinin yürütüldüğü davalı işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davada mahkemece yapılan yargılamada, ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79’uncu maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6’ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hata, hile veya manevi baskı
altında imzaladığını ileri sürmemiş ya da imzanın kendisine ait olmadığını veya kesintisiz çalıştığını belirtmemiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturmaktadır. Bu karinenin aksi ise ancak eş değer delillerle kanıtlanmalı ve bu kapsamda tanık anlatımlarına değer verilmemelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; 15.06.1999, 01.05.2002 ve 07.04.2003 tarihlerinde çalışmaya başladığını gösteren işe giriş bildirgelerinin davacıya atfen atılı imzalar içermesi dikkate alınmak suretiyle yöntemince inceleme ve araştırma yapılmalı, bahse konu bildirgeler yönünden, imzanın davacıya aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de, aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine, davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için, davacıya delilleri sorulmalı, kayıtlarda gözükmeyen çalışmaların neden kayıtlara geçmediği yöntemince araştırılmalı, uyuşmazlık konusu olan 1996-21.08.2005 dönemini içerir davalı işveren adına tescilli işyerine ait dört aylık sigorta primleri bordroları ile aylık prim ve hizmet belgelerinin tamamı davalı Kurumdan getirtilerek bu bordro ve belgelerde yer alan diğer sigortalılar ile yöntemince belirlenecek aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ile çalıştırdıkları kişilerin bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, ilk yargılama aşamasında ifadeleri alınan tanıkların beyanları da gözetilerek belirdiği takdirde anlatımlar arasındaki çelişkiler giderilmeli, davacının çalışmalarının kesintiye uğradığının tespiti halinde kesintinin gerçekleştiği dönem yönünden hak düşürücü süre irdelenmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 07.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.