5. Ceza Dairesi 2017/834 E. , 2018/8918 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hükümden sonra 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik CMK"nın 253. maddesi ile uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve hükmün açıklanmasına esas olan mahkumiyete konu TCK"nın 106/1-1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığı, her ne kadar aynı Yasanın 125/1. maddesindeki hakaret suçu önceden de uzlaşma kapsamında ise de, 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle CMK"nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, TCK"nın 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, bu suçlar yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
Sanık hakkında tefecilik suçundan kamu davası açıldığı, Hazinenin bu suçun mağduru olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK"nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; Hatay 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2014 gün ve 2013/724 Esas, 2014/131 Karar sayılı ilamıyla sanık hakkında tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2016/7565 Esasına kaydedildiği, suç tarihinin 14/01/2007, iddianame tarihinin 11/02/2009 olduğu, temyize konu bu kamu davasında ise suç tarihinin 10/04/2007 tarihli iddianameye göre 28/03/2007 olması karşısında, mümkünse davaların birleştirilmesi, kesinleşmesi veya birleştirme olanağının ortadan kalkması durumunda ise asılları ya da onaylı örneklerinin bu dosya arasına konulması, gerektiğinde vergi dairesine yazı yazılarak vergi inceleme raporu düzenlettirilmesi sonrasında suçun sübutu halinde sanığın hukuki kesinti bulunmayan eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme tek tefecilik suçunu oluşturacağı da gözetilerek hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/06/2007 tarih ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi, yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 gün olarak tayin edilmesi,
Sanık hakkında gerekçe yazılmadan 22/10/2009 tarih, 2007/351 Esas, 2009/678 sayılı Karara atıf yapılarak yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile TCK"nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına karar verilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve E. 2014/140; K. 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete"nin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK"nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, mağdur Hazine vekili ve sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.