10. Hukuk Dairesi 2014/17704 E. , 2014/22875 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Batman İş Mahkemesi
Tarihi : 05.12.2013
No : 2012/658-2013/493
Dava, çakışan 5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesi kapsamıdan sigortalı sürelerin iptali ile kesilen iş kazası ölüm gelirinin yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ve gelirlerin yasal faiziyle birlikte tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi.. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalı Kurum tarafından 01.09.2003–04.06.2006, 01.08.2006–16.01.2007 ve 01.08.2007–17.02.2011 tarihleri arasında tarımsal faaliyetine göre 2926 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesi) kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı kabul edilen ve 01.01.2011–17.02.2011 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi) kapsamında zorunlu sigortalılığı bulunan davacının murisi sigortalı Sabahattin Sönük"ün; 17.02.2011 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu ölmesi üzerine, hak sahibi davacıya iş kazası ölüm geliri bağlandığı anlaşılmaktadır. Davalı Kurum tarafından ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin işlemler sırasında 5510 sayılı Kanunun 53"üncü maddesi uygulanmak suretiyle aynı Kanunun 4/1-b maddesi kapsamında ölüm aylığı bağlanması gerektiği gerekçesiyle gelirin iptal edilmesi ve yersiz gelirlerin iadesinin istenmesi üzerine davacı; çakışan 5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesi kapsamıdan sigortalı sürelerin iptali ile kesilen iş kazası ölüm gelirinin yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ve gelirlerin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 5510 sayılı Kanunun 53"üncü maddesinde 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sosyal Güvenlik Hukuku"nda, bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, “yararlanmada ve yükümlülükte teklik ilkesi” egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı nitelikte sigortalılıklar kapsamında bulunulamaz. Çifte (çakışan) sigortalılık olarak adlandırılan bu statü kanun hükümleriyle engellenmiştir.
Davada öncelikle çakışan sigortalılık bakımından çözülmesi gereken sorun, 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce çakışan dönemde davacının hangi yasal düzenleme çerçevesinde sigortalı olduğu hususudur.
Davanın yasal dayanağı, ihtilaf konusu dönemde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun 4"üncü maddesinin 1"inci fıkrasının (b) bendi ile aynı Kanunun 53"üncü maddesidir. 5510 sayılı Kanunun 4"üncü maddesinin 1"inci fıkrasının (b) bendi gereğince “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, … Tarımsal faaliyette bulunanlar, …” sigortalı sayılmışlardır.
Sigortalılık hallerinin birleşmesini düzenleyen 53"üncü maddenin birinci fıkrasında ise, sigortalının, 4"üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı belirtilmiştir.
Bu bağlamda 5510 sayılı Kanunun 53"üncü maddesinde, 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Kanunun 33"üncü maddesi ile yapılan değişiklik üzerinde de durmakta yarar vardır. Anılan değişiklik ile, 53"üncü madde “Sigortalının 4"üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır..." şeklinde değiştirilmiş ise de; 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe dair 215/b maddesindeki, "...33...maddesi yayımı (25.02.2011) takip eden ayın birinci günü (01.03.2011)yürürlüğe girer." düzenlemesi ile, "Kanunun 53"üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmaz." şeklindeki aynı Kanunun Geçici 33"üncü maddesi gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümünde, 5510 sayılı Kanunun 53"üncü maddesinin, 6111 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki halinin esas alınacağı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; 5510 sayılı Kanunun sigortalı sayılmayanlara dair 6"ncı maddesinin "ı" bendi hükmünde, "...tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler..."in, aynı Kanunun 4"üncü maddesi kapsamında sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir.
Bütün bu açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede; murisin 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmaya başladığı 01.01.2011 tarihi ile iş kazası sonucu öldüğü
17.02.2011 tarihleri arasındaki çakışan sigortalı sürelerinden 5510 sayılı Kanunun 53"üncü maddesi (6111 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki hali) uyarınca önce başlayan 4/1-b sigortalılığına itibar edilmesi yönündeki Kurum işlemi yerindedir. Ne var ki; murisin 01.10.2008 tarihinden sonra tarımsal faaliyetle iştigal edip etmediği yöntemince araştırılarak ve özellikle 6/ı bendi uyarınca irdeleme yapılarak, 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem bakımından tarımsal faaliyete dayalı sigortalı olup olmadığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli; 4/1-b maddesi kapsamında sigortalılık niteliğinin olmadığının anlaşılması halinde çakışan sigortalılığın söz konusu olmayacağı gözetilmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre yapılacak araştırma ve irdeleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.