13. Hukuk Dairesi 2016/2002 E. , 2018/4978 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, 06.09.2010 tarihli sözleşme ile ve bu sözleşmeye ekli 06.09.2010 tanzim ve 30.12.2010 vade tarihli 6.000,00 TL’lik senet ile davalı borçludan 6.000,00 TL asıl alacak, 8.100,00 TL işlemiş faiz, 1.200,00 TL’si % 20 cezai şart olmak üzere toplam 15.300,00 TL alacaklı olduğunu, alacağının ödenmemesi sebebiyle davalı hakkında .... 1. İcra Müdürlüğü"nün 2013/782 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı borçlunun takibe ve borca kısmen itiraz ettiğinden takibin durdurulduğunu, davalının itirazının yerinde olmadığını belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, icra takibinin 9.300,00 TL’lik kısmına itiraz ettiğini, 6.000,00 TL’lik senetli alacağa karşı itiraz etmediğini, alacağın kambiyo senedinden kaynaklandığını, davacının kambiyo senetlerine dayalı takip yapması gerekirken, kambiyo senetleriyle ilgisi olmayan sözde sözleşmeye dayalı takip başlattığını, aylık % 5 faiz ve % 20 cezai şart uygulamasının kabul edilebilir olmadığını belirterek davanın reddi ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile ... 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/782 takip sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle faizin 1.196,90 TL olarak tespitine bu miktar üzerinden borçlunun itirazının iptaline, faiz yönünden takibin 1.196,90 TL üzerinden devamına, cezai şart yönünden talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalının sözleşme ve senede dayanan ve sözleşmeden kaynaklanan fer’ilerini ödenmediği için başlattığı takibe vaki itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, icra dosyasına sunulan 06.09.2010 tarihli belgenin sözleşme olarak nitelendirilemeyeceğini,sadece borçlunun imzasının bulunduğunu, ödeme kısımlarına ilişkin taksitlerin boş bırakıldığını, cezai şart talep edilebilmesi için tarafların edimlerinin açıkça belirlenmesi ve sözleşme olması gerektiğini, tek taraflı borçlunun imzasına dayanılan belge ile cezai şart istenemeyeceğini, bilirkişinin takip konusu senede dayanan faizin 7.979,18 TL olarak belirlendiğini, sözleşmesel faizin tahakkuk edilebileceğinin belirlendiğini, ancak taraflar arasındaki asıl borç ilişkisinin tarafların beyanları ve belgeye göre gübre alım satımından kaynaklandığını bu sebeple davalı borçlu hakkında ilamsız takip yapıldığını bu nedenle yasal faiz istenildiğini 30.12.2010 tarihiyle takip tarihi arasındaki yasal faizin 1.196,90 TL olarak hesaplandığını, bu sebeple borçludan yasal faiz talep edilebileceğini, ortada sözleşme olmadığı için sözleşme faizi istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlığa ilişkin olarak; Gerek yargılama aşamasında gerekse temyiz incelemesine geldiği aşamada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinde, "Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır" denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde aynen"Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır." düzenlemesi getirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)’nun 88. maddesindeki “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Mahkemece, 6198 sayılı TBK"nın 88 ve 120. maddeleri dikkate alınarak işlemiş faiz miktarının tespiti gerekirken yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 56,49 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.