11. Hukuk Dairesi 2018/835 E. , 2019/5869 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Burdur 1. Asliye Hukuk Mahkemesi"nce verilen 25/12/2015 gün ve 2012/131-2015/450 sayılı kararı onayan Daire"nin 07/12/2017 gün ve 2016/13142-2017/6988 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı limited şirketin 03/04/2009 günlü 2009/51 sayılı kararı ile anasözleşmenin 10. maddesinde sermaye arttırılması için bütün ortakların ittifakıyla karar alması gerektiğine dair hükmünün şirket sermayesinin 2/3 çoğunluğunun alacağı karar ile yapılabileceği şeklinde değiştirildiğini, anılan toplantı için müvekkiline her hangi bir çağrıda bulunulmadığını, toplantıya katılanlar arasında adı görülen Zehra Solak"a ait imzanın daha önce şirket hisse devri için noterde atılan imzalardan farklı olduğunu, yalnızca bir ortağın katılarak almış olduğu kararın yok hükmünde olduğunu, davalı şirketin 03/04/2009 günlü 51 sayılı kararının yasa ve anasözleşmeye aykırı olduğunu, buna bağlı olarak 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı 2007 yılı karının ortaklara dağıtılmayıp sermayeye eklenmesi kararının da aynı nedenlerle hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 03/04/2009 günlü 51 sayılı kararı ve bu karara dayanılarak alınan 25/06/2009 günlü 2009/53 sayılı ortaklar kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yargılama aşamasında davalının ortaklık sıfatının ortadan kalktığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, limited şirket ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.04.2014 tarih, 2013/11-1048 E. 2014/430 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere anonim şirket genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, iptal, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir. Genel kurul kararlarının iptali talebinde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK’nın 445 ve 446.maddelerindeki sebep ve prosedürlerin varlığı dikkate alınır. Anonim şirket genel kurul kararlarının butlan sebepleri ise Kanun’un 446.maddesinde örnekseme yöntemiyle sayılmıştır. Buna karşın, anonim şirket genel kurul kararlarının yokluğu müessesesi TTK’da düzenlenmemekle birlikte, Yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196). Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir.
Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen göz önünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 Sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.3.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Davalı şirketin iptali istenen 03/04/2009 günlü 2009/51 sayılı kararı incelendiğinde dava dışı İbrahim Solak ve Zehra Solak’ın katılımı ile genel kurulun yapıldığı, anasözleşmenin 10. maddesinde yer alan sermayenin arttırılması için bütün ortakların ittifakıyla karar alması gerektiğine dair hükmün şirket sermayesinin 2/3 çoğunluğunun alacağı karar ile değiştirilebileceğine dair değişikliğin kabul edildiği, anılan toplantıya davacının katılmadığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. Keza Dairemizin 06.09.2013 tarih, 2013/2111 E. 2013/15128 K.sayılı, 06.12.2013 tarih, 2012/7227 E. 2013/22324 K. sayılı ve 08.10.2015 tarih 2014/13505 E. 2015/10256K. Sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, anasözleşmede ağırlaştırılmış bir nisabın öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür. Ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir. Başka bir deyişle anasözleşmenin ağırlaştırılmış nisap öngören hükmü, yine ancak o hükümde gösterilen nisaplara uyularak değiştirilebilir.
Davacı vekili, 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı kararının da iptalini talep etmiş olup söz konusu karar “Şirketimizin 2007 ve önceki yıllara ait olup, şirket bilançosunda kayıtlı olan karlarının ortaklara dağıtılmayıp şirket sermayesine ilavesine karar vermek de dahil olmak üzere, bu konuda gereken işlemlerin en kısa zamanda ikmal edilmesine … oy çokluğu ile karar verildi” hükmünü içermektedir. Davacı taraf bu karar uyarınca pay oranının düştüğünü ileri sürmekte olup, Mahkemece, bu kararın sermayenin arttırılması niteliğinde olup olmadığı ve bu kararında oybirliği ile alınması gerekip gerekmediği hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken bu hususta da bir değerlendirme yapılmamıştır.
Somut davada Mahkemece, dava tarihinde davalı şirketin ortağı olmasına rağmen yargılama aşamasında ortaklık sıfatı sona eren davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı ve davacı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere hukuki yararı bulunan her ilgili genel kurul kararlarının yokluğunun tespitini isteyebilir. O halde, Mahkemece, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtları ve taraflar arasında görülen diğer davalara ilişkin ilam suretleri de nazara alınarak, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda iptali istenilen her iki karar yönünden de kararların niteliği ve aranması gerekli nisaplar itibariyle kararların yoklukla malül olup olmadığı ve bu itibarla davacının işbu davayı açmakta ve sürdürmekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce onaması doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin 07.12.2017 tarih 2016/13142 E. 2017/6988 K.sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 07.12.2017 tarih 2016/13142 E. 2017/6988 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyene iadesine, 26/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.