13. Hukuk Dairesi 2015/41488 E. , 2018/4944 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, davacı ..."nün davalı hastanede dava dışı Doktor ... tarafından gebelik süreci boyunca takip edildiğini, 29.08.2011 tarihinde davacı ..."nün karnındaki bebeğinden herhangi bir hareket hissetmemesi nedeniyle davalı hastaneye gidildiğini, burada davalı Doktor ... tarafından kontrol edildiğini ve herşeyin normal olduğu bilgisinin verildiğini, ancak eve gelindiği esnada başlayan kanama neticesi tekrar gidilen hastanede bu defa doğumun başladığının söylenerek kendisinin bir ebe nezaretinde doğumhaneye alındığını, bu ebenin de bir hizmetliye bu davacıyı teslim ederek yanından ayrıldığını, hizmetlinin acil çağrısı üzerine davalı doktorun doğumhaneye geldiğini, ancak anne karnındaki bebeğin kaybedildiğini, daha sonra davalı doktorun aslında yabancı uyruklu olup denklik belgesine sahip olmaması nedeniyle doktor sıfatına da haiz olmadığının öğrenildiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000.00 TL maddi, 50.000.00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000.00 TL"nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; davanın haksız açıldığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Adli Tıp Raporuna dayanılarak; davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat taleplerini kısmen kabulü ile davacı ... İçin 5.000,00-TL, davacı ... için 5.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davanın taraflarınca temyiz edilmiştir.
1-Davacıların eldeki dava ile davalı hastane bünyesinde davalı şahıs tarafından gerçekleştirilen doğum işlemlerinde yeterli özenin gösterilmediğini ileri sürerek, tazminat talebinde bulunduğu, yargılama esnasında aldırılan 23.10.2013 tarihli Adli Tıp Raporuna göre; “gebelik bulgularına göre yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, sağlık personeli ve hekimlerin kusurlarının bulunmadığı”"nın belirtilmiş olduğu, bu nedenle, mahkemece, davacıların maddi tazminat taleplerinin reddedildiği, her ne kadar, Adli Tıp Raporuna göre doğuma katılan sağlık personeli ve doktorun kusurunun bulunmadığını belirtmiş ise de gerek Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/81469 Soruşturma numaralı dosyasında yapılan soruşturmada, gerekse ... 9 Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/628 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada ve tanık anlatımlarına dayalı Adli Tıp Kurul raporunda davalılardan Renginar"ın doğuma iştirak ettiği, ancak Türkiye"de doktorluk/ebelik yapma yetkisinin bulunmadığı, davalı ..."ın denklik işlemi yapılmadan bununla ilgili yasal prosedürü tamamlamadan fiilen davalı hastanede çalıştırıldığı, doğuma başka doktor girmiş gibi epikriz düzenlendiği, bu şekilde davacıların yanıltıldığı, yetkisiz doktor çalıştıran hastanenin davacılara karşı güven sarsıcı davranışta bulunduğu, ayrıca doğuma yeterlilik belgesi bulunmayan doktorun katılarak doğumda bebeğin vefatının davacıların derin acı ve üzüntü yaşamasına sebep olduğu gerekçesiyle davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen karşılanmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Bir davada, dayanılan maddi olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini bulmak ve uygulamak HUMK.76. maddesi gereği doğrudan hakimin görevidir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayanılmıştır. (818 s. BK. 386-390) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1 md.) O nedenle hekimin ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Vekil, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Mahkemece, alınan Adli Tıp Raporunda gebelik bulgularına göre yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, sağlık personeli ve hekimlerin kusurlarının bulunmadığının mütalaa edilmesi üzerine davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun incelenmesinde bebeğin anne karnında göbek kordonunun boyna dolanması sonucu ölmüş olduğunun kabulünün gerektiğinin belirtildiği, yine tanık beyanlarında sabah muayenesinde tespit edilen rahim ağzındaki 4 cm açıklığa rağmen nedeni bilinmeyen şekilde davacı anne adayının davalı şahıs tarafından evine gönderildiğinin, hastanın tekrar başvurusu üzerine alındığı doğumhanede bebeğin kalp atışının tespit edilemediğinin belirtildiği, yine raporda aynı hasta ismi ve numarası taşıyan iki farklı epikriz raporunun bulunduğunun tespit edildiğinin belirtildiği görülmektedir. Yine rapordan anlaşılacağı üzere bu epikriz raporları ve diğer kayıtlar ile tanık anlatımları arasında derin farklılıklar mevcuttur. Hükme esas alınan adli tıp raporu ile tüm bu hususların tespiti yapılmış ve ancak “...ebe Ayten Çevik"in ifadesinde Dr.... tarafından sabahleyin hastanın yapılan ilk muayenesinde rahim açıklığının 4 cm olduğunu öğrendiğini beyan etmekle beraber bunu kanıtlayan elde herhangi bir belge olmadığından sabah kişinin hastaneye ilk müracaatı sırasında yatış endikasyonu bulunup bulunmadığı hususunda kesin görüş bildirilemeyeceği” mütalaa edilmiştir. Bu haliyle hükme esas alınan rapor kendi tespitleriyle çelişen ve soyut ifadeler ile sonuca varan bir rapor olup, yetersizdir, hükme dayanak yapılamaz.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece yapılması gereken iş, Üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından seçilecek, konularında uzman bilirkişilerden oluşacak bir kurul aracılığı ile, dosyadaki tedavi evrakları ve kayıtlar, taraf savunmaları, tanık anlatımları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu olayda meydana gelen “anne karnında göbek kordonunun boyna dolanması sonucu ölüm” durumunun doğumun hemen öncesi ve doğum sırasında gerçekleştirecek iş ve eylemlerle engellenip engellenemeyeceğini de izah eden ve oluşan sonucun sebeplerini gösteren açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar vermektir. Eksik inceleme ve mevcut delilleri değerlendirmede yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenlerine göre, davacının ve davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacıların ve davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 170,80 TL harcın istek halinde davalılara, 27,70 TL harcın davacılara iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.