
Esas No: 2018/4820
Karar No: 2019/3162
Karar Tarihi: 09.04.2019
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/4820 Esas 2019/3162 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı ile bir tanesi kendisi diğeri kardeşi .... için olmak üzere 2 adet daire satın alma konusunda anlaştıklarını, kendi dairesi için payına düşen 25.000 Euro parayı davalıya ödediğini ancak davalının her iki daireyi de ...."ın eşi .... üzerine tescil ettirdiğini, dairesini kendi üzerine alabilmek için .... Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 2008/237 esas sayılı dosyasında tapu maliki .... hakkında açmış olduğu davanın reddedildiğini, 05.04.2005 tarihinde parayı Ziraat Bankası hesabından aktarmak suretiyle davalıya ödediğini belirterek öncelikle evinin tarafına verilmesini, aksi takdirde 75.000,00 TL paranın tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın sebepsiz zenginleşme davası olduğunu ve zaman aşımına uğradığını, davacı ve kardeşi ...ile .... Mahallesi 109 ada 13 parsel sayılı taşınmazda bulunan iki adet dairenin satımı hususunda anlaştıklarını, anlaşma bedeli olan 48.000 Euronun 25.000 Eurosunun peşin kalan kısmın zaman içinde olmak üzere ... ve eşi .... tarafından ödendiğini, davacının parayı ödememesi üzerine davacının da bilgisi dahilinde dairenin...."ın üzerine tapuda devir gerçekleştirildiğini, davacı tarafından kendisine yapılmış herhangi bir ödemenin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının açmış olduğu dava ile yapılan inşaat anlaşması gereğince belirlenen iki dairenin satıcı davalı tarafından tapusunun verildiğini kabul etttiği, davacı tarafın bu kabul iradesi nedeniyle bedeli ödenen ve satıma konu yapılan dairelerin tapularının davalı tarafından verildiği ve bu şekilde ediminin yerine getirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, harici taşınmaz satımına yönelik ödenmiş bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdatı talebine ilişkindir.
Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde yapılmadığı için TMK"nın 706, TBK"nın 237., Tapu Kanununun 26. ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir. Geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade etmekle yükümlüdür. İade edilirken, ödenen paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması gerekmektedir. Bu şekilde, denkleştirici adalet ilkesi gereğince, tam bir eski hale getirme yükümlülüğü yerine getirilmiş olmaktadır.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.
Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 61 ve devamı maddelerindeki (TBK"nın 77 ve ardından gelen maddelerindeki) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme; bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.
Davacı, bu davada davalı müteahhitten 25.000 Eurosu peşin ödenerek toplam 48.000 Euro"ya bir tanesi kendisi için bir tanesi dava dışı kardeşi için 2 adet daire satın alındığını, 25.000 Euro"yu kendisinin ödemiş olduğunu ancak her iki dairenin mülkiyetinin de dava dışı kardeşinin eşinin üzerine geçirildiğini oysa dairelerden birini kendisi için aldığını bu sebeple davalının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, bu sebeple peşin ödemiş olduğu 25.000 Euro"nun denkleştirici adalet ilkelerine göre istirdatına karar verilmesini istemiş mahkeme ise satıma konu tapuların devrinin gerçekleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu"nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir. (HMK madde 190)
Davacının delil olarak dayandığı ....Asliye Hukuk Mahkemesi 2008/237 E. 2012/137 K. sayılı dosyasında tanık olarak gösterilen bu davanın davalısı ... 21/06/2010 tarihindeki duruşmada; "Ben müteahhitlik yapıyorum, dava konusu daireleri de ben yaptım, bundan yaklaşık 4 yıl önce davacı ve davalının eşi olan ... yanıma gelerek birer tane daire almak istediklerini söylediler, ve kendileri ile anlaştık, ileride yapılıp teslim edilmek şartıyla her ikisine birer tane daire sattım, bu anlaşmayı adi yazılı sözleşme ile yapmıştık, anlaşmadan bir gün sonra davacı ... banka hesabından benim hesabıma tahminen 30.000,00 TL kapora yatırdı, ilk anlaşma ya göre davacı ... ile... bana geldiklerinde ikisi birlikte o zaman Yusuf Yalçın ın eski bir dairesi vardı, onu bana vereceklerdi ve üzerini de davacı ... tamamlayacaktı, ben de onlara iki tane daire verecektim, ve aynı apartmanda oturacaklardı, böyle anlaşmıştık, taraflar ilk başta beraber hareket ediyordu, ancak kendi aralarındaki anlaşmanın içeriğini bilmiyorum, sonra anlaşmazlığa düştüler, daireler yapılıp teslim edileceği sırada davacı ... yaklaşık 10-12.000 Euro borcu kalmıştı, ancak kendisini parayı ödeyemeyince davalının eşi olan
.... ben parayı ödeyim, daireleri eşim adına alalım, ... benim kardeşim, biz kendisini ile sonra durumu hallederiz dedi. Ben de durumu ..."a aktardığımda oda kardeş olduklarını kendi aralarında halledebileceklerini tapu kayıtlarının davalı adına geçirilmesinde bir sakınca olmadığını söyleyince ben de tapuları davalı üzerine devrettim ve davacının vermesi gereken parayı da davalının eşi .... dan aldım, kardeşler arasındaki anlaşmazlığın detaylarını bilmiyorum, benim bildiklerim bundan ibarettir, göstermiş olduğunuz inşaat sözleşmesindeki imza bana aittir, anlaşma içeriği aynen doğrudur, sözleşmede peşin ödenen olarak görünen 25.000,00 Euro bana davacının hesaptan aktardığı para olabilir dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkeme önünde yapılan bu beyan davalıyı bağlayıcı niteliktedir. Mahkemece davalının bu beyanı iredelenip yukarıda anlatıldığı şekilde sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında değerlendirilerek sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün 6100 sayılı HMK ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK nın 428.maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 09/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.