2. Ceza Dairesi 2016/18875 E. , 2019/2337 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, CMK"nın 324/4 maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun"un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20,00 TL"den az olduğu halde yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin edilmesi gereken miktardan az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Olay günü lunaparka giden müştekilerin cep telefonu, para ve diğer eşyalarını müştekilerden ...’ün çantasına koyduktan sonra hep birlikte ranger isimli bir oyun makinesine binerek suça konu çantayı önlerindeki sıraya koydukları, bu sırada aynı makineye binen sanık ve yanındaki temyiz dışı sanıklar ... ve...’in bahse konu çantayı alarak olay yerinden uzaklaştıkları olayda; sanıkların çaldıkları çantadaki eşyaların farklı kişilere ait olduğunu açıkça bilebilecek durumda olmadıklarından eylemlerinin tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde sanığın her bir müştekiye karşı ayrı ayrı dört kez hırsızlık suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
2-CD inceleme tutanağı ve müştekilerin beyanlarına göre; olay günü hırsızlığın 22.00-22.14 saatleri arasında gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, UYAP"tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre; suç tarihinde gece vaktinin 21.32"de başladığı, bu suretle hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK"nın 143. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
3-CMK"nın 231. maddesinin 11. fıkrasında, “denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, mahkemenin hükmü açıklayacağı, ancak mahkemenin, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabileceği” hükmünün yer aldığı; buna göre; somut olayda sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklandığı ve bu durumda hükmün değiştirilmeden aynen açıklanması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi,
4-Kabule göre de;
Hükümden önce 01/03/2008 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5739 sayılı Yasa"nın 4. maddesi ile 5237 sayılı TCK"nın 50. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “yaptırımın” ibaresi “tedbirin” olarak değiştirilerek, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un 106. maddesinin 4 ve 9. fıkraları yeniden düzenlenmiş ve 10. fıkrası yürürlükten kaldırılmış olup, yasa değişikliğinin doğrudan hükmedilen ve hapisten çevrilen adli para cezalarının infazına ilişkin farklı rejimleri ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirildiği, adli para cezalarının tamamının bu değişiklikten sonra 5275 sayılı Kanun"un 106. maddesinde belirtilen yönteme uygun biçimde infaz edileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK"nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 11/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.