Abaküs Yazılım
10. Ceza Dairesi
Esas No: 2021/13905
Karar No: 2021/13179
Karar Tarihi: 08.12.2021

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/13905 Esas 2021/13179 Karar Sayılı İlamı

10. Ceza Dairesi         2021/13905 E.  ,  2021/13179 K.

    "İçtihat Metni"

    Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Bakırköy (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2013/628 esas, 2013/600 sayılı kararı ile Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli ve 2015/590 esas, 2016/550 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 06/05/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
    Dosya incelendi.
    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
    A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
    1- Şüpheli ... hakkında, 11/02/2013 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 18/03/2013 tarihli ve 2013/29613 soruşturma, 2013/12762 esas, 2013/5227 sayılı iddianamesi ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Bakırköy 9. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
    2- Evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiple birlikte Bakırköy 9. Sulh Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 28/03/2013 tarihli ve 2013/628 esas, 2013/600 sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 03/05/2013 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
    3- Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 01/06/2013 tarihli ve 2013/7300 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 26/06/2013 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyası kapatılarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
    4- Dosyanın Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesine devredilerek 2015/590 esasına kaydedildiği, Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 29/11/2016 tarihli ve 2015/590 esas, 2016/550 sayılı kararı ile; 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/1, 62, 50/1-a maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 03/02/2017 tarihinde istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
    5- Dosya arasında bulunan Bakırköy 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/06/2012 tarihli ve 2011/476 esas, 2012/2658 sayılı kararı incelendiğinde; Sanığın 09/11/2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılama sonucunda TCK’nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 03/07/2012 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, yükümlülüklerine uymaması nedeniyle Bakırköy 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/04/2013 tarihli ve 2011/476 esas, 2012/2658 sayılı ek kararı ile; TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 16/05/2013 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
    Anlaşılmıştır.
    B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
    Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
    “Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak suçundan sanık ..."nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair Bakırköy (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2013/628 esas, 2013/600 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, denetimli serbestlik müdürlüğünce denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle infaz kayıtlarının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine, kamu davası açılmasını takiben yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/1, 62 ve 50/1-a ve 52. maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli ve 2015/590 esas, 2016/550 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
    Bakırköy (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2013/628 esas, 2013/600 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
    5271 sayılı Kanun"un 193/2. maddesinde yer alan, "(Ek fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./28.mad) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun"un 195/1. maddesinde yer alan, "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, atıla suça ilişkin sanığın savunması alınmadan tedavi ve denetimli serbestlik kararı vermenin mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
    Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli ve 2015/590 esas, 2016/550 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
    1-7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun"a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun"un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun"un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
    Somut olayda, Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 01/06/2013 tarihli çağrı kağıdının sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda Mernis adresi olan "... Mah. ... Sok.No:... İç Kapı No:1 .../İstanbul" adresine "7201 sayılı Tebligat Kanununun 21. Maddesinin 2. fıkrası muhatabın mernis adresi olup evrak mahalle muhtarlığına tebliğ edildi... kapısına yapıştırıldı" şeklinde bir açıklamaya yer verilmek suretiyle 26/06/2013 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ imkansızlığının ne olduğu açıklanmaksızın sanığın belirtilen adreste oturup oturmadığı ya da adresten ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun"un 21/2. maddesine göre yapılan tebligat geçerli sayılamayacağından, tebligat işleminin usulsüz olduğu cihetle, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilemeyeceği ve ısrar koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeksizin, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
    2-Somut olayda, sanık hakkında Bakırköy (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2013/628 esas, 2013/600 sayılı kararı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış, bu kararın yerine getirilmesi için çıkarılan Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 01/06/2013 tarihli ve 2013/7300 DS sayılı çağrı yazısı, sanığın bilinen son adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesi gereğince 26/06/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, sanığın yasal süresi içinde müdürlüğe başvurmaması nedeniyle evrakın kapatılarak 31/10/2013 tarihinde yükümlüye ait dosya Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilmiş ise de, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında davaya devam olunacağının anlaşılması karşısında, bu hâliyle uyarı yazısı gönderilmeyen sanığın yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilemeyeceği ve ısrar koşulunun gerçekleşmediği gözetilmeksizin, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
    İsabet görülmemiştir.” denilerek Bakırköy (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2013/628 esas, 2013/600 sayılı kararı ile Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli ve 2015/590 esas, 2016/550 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
    C-) Konunun Değerlendirilmesi:
    Sanık ..."nin, 11/02/2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında Bakırköy (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2013/628 esas, 2013/600 sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına karar verildiği, denetimli serbestlik müdürlüğünce denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle infaz kayıtlarının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine, Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli ve 2015/590 esas, 2016/550 sayılı kararı ile sanığın 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/1, 62 ve 50/1-a ve 52. maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
    1- Bakırköy (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2013/628 esas, 2013/600 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
    5271 sayılı Kanun"un 193/2. maddesinde yer alan, "(Ek fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./28.mad) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklindeki düzenleme ile anılan Kanunun 195/1. maddesinde yer alan, "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, atılı suça ilişkin sanığın savunması alınmadan tedavi ve denetimli serbestlik kararı vermenin mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, kanuna aykırıdır.
    2- Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli ve 2015/590 esas, 2016/550 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
    a-) Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
    Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun"un 68. maddesi ile değiştirilen TCK"nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK"nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle,
    Sanığın atılı 11/02/2013 tarihli suçu, Bakırköy 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/06/2012 tarihli ve 2011/476 esas, 2012/2658 sayılı kararı ile verilen ve 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği araştırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlendiğinin tespit edilmesi halinde TCK’nın 191/5. maddesindeki düzenleme gereğince düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi bu değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
    Suç tarihi 11/02/2013 olup 6545 sayılı Kanun’un 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce işlenmesi nedeniyle, TCK’nın 191/4-a maddesinde düzenlenen yükümlülüklerine uymamakta ısrar etme şartının 6545 sayılı Kanun ile getirilmesi karşısında, kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamedeki ısrar şartının gerçekleşmemesi nedeniyle bozma kararı verilmesi gerektiğine ilişkin bozma nedeni yerinde görülmemiştir
    b-) Kabule göre de;
    7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun"a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun"un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
    Somut olayda, Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan 01/06/2013 tarihli çağrı kağıdının sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda MERNİS adresi olan "Göztepe Mah. Utku Sok. No: 4 İç Kapı No:1 Bağcılar/İstanbul" adresine "7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 21. maddesinin 2. fıkrası muhatabın MERNİS adresi olup evrak mahalle muhtarlığına tebliğ edildi... kapısına yapıştırıldı" şeklinde bir açıklamaya yer verilmek suretiyle 26/06/2013 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ imkansızlığının ne olduğu açıklanmaksızın sanığın belirtilen adreste oturup oturmadığı ya da adresten ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden, doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun"un 21/2. maddesine göre yapılan tebligat geçerli sayılamayacağından, tebligat işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığından sözedilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından mahkemece durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, kanuna aykırıdır.
    D-) Karar:
    Açıklanan nedenlerle, sanığın atılı 11/02/2013 tarihli suçu, Bakırköy 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/06/2012 tarihli ve 2011/476 esas, 2012/2658 sayılı kararı ile verilen ve 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği araştırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlendiğinin tespit edilmesi halinde TCK’nın 191/5. maddesindeki düzenleme gereğince düşme kararı verilmesi, suçun daha önceden verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlenmediğinin tespit edilmesi halinde ise, denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısı tebligatının usulüne uygun olmaması nedeniyle durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden; Bakırköy (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2013/628 esas, 2013/600 sayılı kararı ile Bakırköy 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2016 tarihli ve 2015/590 esas, 2016/550 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 08/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi