Abaküs Yazılım
10. Ceza Dairesi
Esas No: 2021/13904
Karar No: 2021/13178
Karar Tarihi: 08.12.2021

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/13904 Esas 2021/13178 Karar Sayılı İlamı

10. Ceza Dairesi         2021/13904 E.  ,  2021/13178 K.

    "İçtihat Metni"

    Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/10/2015 tarihli ve 2015/391 esas, 2015/590 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 06/05/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
    Dosya incelendi.
    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
    A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
    1- Şüpheli ... hakkında, 11/03/2013 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03/06/2013 tarihli ve 2013/72913 soruşturma, 2013/24339 esas, 2013/12377 sayılı iddianamesi ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle İstanbul Anadolu 34. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
    2- İstanbul Anadolu 34. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/02/2014 tarihli ve 2013/756 esas, 2014/83 sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 26/02/2014 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
    3- İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, 07/04/2014 tarihli ve 2014/3876 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 16/04/2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
    4- İstanbul Anadolu 34. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/06/2014 tarihli ve 2013/756 esas, 2014/ 83 sayılı ek kararı ile uyarı yazısı tebliğ edilmediği gerekçesiyle infazın kaldığı yerden devamına karar verildiği, ek kararın 16/07/2014 tarihinde kesinleştiği,
    5- İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 03/11/2014 tarihli ve 2014/14409 DS sayılı çağrı yazısının sanığın bilinen son adresine tebliğe çıkarıldığı, adresten taşındığından bahisle bilatebliğ iade olunması üzerine bu kez 02/12/2014 tarihli çağrı yazısının aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre 22/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
    6- Dosyanın İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/74 esasına kaydedildiği, İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/04/2015 tarihli ve 2015/74 esas, 2015/339 sayılı kararı ile tebligatın usulsüz olduğu ve uyarı yazısı tebliğ edilmediği gerekçesiyle denetimli serbestlik tedbirinin devamına karar verildiği, kararın 03/06/2015 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
    7- İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 19/06/2015 tarihli ve 2015/11936 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 02/07/2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılarak 15/07/2015 tarihinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
    8- Dosyanın İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/391 esasına kaydedildiği, İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 01/10/2015 tarihli ve 2015/391 esas, 2015/590 sayılı kararı ile “TCK’nın 191. maddesinde 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun’un 68 . maddesi ile değişiklik yapıldığı ve anılan hükmün 5. fıkrasında "erteleme süresi zarfından kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde alması kabul etmesi veya bulundurması ya da kullanması halinde 4. fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır, ayrı bir soruşturma konusu yapılmaz" hükmünü getirdiği, atılı suçun unsurları oluşmadığı” gerekçesiyle CMK’nın 223/2-a maddesi hükmü gereğince sanığın beraatine karar verildiği, kararın 29/10//2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği,
    9- Kartal 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/04/2012 tarihli ve 2011/95 esas, 2012/254 sayılı kararı incelendiğinde; sanığın 07/10/2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davası açıldığı, TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK’nın 51/1. maddesi gereğince cezanın ertelenmesine ve TCK 51/3. maddesi gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlenmeden ve uzman görevlendirilmeden geçirilmesine karar verildiği, kararın 10/05/2012 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği,
    Anlaşılmıştır.
    B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
    Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
    “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık ..."ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ve aynı Kanun"unun 191/4. maddesi gereğince tedavi süresince ve tedavinin sona ermesinden itibaren 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri altında bulundurulmasına dair İstanbul Anadolu 34. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/02/2014 tarihli ve 2013/756 esas, 2014/83 sayılı kararını müteakip, sanığın çağrı kağıdının tebliği üzerine müracaatta bulunmaması sebebiyle denetim yükümlülüğünü ihlâl ettiğinden bahisle yapılan yargılama sonucunda beraatine dair İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/10/2015 tarihli ve 2015/391 esas, 2015/590 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
    Dosya kapsamına göre, sanığın adli sicil kaydında yer alan Kartal 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/04/2012 tarihli ve 2011/95 esas, 2012/254 sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan erteli hapis cezasının deneme süresi içerisinde yargılamaya konu suçu işlediği ve 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde yapılan değişikliğe göre erteleme süresi zarfında işlenen aynı nitelikteki suçun ihlal mahiyetinde olduğu, ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesi ile sanığın beraatine hükmedildiği,
    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde ve anılan maddenin 5. fıkrasında, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklinde düzenlemelerin yer aldığı,
    Somut olayda, Mahkemesince sanık hakkında aynı suçtan daha önceden verilen erteli mahkûmiyet hükmü bulunduğu ve yargılamaya konu eylemin ihlal niteliği taşıdığından bahisle beraat kararı verilmiş ise de, Kartal 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/04/2012 tarihli ve 2011/95 esas, 2012/254 sayılı kararı ile sanık hakkındaki hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 51. maddesi gereğince ertelenmesine hükmedildiğinin anlaşıldığı, anılan Kanun"un 191. maddesinin 5. fıkrasında bahsedilen "erteleme kararının" ise 191/2. maddesinde yer alan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı olduğu, ihlal nedeni olarak değerlendirilebilecek bir eylemden söz edilebilmesi için öncelikle şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının mevcut olması gerektiği, 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun"un 191. maddesinde yapılan değişikliklerin 28/06/2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, sanık hakkındaki her iki dosyadaki suç tarihinin kanuni değişiklik öncesi döneme ait olduğu cihetle, kanuni değişiklikten önce işlenen 11/03/2013 tarihli ikinci suça ilişkin ayrı bir dava açılmasının usule uygun olduğu,
    Öte yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeye göre, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği,
    İstanbul Anadolu 34. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/02/2014 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik kararı gereğince, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine başlanabilmesi için 10 gün içinde müracaat etmesine dair İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 19/05/2015 tarihli ve 2015/11936 DS sayılı çağrı yazısının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca sanığın mernis adresine doğrudan tebliğ edilerek kesinleştirildiği,
    7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun"un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, sanık hakkındaki söz konusu İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 19/05/2015 tarihli çağrı yazısının doğrudan mernis adresine tebliğe çıkartılması nedeniyle yapılan tebligat işleminin geçerli sayılamayacağı ve denetimin başlamadığı cihetle, açılan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından bahisle durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde isabet görülmemiştir” denilerek İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/10/2015 tarihli ve 2015/391 esas, 2015/590 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
    C-) Konunun Değerlendirilmesi:
    Sanık ..."ın 11/03/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 34. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/02/2014 tarihli ve 2013/756 esas, 2014/83 sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, denetim yükümlülüğünü ihlâl ettiğinden bahisle yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/10/2015 tarihli ve 2015/391 esas, 2015/590 sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
    Sanığın adli sicil kaydında yer alan Kartal 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/04/2012 tarihli ve 2011/95 esas, 2012/254 sayılı kararı ile 07/10/2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan verilen erteli hapis cezasının deneme süresi içerisinde yargılamaya konu suçu işlediği ve 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde yapılan değişikliğe göre erteleme süresi zarfında işlenen aynı nitelikteki suçun ihlal mahiyetinde olduğu, ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesi ile sanığın beraatine hükmedildiği,
    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında;
    a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
    b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
    c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde ve anılan maddenin 5. fıkrasında, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklinde düzenlemelerin yer aldığı,
    Somut olayda, Mahkemesince sanık hakkında aynı suçtan daha önceden verilen erteli mahkûmiyet hükmü bulunduğu ve yargılamaya konu eylemin ihlal niteliği taşıdığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, Kartal 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/04/2012 tarihli ve 2011/95 esas, 2012/254 sayılı kararı ile sanık hakkındaki hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 51. maddesi gereğince ertelenmesine hükmedildiğinin anlaşıldığı, anılan Kanun"un 191. maddesinin 5. fıkrasında bahsedilen "erteleme kararının" ise 191/2. maddesinde yer alan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı olduğu, ihlal nedeni olarak değerlendirilebilecek bir eylemden söz edilebilmesi için öncelikle şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunması gerektiği, 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun"un 191. maddesinde yapılan değişikliklerin 28/06/2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, sanık hakkındaki her iki dosyadaki suç tarihinin kanuni değişiklik öncesi döneme ait olduğu anlaşıldığından kanuni değişiklikten önce işlenen 11/03/2013 tarihli ikinci suça ilişkin ayrı bir dava açılmasının usule uygun olduğu,
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeye göre, mahkemece kovuşturma şartının henüz
    gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği,
    İstanbul Anadolu 34. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/02/2014 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik kararı gereğince, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine başlanabilmesi için 10 gün içinde başvurmasına dair İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 19/06/2015 tarihli ve 2015/11936 DS sayılı çağrı yazısının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca sanığın MERNİS adresine doğrudan tebliğ edilerek kesinleştirildiği,
    7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun"un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, sanık hakkındaki İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 19/06/2015 tarihli çağrı yazısının doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkartılması nedeniyle yapılan tebligat işleminin geçerli sayılamayacağı, açılan kamu davasında kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile beraat kararı verilmesi kanuna aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
    D-) Karar:
    Açıklanan nedenlerle, mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma” kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden beraat kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/10/2015 tarihli ve 2015/391 esas, 2015/590 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 08/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi