9. Hukuk Dairesi 2011/3360 E. , 2011/1209 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini
istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçinin iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine yönelik talebinin kabulüne ilişkin mahkemece verilen karar, Dairemizin 02/11/2009 tarihli kararı ile “…Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının işten çıkarıldığı 2008 yılında, 2007 yılına göre hem kârlılığın hem de öz sermayesinin bozuk olduğu, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı; “en son işe giren ilk çıkar” ilkesinin göz önünde bulundurulmadığı belirtilmiştir. Öncelikle somut olayda iş sözleşmesi feshedilecek işçinin seçiminde “işe son giren ilk çıkar” ilkesinin uygulanmasını gerektiren her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Öte yandan, feshin son çare olması ilkesinin işyerinde fesihten önce uygulanması mümkün olan tedbirler yönünden değerlendirilmesi gerekir. Bilirkişi raporunda sözü edilen ilkenin somut olarak ne şekilde uygulanmadığı belirtilmemiştir. Bu nedenle gerekirse işyerinde yukarıda nitelikleri belirtilen uzmanlardan en az ikisinin de aralarında bulunduğu bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak; şirketin ekonomik krizden etkilenip etkilenmediği yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde tespit edilmeli, feshin kaçınılmaz olup olmadığı, fesihten önce uygulanması mümkün tedbirlerin alınıp alınmadığı, fesihten önce ve sonra davacı ile aynı nitelikte işçi alınıp alınmadığı, davacının kısa bir eğitimle yapabileceği işler bulunup bulunmadığı, davalı şirketçe alındığı iddia edilen projelerin ilave bir iş gücü gerektirip gerektirmediği belirlenmeli, tüm bu araştırmalar dosya içeriği ile birlikte değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş, bozma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre şirketin ekonomik krizden çok fazla etkilenmediği iş akdinin feshi öncesi ve sonrasında iş yerine yeni çalışanların alındığı, ekonomik krizden çıkış yönünde işçi çıkarmadan önce başkaca tedbirlerin uygulanmadığı bu haliyle feshe son çare olarak başvurulmadığı ve feshin geçersiz olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozma kararından sonra mahkemece 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla işyerinde keşif yapılmış olup, alınan raporda şirketin ekonomik krizden fazla etkilenmediği, fesihten sonra yeni işçi alındığı ve feshin son çare olması ilkesinin göz önünde bulundurulmadığı
sonucuna varılmıştır. Ancak bilirkişilerce şirketin ekonomik krizden çok etkilenmediği iddia edilmişse de Ekim 2008 tarihinde davacı dahil 39 işçinin çıkarılmasından sonra Kasım ve Aralık aylarında sadece 2 yeni işçinin alındığı, Aralık 2008 tarihinde 107 olan işçi sayısının 2009 yılı sonunda 80’e düştüğü dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre ekonomik krizden dolayı davalı işyerinde işgücü fazlalığının doğduğu açık olup, davalı işverenin işçi çıkarması ile çelişen herhangi bir uygulaması da iddia ve ispat edilmemiştir. Fesihten sonra çıkarılan işçiye göre çok az denilebilecek sayıda yeni işçi alınmış olması fesih nedeni ile çelişkili bir uygulama yapıldığını göstermez. Dosya içeriğine göre davalı işverenin işçi çıkarırken keyfi davrandığını söyleme imkânıda bulunmamaktadır. Bu nedenle feshin geçerli nedene dayandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı ( 39.30 ) TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.- TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 31.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.