
Esas No: 2016/11402
Karar No: 2017/3505
Karar Tarihi: 08.05.2017
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/11402 Esas 2017/3505 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne / kısmen reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalıların, müvekkili banka ile dava dışı ... Temizlik...Ltd.Şti. arasında imzalan kredi sözleşmesinin müşterek borçlusu, müteselsil kefili olduklarını, kredi borcu ödenmeyince hesabın kat edilip ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsili amacıyla ... İcra Müdürlüğü"nün 2008/1318 esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu, davalıların haksız itirazlarının iptali ile lehlerine % 40 icra-inkar tazminatı verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin ikamet adreslerinin ... olduğunu, ... başlatılan icra takibinde yetkiye de itiraz ettiklerini, başlatılan icra takibinin ve itirazın iptali davasının yetki yönünden yasal olmadığını; esas yönden kredi sözleşmesini kabul etmediklerini, müvekkillerinin kredi çekmediğini, sözleşme imzalamadığını, para ödemesine ilişkin dekontlardaki imzanın da müvekkillerine ait olmadığı savunarak davanın usulden ve esastan reddini, lehlerine % 40 tazminat ödenmesini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller gereğince, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 41.maddesinde, taraflar arasında doğacak uyuşmazlıklarda ... mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığı; taraflar arasındaki bu yetki sözleşmesinin Mülga 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu kapsamında geçerli ve tamamlanmış bir usul işlemi olduğunun kabulü gerektiği; ... Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu"ndan alınan ve mahkememizce benimsenen rapor ve hesap bilirkişisi raporu gereğince, davaya konu kredi genel sözleşmesi altındaki imzaların borçlu ve kefil durumundaki ... ve ..."a ait olduğu ve bu yönde davalı tarafın imzanın kendilerine ait olmadığı şeklindeki iddialarını kanıtlayamadığı anlaşılmış; bu bağlamda davalıların bilirkişice tespit edilen meblağ üzerinden davacı bankaya borçlu olduklarına kesin kanaat getirilerek, davanın kısmen kabulüne ve davacı lehine icra - inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu dosya üzerinden yapılan inceleme ile alınmış olup, yetersiz olduğundan hüküm kurmaya elverişli değildir. Davalılar genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefilleri konumunda olup, asıl borçluya bağlı olarak kefalet limitleri dahilinde asıl borçlunun sorumlu olduğu toplam borç miktarı ve kefalet limiti dışında kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından mesuldür. Yanlar arasındaki sözleşmenin 40. maddesi uyarınca asıl borçluya tebligat yapılmasa dahi İİK.68/b maddesi gereğince, yeni adresin bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi olarak dikkate alınması gerektiği gözetilerek asıl borçlunun sorumlu olduğu asıl borç ve temerrüt faizi toplamı bilirkişi tarafından belirlenerek taraflarca bilirkişi raporuna yapılan itirazlarda değerlendirilmek suretiyle alınacak bilirkişi raporu uyarınca varılacak sonuca göre uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.