13. Hukuk Dairesi 2015/39502 E. , 2018/4720 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, rahatsızlığı nedeniyle davalı hastaneye gidip, güvenerek kontrol ve tedavilerini bu sağlık kuruluşunda yaptırmaya karar verdiğini, 10/10/2011 tarihinde davalı hastanede yapılan muayeneden sonra davalı Radyolog Dr.... tarafından batın bölgesi için tüm abdominal ultrasonagrafi işlemi yapılıp, rapor tanzim edilmiş olduğunu, kendisine 3.derece mide yırtığı teşhisi konulduğunu, ancak, tüm batın bölgesinde çekilen ultrasonografide safra kesesi ve yollarının normal görünümde olduğu şeklinde rapor verilmiş olduğunu, akabinde mide ameliyatı olduğunu, ağrılarının geçmemesi üzerine ... Devlet Hastanesine 14/11/2011 tarihinde gittiğinde orada çekilen ultrasonografide safra kesesinde taş olduğunun saptandığını, mide ameliyatını olduğu sırada neden safra kesesi ameliyatı da yaptırmadığının sorulduğunu, tekrar davalı hastaneye gittiğini ve Devlet Hastanesi raporu gösterildiğinde yeniden batın ultrasonografisi çekildiğini, bu kez safra kesesinde çamur olduğunun tespit edildiğini ve yeniden ameliyat edildiğini, 1.000,00TL tedavi masrafı alındığını, davalıların ihmali sonucu 2 ay içerisinde 2 ameliyat olduğunu, geçirdiği ameliyatlar nedeni ile işinden gücünden kalması bir yana manevi anlamda ciddi sıkıntılar yaşadığını, yaşam kalitesinin olumsuz etkilendiğini, beden sağlığının yanı sıra, kendisinin ve ailesinin ruh sağlığının derinden yaralandığının tartışmasız olduğunu, genç yaşına rağmen 2 ameliyatlı bir insan olduğunu, ameliyatlardan sonra da artık hiçbir şekilde ağır bir iş yapamadığını, hastalığının teşhis ve tedavisinde davalıların basiretsiz davrandığını, yetersiz kaldıklarını ve sorumlu olduklarını, davalı hastane ve doktorun dava konusu hadisede gerekli dikkat ve özeni göstermediklerini, ağır ihmal sergilediklerini, kontrol tetkik ve tedavileri yerine getirmediklerini, davalıların tüm bu özensiz, dikkatsiz ve o oranda kusurlu oldukları tartışmasız davranışları nedeni ile teşhis edilemeyen rahatsızlık nedeni ile iki defa ameliyat masrafı ödenmek zorunda kalmış olduğunu ileri sürerek, açıklanan nedenlerle ve yapılan ameliyat nedeni ile çalışamamasından dolayı yoksun kaldığı 3.000,00TL ve davalıya tedavi masrafı olarak ... olduğu 1.000,00TL masraf olmak üzere 4.000,00TL maddi tazminatın, duyduğu elem ve ızdırabın bir nebze olsun giderilmesine hizmet etmek amacı ile 25.000,00TL manevi tazminatın, 10.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının maddi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 1.500,00TL geçici işgücü kaybı tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile takdiren 10.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı radrolog olan doktorun ilk çektiği ultrasonografide safra kesesindeki oluşumu fark edememesi ve tek seferde hem mide hem safra kesesi ameliyatı olacakken, iki farklı seferde ameliyat olmak zorunda kalması, bu şekilde yanlış teşhis ve ihmalkar uygulama ile zarar görmesine sebebiyet verilmesi iddialarından kaynaklı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle, vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir.
Mahkemece, dosyaya kazandırılan Adli Tıp 2. ihtisas Kurulu"nun 24.07.2013 ve 17.09.2014 tarihli raporlarında davalılara kusur yüklenmediği gözlemlenmiştir. Ancak, alınan tanık beyanlarında, aslında davalı doktorun ilk çektiği ultrasonografide safra kesesindeki oluşumları da fark ettiği, hem mide hem safra kesesinden ameliyat olunması gerektiğini söylediğini, buna rağmen rapor düzenlenirken sehven bu hususların yazılmasının unutulması ile ilk seferinde sadece mide ameliyatı olunduğunu sonradan öğrendiklerini, ilk ameliyatta safra kesesinin de alındığını zannettiklerini beyan etmeleri ile mahkemece bu tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle, davalı doktorun sehven eksik rapor düzenlediği, bunun sonucu olarak davacının zarar gördüğü benimsenerek hüküm kurulmuştur. Oysa, dosya kapsamı incelendiğinde, davacının dosyaya kendisinin verdiği 11.10.2013 tarihli yazılı beyanı ile 27.02.2014 tarihli yazılı beyanı arasında dahi çelişki olduğu yine dava dilekçesinde anlatılanlarla tanık beyanları arasında çelişkiler olduğu görülmüştür. Davacı, dava dilekçesinde ve 11.10.2013 tarihli yazılı beyanında 10.10.2011 tarihinde çekilen ultrasonografide safra kesesindeki taşların fark edilememesinden yakınmakta, davalıların ihmali olarak bu durumu göstermekte, oysa 27.02.2014 tarihli yazılı beyanında aslında 10.10.2011 tarihinde çekilen ultrasonografide safra kesesindeki taşların farkedildiğini, mide ameliyatı ile safra kesesi ameliyatının birlikte yapılacağının söylendiğini, ancak, her nasılsa sehven raporun yanlış tutulmasıyla sadece mide ameliyatı olduğunu, davalıların ihmalinin yanlış rapor tutulması olduğunu ifade etmiş ve tanıklar da değiştirilmiş bu ifadeyi destekler beyanlarda bulunmuşlardır. Alınan Adli Tıp raporlarında da belirtildiği üzere her iki ameliyat arasında dahi safra kesesi içinde yeni patalojiler ilave olmasının mümkün olduğu değerlendirilmekle, davacının iddiaları arasındaki çelişkiler de dikkate alındığında, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.