13. Hukuk Dairesi 2016/26837 E. , 2020/1856 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ..."ın kızı ... ile oğlu ..."in evli olduklarını, oğlu ve gelininin birlikte işlettikleri şirket için ihtiyaç duyulduğundan kredi kullanmak istediklerinde davalı ..."ın öğretmen olması ve bu nedenle kredi çekme imkanı bulunması nedeni ile yardımcı olmak amacıyla kendisine ait 24 nolu daireyi bu davalıya tapuda satış göstererek ... Bankası"ndan kredi alındığını, kredi borcunun bitmesi halinde tapunun kendisine iade edileceğine ilişkin anlaşma yaptıklarını, kredi taksitlerinin de taraflar arasında anlaşmazlık doğana dek kendisi ve oğlu tarafından ödenmiş olduğunu, daha sonra bu taşınmazın davalı ... tarafından diğer davalı ...’a devredildiğini, davalı ...’ın da taraflar arasındaki inanç ilişkisinden haberdar olduğunu ve muvazaaalı olarak taşınmazı üzerine geçirdiğini, dava konusu taşınmazın değerinin 150.000,00-TL’nin üzerinde olduğunu ileri sürerek, kredi borcunun kendisine ait olmadığından bankaya kendisi ve oğlu dışında ödenen bedeller düşürüldükten sonra kalan 75.000,00 TL"nin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tdavalılardan tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, kredi çekebilmek amacıyla kendisine ait taşınmazı davalılardan ...’a devrettiğini ancak bu davalının aralarındaki inanç sözleşmesine aykırı olarak taşınmazın devrini diğer davalıya verdiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, tanık beyanları, ödeme kayıtları, banka dekontları ile dava konusu taşınmazın davalı ...’a satış gösterilerek temlik edildiği ve davalı ..."ın da bu taşınmazı teminat göstererek kredi çektiği, kredi geri ödemesinin 10.815,00-TL"lık kısmının davacı ... tarafından ödendiği, kalan 60.229,00-TL"lik ödemelerin davalı ..., ... ve dava dışı 3. kişiler olan ... ... ve ... tarafından ödendiği, bunun üzerine davalı ..."ın 02/09/2009 tarihinde taşınmazı davacının da arkadaşı olan davalı ..."a sattığı, ..."ın da dava dışı ..."ya sattığı, ..."ın davacı ve davalı ... arasındaki inanç sözleşmesini bilebilecek kişilerden olmakla, taşınmazı satın almada kötü niyetli olduğu, davalı ..."ın da inanç sözleşmesi gereği borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmama ve borç ödenince de geri vermeye ilişkin borcunu ihlal ederek taşınmazı diğer davalıya muvazaalı olarak sattığı, taşınmazın tespit edilen değeri olan 150.000,00-TL"dan davacı tarafından ödenmesi gerekip de bir kısmı ödenmeyen ve davalılar ile dava dışı 3.kişiler tarafından ödenen toplam 60.229,00-TL"lik ödeme mahsup edildiğinde, kalan 89.771,00-TL"nin davacı tarafından davalılardan talep edilebileceği gerekçe gösterilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İnançlı işlem, “başkasına bir hak devreden tarafın (inanan), bir hakkı devralan tarafa (inanılana), taraflarca güdülen amaç sona erince veya gerçekleşince, inanana ya da üçüncü bir kişiye söz konusu hakkı devretme taahhüdü” olarak tanımlanmaktadır. (... Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, ... 1988, sh.560) 5.2.1947 gün ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, inançlı işleme dayalı bir dava, ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Tanık beyanları hükme dayanak yapılamaz. Bu halde davacı tarafından iddiası kapsamında ancak kendisine ait olmayan borç için yapılmış olduğu ispat edilebilen ödemelerin talep edilebileceği hususu üzerinde durulmadan hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
Kabule göre de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile yapılan ödemelerden ancak 10.815,00-TL’si kadarının davacı tarafından gerçekleştirilmiş olduğu belirlenmiş olmasına rağmen gerekçesi ve hangi mantıkla yapılmış olduğu yeterince açıklanmayan bir hesaplama ile sonuca gidilmiş olması da hatalı görülmüş ve bu husus eleştiri konusu yapılmıştır.
2-Bozma nedenlerine göre, davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentde açıklanan nedenlerle temyiz eden davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 1.280,82 TL harcın davalı ..."a, peşin alınan 1.280,82 TL harcın davalı ..."a iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.