13. Hukuk Dairesi 2015/42074 E. , 2018/4641 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Üniversitenin değişik hizmetlerinde çalıştırılmak üzere ihale yolu ile hizmet alımları yapıldığını, işi ihale ile alan davalı yüklenici şirketin dava dışı işçisi tarafından işçi alacaklarının tahsili konulu ... 6. İş Mahkemesinde açılan dava sonucu başlatılan icra takibi neticesinde dava dışı işçiye toplam 13.572,10.-TL ödeme yapıldığını, davalı şirket ile akdedilen sözleşme uyarınca işçilerin her türlü alacaklarından ihaleyi alan yüklenici firmanın sorumlu olduğundan bu alacağın rücuen tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek haksız itirazın iptali ile davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dilekçesine karşı bir yanıt vermeyerek davayı inkar etmiştir.
Mahkemece, Davanın kabulü ile; ... 6. İcra Dairesi"nin 2013/13044 esas sayılı dosyasındaki 08/11/2013 tarihli takip talebine davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacaklılar 13.572,10 TL asıl alacağın %20"si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, asıl işveren davacı Rektörlüğün, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, hizmet alım ihalesinin davalı tarafından üstlenildiğini, ihale şartnamesine göre, davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ile ilgili ücret ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsili için açtığı dava sonunda hesaplanan miktarın eldeki davanın tarafı olan davacıdan tahsiline karar verildiği ve icra takibi sonunda da, davacı tarafından ödendiği ihtilafsızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen bu işçi alacağından hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Somut olaya bakıldığında; davacı kurum ile davalı şirket arasında imzalanmış olan sözleşme ve eklerinde dava konusu işçilik alacakları nedeniyle yüklenicinin sorumlu olacağına dair hüküm bulunduğu görülmüştür. Bu halde, tam sorumluluğa ilişkin hüküm bu kısmıyla doğrudur. Ne var ki, somut olayda davacıdan tahsil edilen işçilik alacakları, dava dışı işçinin sadece davalı şirket nezdindeki çalışmasını değil, dava dışı alt işverenler nezdindeki çalışmalarını da kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise dava dışı işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, davacı üst işverene karşı kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda son işveren olan alt işverenin, ihbar tazminatının tamamından, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları bakımından ise, alt işverenlerin kendi dönemine isabet eden miktarlar üzerinden sorumlu olduğu kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.