2. Hukuk Dairesi 2018/7842 E. , 2019/181 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı kadının "erkeğin kadını evden kovduğu" vakıasına dayanmadığı, bu nedenle erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, “erkeğin şiddet uyguladığı” vakıasının ise ispatlanamadığı ve erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, ancak mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yine de tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlan yersizdir.
2-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası çoktur. Mahkemece Türk Medeni Kanunu"nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Velayet kamu düzenine ilişkin olup, re"sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekmektedir. Mahkemece 2015 doğumlu ortak çocuk Hayrunnisa"nın velayeti babaya verilmiştir. Dosya temyiz aşamasındayken davalı erkek 15.05.2017 tarihli dilekçe ile 12 yıl 6 ay ceza aldığını belirtmiştir. Buna göre mahkemece davalı erkeğin hükümlü olup olmadığının araştırılıp, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman veya uzmanlardan (4787 sayılı Kanun m. 5) ortak çocuğun anne ve baba/ailesi yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocuğun menfaatine olacağı tespit edilip, baba hükümlü ise velayetin davacı anneye bırakılması yönünden gerekli araştırmanın yapılması, velayetin anneye verilmesinin de mümkün olmaması halinde, ortak çocukla ilgili gerekli koruma tedbirleri alınmak üzere hükmün velayet düzenlemesi yönünden bozulması gerektirmiştir.
4-Davacı kadının ziynet alacağı talebi hakkında mahkemece 28.375 TL ziynet bedelinin davalı erkekten alınarak kadına verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş, ancak dava konusu olan ziynetlerin ayrı ayrı cins, nitelik ve değerleri gerekçe ve de hükümde gösterilmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesinin (2.) fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Kanun"un 298. maddesinin (2.) fıkrasında da gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Gerek tefhim edilen kısa kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 4. bentte gösterilen bozma sebebine göre davalı erkeğin ziynet eşyası alacağı davasının esasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.01.2019 (Salı)