4. Ceza Dairesi 2016/5348 E. , 2016/9232 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, yaralama, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
katılan sanık ... müdafii
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Hükümden sonra katılan sanıklar ... ve ...’ın şikayetlerinden vaz geçtiklerine dair 19.01.2016 tarihli dilekçe verdikleri anlaşıldığından, CMK’nın 243, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanıklar ... ve ... müdafiinin tebliğnameye aykırı olarak, katılan sıfatı ile gerçekleşen TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-Katılan sanık ..., sanıklar ... ile ... müdafilerinin temyiz istemine gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık ...’a yükletilen tehdit ve yaralama, sanık ... ile katılan sanık ...’a yükletilen tehdit eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
a) Sanık ... ve katılan sanık ... hakkında tehdit suçundan kurulan hükümlerde uygulanan kanun maddesinin “106/2-a-c” yerine “106/1-a-c” olarak yazılması,
b) Hükümden sonra katılan sanıklar ... ve ...’ın, şikayetlerinden vazgeçmeleri karşısında, CMK’nın 243. maddesi gereğince katılan sıfatları kalktığından adı geçenlere katılan sıfatıyla vekalet ücretine hükmolunmuş olması,
c) Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptaline karar verilmiş, ayrıca aynı bentte yer alan “seçme ve seçilme” ehliyetleri ile ilgili olarak da, hükümlünün, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakılması uygulamasını engelleyici nitelikte iptal kararları verilmiş olması ve doğan boşluk nedeniyle bu hususta yeni bir yasal düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya çıkması karşısında, yerel mahkeme hükmünde bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakmaya ilişkin uygulamanın dayanaksız kalması,
Bozmayı gerektirmiş sanık ..., katılan sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılıklar, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktaları tebliğnameye kısmen uygun olarak,
Hüküm fıkrasının 3 numaralı bendindeki “TCK 106/1-a,c” ibaresinin “TCK 106/2-a-c” olarak değiştirilmesi,
Yargılama giderlerine ilişkin kısımda yer alan; “Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1500 TL vekalet ücretinin sanık ... dan alınıp katılan sanıklar Ömer ve Yasin"e eşit olarak verilmesine” cümlesinden “...’e” ibaresinin çıkartılması,
“Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1500 TL vekalet ücretinin katılan sanıklar ... den eşit olarak alınıp katılan sanık ..."a verilmesine” cümlesinin çıkartılması,
TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlarda “b” ve “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibareleri çıkartılarak DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükümler, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK"nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 09/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.