11. Ceza Dairesi 2017/8681 E. , 2021/3402 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter ve belge gizleme, sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
A) "Defter ve Belgeleri Gizleme" suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 5560 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK‟nin 231/12. maddesi uyarınca temyizi mümkün olmayıp itiraz yoluna tabi olduğundan; sanığın temyiz talebinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile merciinde incelenmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
B) "2009 ve 2010 Takvim Yıllarında Sahte Fatura Düzenleme" suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
213 sayılı VUK‘nin 367. maddesi uyarınca dava şartı olan Sakarya Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı‘nın 05.06.2012 tarihli ve 2012/45 sayılı komisyon mütalaası ve dayanağı olan Vergi Suçu Raporu ile eklerinin sanık hakkında “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarına ilişkin olduğu, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın 27.06.2012 tarihli 2012/3964 Esas sayılı iddianamesi ile “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçları dışında mütalaaya aykırı olarak “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura kullanma” suçlarından da kamu davası açıldığı; her takvim yılında işlenen sahte fatura düzenleme ve kullanma eylemlerinin, birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu ve sanık hakkında “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura kullanma” suçlarından usulüne uygun olarak verilmiş dava şartı olan mütalaa bulunmadığı gözetilerek, 213 sayılı VUK"nin 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceğinin ilgili Vergi Dairesi Başkanlığından sorularak “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura kullanma“ suçlarına ilişkin, zamanaşımı süreleri de dikkate alınarak hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında "2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme" suçlarından açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, yaptığı satışlar karşılığında fatura verdiğini beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi, sanık müdafinin 08.07.2013 tarihli temyiz dilekçesinde ise sanığın ... isimli şahsa vekalet verdiğini ve şirket işleriyle bu şahsın ilgilendiğini beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
1)Sanık tarafından düzenlendiği iddia olunan kanaat oluşturacak sayıdaki fatura asıllarının, kullanan mükelleflerden ve vergi dairesinden de sorulmak suretiyle temin edilerek dosyaya getirtilip sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını ve ...’a ait olduğunu söylemesi halinde; ismi bildirilen kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile tanık olarak çağrılması, duruşmada çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra faturalar gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması,
2) Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ya da ..."a ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
3)Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
4)Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
5)Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK"nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştiraki bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması,
6)Kabule göre ;
a)Sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu, bu suçların birbirine dönüşmeyeceği gözetilmeden, hükmün gerekçesinde sanığın sahte fatura düzenlediği kabul edilmesine rağmen, hüküm fıkrasında sahte fatura kullanma suçunu işlediği belirtilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye neden olunması,
b)Aynı takvim yılı içinde birden fazla sahte fatura düzenleme eyleminin zincirleme suç oluşturduğunun ve sanık hakkında her takvim yılı için TCK"nin 43. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi
c) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz talepleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 06.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.