4. Ceza Dairesi 2015/28818 E. , 2016/8678 K.
"İçtihat Metni"Tehdit, hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından suça sürüklenen çocuk ..."in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 106/1, 123/1, 125/1, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün (iki kez) ve 3 ay 10 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, ...2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/05/2012 tarihli ve 2011/895 esas, 2012/464 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun"un 231/11. maddesi uyarınca hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 106/1, 123/1, 125/1, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün (iki kez) ve 3 ay 10 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin, ...6. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/04/2015 tarihli ve 2014/745 esas, 2015/302 karar sayılı kararının, ...Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.11.2015 gün ve 360165 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında, tehdit, hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından belirlenen 1 ay 20 gün (iki kez) ve 3 ay 10 gün hapis cezalarının kısa süreli olması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 50/3. maddesindeki "Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir" hükmü uyarınca, anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit, hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından suça sürüklenen çocuk ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, ...2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/05/2012 tarihli kararı ile kısa süreli hapis cezaları verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, daha sonra deneme süresinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkum olması üzerine, aynı Mahkemenin 28.04.2015 tarihli kararıyla hükmün açıklanmasına karar verildiği, sanığın yokluğunda verilen kararın soruşturma safhasında müdafii olarak görevlendirilen avukata tebliğ edildiği, süresi içerisinde temyiz edilmeyen bu kararın infazı aşamasında, TCK’nın 50/3. maddesindeki seçenek yaptırımların uygulanması zorunluluğuna uyulmaması nedeniyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan ve daha önce hapis cezasına mahkum edilmeyen sanık hakkında, hükmolunan kısa süreli hapis cezalarının TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca, aynı Kanun’un 50/1. maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlara çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen...Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; deneme süresi içerisinde suç işlenmesi nedeniyle yeniden açılan duruşma sonrası sanığın yokluğunda açıklanan mahkumiyet kararının, sanığın soruşturma aşamasındaki savunmasında zorunlu müdafii olarak yer alan avukata tebliğ edildiği görülmektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesinde “vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre sanık yargılama sırasında bir müdafii tarafından temsil edilmişse, gerekçeli kararın sanık müdafiine tebliğ edilmesi gerekmektedir. Ancak kendisine karar tebliği yapılan avukat Emine Yücesoylu ne ilk yargılamada ne de deneme süresi içerisinde suç işlenmesi nedeniyle yeniden yapılan duruşma sırasında, sanık müdafii olarak atanmadığı gibi duruşma tebligatları da kendisine yapılmamıştır. Sanığın savunması 15.05.2012 tarihinde 18 yaşını doldurduktan sonra alınmış, bu celsede de sanığı temsilen herhangi bir avukat yer almamıştır.
Bu itibarla 28.04.2015 tarihli gerekçeli kararın tebliğ edildiği avukat Emine Yücesoylu"nun sanık müdafii olarak atanmadığı gibi, sanıkla birlikte duruşmalara da girmediği anlaşıldığından, kendisine yapılan tebligatın hukuken geçersiz olduğu, bu çerçevede kararın sanığa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK"nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-Dosyanın, inceleme konusu karara karşı kanunyolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile sanık ..."e bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, 02/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.