9. Hukuk Dairesi 2012/11447 E. , 2012/9306 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, usta öğretici olarak çalıştığını, emekli olduğunu, ödenmeyen kıdem tazminatı alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın iş kanunundan kaynaklanmadığı, idari bir sözleşmeden kaynaklandığı anlaşılmakla, idari yargı görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HUMK) döneminde 19.12.2007 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle yargı yolunun dava şartı olduğuna yönelik bir düzenleme mevcut değildir.
01.10.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/b maddesinde yargı yolunun caiz olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK 448.maddesine göre “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” 450. maddesinde “(1) 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır.” düzenlemesi mevcuttur.
Anılan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere 6100 Sayılı HMK hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir.
1086 Sayılı HUMK döneminde açılan davalara ilişkin olarak eski kanun hükümlerinin uygulanması istisnai olarak HMK geçici 1 ve 2.maddelerinde düzenlenmiştir.
Buna göre, 6100 Sayılı HMK’nın yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri ile senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz. 1086 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur.
Kanun açıkça istisna getirdiğine göre dava şartı olarak düzenlenen yargı yolunun caiz olması müessesesinin 1086 Sayılı HUMK döneminde açılan davalarda uygulanması mümkün değildir.
05.11.1945 tarih ve 25/10 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararına göre, görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle davanın reddine ve dava dosyasının görevli mahkemeye tevdiine ilişkin kararlar, bunları veren mahkemeler yönünden nihai kararlar olup, dava böyle bir karara bağlanıncaya değin, mahkemece yapılmış olan giderlerin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesi HUMK.nun 417 ve 426 maddeleri gereğidir. Her mahkeme, kendi yargılama masrafları ve avukatlık ücretini başka bir mahkemenin takdir ve hükmüne bırakmayıp, son karar ile hüküm altına alır. Davalı avukatla temsil olunduğuna göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi hükmü çerçevesinde lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği halde, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından tayin ve takdirine karar verilmesi hatalı olup bozma sebebi ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK.nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:
Hüküm fıkrasının tamamen çıkartılarak, yerine;
“ Davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile 6100 sayılı HMK. nun 114/b ve 115. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan REDDİNE,
Davalı vekille temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT. uyarınca hesaplanan 1.200 TL. maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Red harcının mahsubu ile fazla yatırılan 19,35 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
Dair verilen karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, tefhim ve tebliğden itibaren 8 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26.01.2012 “ hükmünün yazılmasına, kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.