10. Hukuk Dairesi 2014/17027 E. , 2014/19175 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İzmir 3. İş Mahkemesi
Tarihi : 04.07.2013
No : 2012/291-2013/555
Dava, resen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammının iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı şirket tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
506 Sayılı Yasanın 2. maddesi; bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacağını, 4. maddesi ise; bu kanunun uygulanmasında 2. maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişilerin işveren olduğunu düzenlemiştir. 5510 Sayılı Yasanın 4. ve 12. maddelerinde de benzer nitelikte düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan düzenlemelere göre, sigortalı ile işveren arasındaki iş ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerekir. Hizmet akdinin belirleyici özelliği ise “zaman” ve “bağımlılık” unsurlarıdır. Bu çerçevede, belirli yada belirsiz bir sürede iş gücünü sunan kimse (=sigortalı) ile bunu kabul eden kimse yada kimseler arasındaki iş ilişkisini hizmet akdi olarak tanımlamak mümkündür. Bağımlılık unsurunun varlığı için de, işverenin her an ve durumda çalışanı denetleme ve isteğine göre sigortalıya iş edimini yaptırma gücünün varlığı şarttır.
Maddi olayda davacının tütün eksperi olduğu ve adına düzenlenen vekaletnamelere dayanarak davalı şirketler adına tütün mübayaa ettiği ve buna bağlı diğer işleri yaptığı, tesbiti istenen dönem içinde davacının belirli sürelerle gelir vergisi mükellefi olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, dava dışı Haluk Akgün’ün, 09.12.1997’de kurulan davacı şirketin ortağı olup, 10 yıl süreyle şirket müdürü olarak yetkilendirildiği, 20.04.1982 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olan davacıya 31.08.2004 tarihli tahsis talebine göre 8651 gün Bağ-Kur hizmeti ve 360 gün SSK hizmeti olmak üzere toplam 9011 gün üzerinden 01.09.2004 tarihinden itibaren 5510 sayılı yasanın 4/b maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 13.09.2004 tarihi itibariyle hisselerini devredip ortaklıktan ayrıldığı ancak 08.09.2004 tarihli ortaklar kurulu kararı ve 13.09.2004 tarihli noter imza sirküleri ile aynı tarih itibariyle ve on yıl süreyle yeniden dışardan şirket müdürü olarak atandığı ve 30.03.2012 tarihi itibariyle tekrar hisse alarak şirket ortaklığına giren davacının ortaklık ve müdürlük sıfatının devam ettiği, anılan ortaklar kurulu kararı ve imza sirküleri içeriğinde;”...şirketimizin, resmi ve gayri resmi müesseseler, birlikler, şirketler, bilimum bankalar, SSK, vergi daireleri, Tapu daireleri, Belediyeler, Ticaret ve sanayi odaları, hakiki ve hükmü şahıslarla yapacağı bilcümle akit, taahhüt ve muamelelerde şirketimizi tam yetkiyle temsile, her türlü bankalarda hesap açtırmaya, para yatırmaya, para çekmeye, çek düzenlemeye, menkul, gayri menkul ve her nevi nakil vasıtası makine ve cihaz satın alamaya, satmaya, kiralamaya ve kiraya verme, banka ve resmi kuruluşlardan kredi talep etmeye, şirket adına her türlü taahhüt ve tasarruflarda bulunmaya, rehin, işletme rehni, intifa hakkı tesis etmeye, ahzu kapza, şirket adına her türlü yurt içi ve yurt dışı ihalelere katılmaya, resmi ve tüzel kişilerle antlaşmalar yapmaya, ana sözleşmemizde yazılı olan amaç ve maksatlar konusuna giren her türlü işlerin şirketimiz adına yapmaya, yetkili olarak on yıl süreyle şirket müdürü Haluk Akgün’ün münferiden atacağı imzasıyla en geniş şekilde temsil etmesine oy birliği ile karar verildi...” biçiminde yetki düzenlemesine yer verildiği, kurum tarafından 2004/9-2012/3. aylar arası dönemde H. A.’ün hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı kabul edilip anılan döneme ilişkin olarak istenen prim ve hizmet belgelerinin verilmemesi nedeniyle söz konusu belgelerin resen düzenlenip 17.636,87 TL prim ve gecikme zammı olmak üzere toplam 29.186,47 TL borç tahakkuk ettirildiği, komisyona yapılan itirazın reddi üzerine eldeki davanın süresinde açılıp tahakkukun ve komisyon kararının iptalinin talep edildiği, mahkemece, tahakkuka konu dönemde hizmet akdine dayalı olarak çalışıldığı ve sosyal güvenlik destek primine tabii sigortalı sayılmasına dair kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı şirket ile dava dışı H. A. arasındaki iş ilişkisinin niteliğini tayin ve tespit etmek mahkemeye ait bir görevdir. Davacı şirket ile adı geçen şirket müdürü arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin hizmet akdi mi yoksa vekalet akdi mi olduğu konusu gerek hizmet akdinin unsurları gerekse vekalet akdi ve imza sirküleri içeriği birlikte değerlendirilip irdelenmek suretiyle belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan maddî ve hukukî esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Diğer taraftan; 11.09.2014 tarihli ve 29116 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngörülen istisnaları haricinde aynı tarih itibariyle yürürlüğe giren İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair 6552 sayılı Kanunun 81. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Geçici 60. maddesinin 1, 2, 3, 9 ve 19. fıkralarında; “(1) 2014 yılı Nisan ve önceki aylara ilişkin olup bu maddenin yayımlandığı tarihten önce tahakkuk ettiği hâlde ödenmemiş olan;
a) Bu Kanunun 4"üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan, sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi,
b) Bu maddeye göre yapılan başvuru tarihi itibarıyla ilgili mevzuatına göre ödenmesi imkânı ortadan kalkmamış isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi,
c) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgili kanunları gereğince takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı,
ç) 30.04.2014 tarihine kadar (bu tarih dâhil) bitirilmiş özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin olup bu maddenin yayımlandığı tarihten önce Kurumca resen tahakkuk ettirilerek işverene tebliğ edildiği hâlde bu maddenin yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan; özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin yapılan ön değerlendirme, araştırma veya tespitler sonucunda bulunan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi,
d) Bu Kanunun 60"ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olanların genel sağlık sigortası primi,
e) Sosyal güvenlik kanunlarına göre emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken 5335 sayılı Kanunun 30"uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışmaları nedeniyle aylıkları kesilmesi gerekenlere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemine kadar yersiz olarak ödendiği tespit edilen aylıklara ilişkin borç, asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu maddenin yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu maddede belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi ferî alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(2) 30.04.2014 tarihine kadar (bu tarih dâhil) işlenen fiillere ilişkin olup bu maddenin yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan idari para cezası asıllarının %50’si ile bu tutara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu maddenin yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu maddede belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde idari para cezası asıllarının kalan %50’si ile idari para cezasına uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi ferî alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilir.
(3) Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;
a) Bu maddenin yayımlandığı tarihi izleyen ay başından itibaren; birinci fıkranın (d) bendinde belirtilen borçlular yedi ay içinde, diğer bentlerde belirtilen borçlular ise üç ay içinde Kuruma başvuruda bulunmaları,
b) İlk taksiti bu maddenin yayımlandığı tarihi izleyen ay başından itibaren; birinci fıkranın (d) bendinde belirtilen borçlular sekiz ay içinde, diğer bentlerde belirtilenler ise dört ay içinde, diğer taksitlerini ise ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit taksitte ödemeleri, gerekir.
(9) Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.
(19) Bakanlar Kurulu, bu maddede öngörülen başvuru ve ilk taksit ödeme sürelerini, bu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen borçlular yönünden altı aya kadar, diğer borçlular yönünden ise bir aya kadar uzatmaya yetkilidir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılandırma hükümlerinden yararlanabilmek için açıklanan yasal düzenlemede belirtilen genel sağlık sigortası primi haricindeki alacaklar bakımından
31.12.2014, genel sağlık sigortası primi alacakları yönünden ise 30.04.2015 tarihine kadar Kuruma başvuruda bulunulması gerekmektedir.
Ayrıca, anılan maddenin 9. fıkrası hükmüne göre de, yapılandırma hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasal düzenleme gereği, davaya konu borcun yapılandırma kapsamında bulunduğu gözetilmeli, bu çerçevede 6552 sayılı Kanunun tanıdığı alacakların yeniden yapılandırılması olanağından yararlanılıp yararlanılmadığı incelenmeli, yapılandırma başvuru süresinin bitiş tarihleri ile Geçici 60. maddenin 9. fıkrasının “Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.” hükmü de göz önünde bulundurularak, yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmelidir.
Bu hukuki olgu çerçevesinde, yeniden inceleme yapılmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
O hâlde, davacı şirketin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 30.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.