
Esas No: 2021/1964
Karar No: 2022/2396
Karar Tarihi: 25.04.2022
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/1964 Esas 2022/2396 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davacılar, davalı kooperatifin ortağı olduklarını ve taşınmaz hakkındaki ihtilaflar nedeniyle aidat ödemelerini bıraktıklarını iddia ederek, ortaklık gereği konut tahsisinin sağlanması ve tazminat talep etmişlerdir. Mahkeme davaların kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak, Yargıtay bozması sonucunda yapılan yargılama sonucunda, davacılara konut tahsisinin mümkün olmadığı ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıların ödemelerinin güncel değerlerinin hesaplandığı, ancak bu durumun dairemiz kararlarına uygun olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, mahkemece davacıların ödemelerinin güncel değerlerinin tazminine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Karara karşı 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 1. maddesi göz önünde bulundurularak karar düzeltme istemi yapılabileceği ifade edilmiştir.
Kanun Maddeleri: 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 1. Maddesi.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinin tespiti ve çıkma payı alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de miktar itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığından duruşma istemi reddedilerek incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkillerinden ..., ... ve ...'in davalı kooperatifin ortağı olduklarını, yapılan genel kurul gereğince taşınmaz hakkındaki ihtilaflar bitene kadar aidat ödenmemesinin kararlaştırıldığını, bu sebeple müvekkillerinin aidat ödemelerini bıraktığını, akabinde kooperatifçe hiçbir usuli işlem yapılmaksızın genel kurullara davet edilmeyerek ve hazirun listesinden çıkartılarak ortaklık faaliyetlerini yürütmelerine engel olunduğunu, diğer müvekkili ...'ın ise halen davalı kooperatif ortağı olduğunu, bir dönem yönetim kurulu üyeliği yaptığı kooperatifçe huzur hakkının kendisine ödenmediğini ileri sürerek, davacılar ..., ... ve ...'in kooperatif ortağı olduğunun tespitini, davacılara ortaklık gereğince yapılması gerekli konut tahsisinin sağlanması için varsa üçüncü kişiler adına yapılan tahsisin iptalini, bu mümkün olmaz ise her bir davacı için şimdilik 1.000,00 TL tazminatın davalıdan yasal faizi ile tahsilini, davacı ...'ın huzur hakkı bedeli olan 14.300,00 TL'nin davalıdan yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah ile talebini davacı ... yönünden 71.640,00 TL, davacı ... yönünden 62.560,00 TL ve davacı ... yönünden 89.900,00 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ...'ın talebinin zamanaşımına uğradığını, diğer davalıların ise uzun süre kooperatif faaliyetlerine katılmamak suretiyle ortaklık haklarından zımnen vazgeçmiş olduklarını, bu davacıların da tazminat istemlerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacılar ..., ... ve ...'ın davalarının kabulüne, davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu karar davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 26.01.2017 tarih ve 2015/7897 Esas, 2017/207 Karar sayılı ilamıyla, kendisine konut tahsis edilen ortakların toplam aidat ödemelerinin tespiti ile açıklanan formül uyarınca tazminat hesabı yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacılar ..., ... ve ...'ın davalı kooperatifin ortağı oldukları, ortaklıklarına bağlı olarak kendilerine daire tahsisinin mümkün bulunmadığı, bozma ilamında belirlenen formüle göre yapılan hesap gereği ödenen aidatların iadesinin mümkün bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacı ... yönünden 10.439,25 TL’nin 1.000,00 TL’sine dava tarihinden kalan 9.439,25 TL’sine ise ıslah tarihi olan 18.05.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine, davacı ... yönünden 10.050,87 TL’nin 1.000,00 TL’sine dava tarihinden, kalan 9.050,87 TL’sine ıslah tarihi olan 18.05.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine, davacı ... yönünden 11.472,39 TL’nin 1.000,00 TL’sine dava tarihinden, kalan 10.472,39 TL’sine ıslah tarihi olan 18.05.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine, davacı ... yönünden 07.07.2015 tarihli karar kesinleştiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar ..., ..., ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, kendisine konut verilmeyen üyelerin konut yerine bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre kendisine konut tahsis edilemeyen ve ödemesi eksik olan üyeye 6'lı formül uyarınca hesap yapılarak ödeme yapılır. Ancak verilen konutun değerinin artmaması nedeniyle bu hesap yöntemine göre ödenecek bedel, ödenen aidatların güncel değerinden eksik çıkması halinde ödenen aidatın güncel değeri ödenir.
Somut olayda bozma ilamına uyularak dairemizin yerleşik uygulamalarında belirtilen formüle göre hesaplama yapılmış, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacılar ..., ..., ...’in ödemelerinin güncel değerinden daha düşük bir bedel hesabı yapıldığı görülmüştür. Bu husus dairemiz kararlarına uygun değildir. Bu durumda mahkemece, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 1. maddesinde belirtildiği üzere kooperatiflerin, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla kurulan ortaklıklar olduğu, ortak gayelerini gerçekleştirmek isteyen üyelerin sahip olduğu ve üyeleri tarafından işletilen, merkezine insanı yerleştiren girişimler olduğu, bu nedenlerle kar ve zarar amacı gütmedikleri göz önünde bulundurularak, davacıların ödemelerin güncel değerlerinin tazminine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar ..., ..., ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar ..., ..., ... yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 25.04.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.