9. Hukuk Dairesi 2009/48806 E. , 2012/8721 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 06.03.2007 tarihinde evlendiğini bu nedenle 05.04.2007 tarihinde işten ayrıldığını, haftada altı gün 08:30-18:30 arası çalıştığını belirterek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücret alacağını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının evlilik nedeniyle değil, başka bir şehre taşınmış olması nedeniyle işten ayrıldığını, davacının fazla çalışma yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı avukatı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının tanıklarının dinlenmemesinin hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davalının delil listesinde belirttiği tanıklarına 19.02.2009 tarihli celsede hazır bulunmaları hususunda ihzar ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiştir. 19.02.2009 tarihli duruşmaya davalı tanıkları usulüne uygun çağrıldıkları halde hazır bulunmamıştır. Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen gelmeyen tanıkların o tarihte yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK m.253 (6100 Sayılı HMK m.245) uyarınca zorla getirilmesine karar verilmesi gerekir. Fakat davalı vekilinin de hazır bulunmadığı celsede davalı tanıkları dinlenmeden, bu yönde herhangi bir vazgeçme de olmadan dosya hesap bilirkişisine verilmiştir.
Her ne kadar mahkeme kararının gerekçesinde davalı vekilince tanıkların dinlenmesine ilişkin herhangi bir talepte bulunulmadığı belirtilmişse de, davalı vekili 19.02.2009 tarihli celseden hemen sonra, dosya bilirkişiye tevdi edilmeden 23.02.2009 hakim havaleli dilekçesinde kendi tanıklarının dinlenmediğini, bu yüzden 19.02.2009 tarihli ara kararından dönülmesini tanıklarının dinlendikten sonra dosyanın bilirkişiye tevdiini talep ettiği görülmektedir.
Dosya bilirkişiden döndükten sonra 27.07.2009 tarihli celsede de davalı vekilince tanık dinletme talebinde bulunulduğu, mahkemece “davetiye çıkarıldığı halde gelmedikleri ve aynı celse dosyanın bilirkişiye verildiği anlaşıldığından, davalı vekilinin tanık dinlenmesi talebinin bu aşamadan sonra reddine” karar verilmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere çağrıldığı halde gelmeyen tanıkların zorla getirilmesine karar verilmesi gerekir. Bu aşama tamamlanmadan davalı tanıkları dinlenmeden, delilleri toplanmadan dosya bilirkişiye verilip, sunulan rapora göre karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.