10. Hukuk Dairesi 2019/4269 E. , 2020/4241 K.
"İçtihat Metni"Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı İKK Yapı Gıda Turizm Reklam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. işçilerinden ...’ün 31.07.2011 tarihinde iş kazası geçirdiğini, sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu maluliyet oranının % 29 olarak tespit edildiğini, bunun üzerine sigortalıya 52.806,81 TL tutarında ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, sigortalı için 5.850,83 TL tedavi masrafı ve 985,80 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini, kazayla ilgili olarak SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda olayın iş kazası olduğu ve işverenin iş kazasının meydana gelmesinde % 60, diğer çalışan ...’in % 40 kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hak saklı tutularak toplam 59.643,44 TL Kurum zararının tahsis, onay veya ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin söz konusu kazanın gerçekleşmesinde kusursuz olduğunu, kaza ile müvekkilinin herhangi bir eylemi arasında illiyet bağı olmadığını, SGK müfettiş raporunun somut inceleme yapılmaksızın, tek yanlı ve sübjektif işveren tanıkları dinlenmek suretiyle düzenlendiğini, müvekkilinin kazalının iddia ettiği gibi mutfak sorumlusu olmadığını, otel ve mutfağın o tarihte faaliyette olmadığını, kazanın tanık anlatımları ve müfettiş raporundaki şekilde gerçekleşmediğini, kusuru ve sorumluluğu kabul etmemekle beraber sorumluluğun TBK m. 66 uyarınca işverene ait olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı İKK Yapı..Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazanın gerçekleşmesinde kusurunun olmadığını, asıl kusurun kazalı işçide olduğunu, SGK müfettiş raporunun gerçeği yansıtmadığını, Mahkemece yeni bir kusur raporu alınması gerektiğini, kazalının müvekkili aleyhine açmış olduğu tazminat davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından,
"Davanın kabulüne,
1-)Bağlanan gelir yönünden 52.806,81 TL"nin 26.403,40 TL"lik kısmının tahsis onay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesi olan 26.403,40 TL"nin tahsis onay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
2-)985,80 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma verilmesine,
3-)5.850,81 TL hastane masrafının masraf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından,
"1-Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davalıların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine," şeklinde karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, iş kazasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, hükme esas alınan raporların somut delile dayanmaksızın, gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiğini, tanık beyanlarının soyut beyanlardan ibaret olduğunu, müvekkilinin mutfak sorumlusu olmadığını, otelin ve mutfak bölümünün o tarihte faaliyette olmadığını, tüm kusurun işverene ait olduğunu, hüküm gerekçesinin yeterli olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı İKK Yapı..Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin her türlü güvenlik önlemini aldığını, diğer davalı ve kazalının davranışlarının kazaya neden olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunun belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dava, 31.07.2011 tarihli iş kazası sonucu %29 oranında sürekli işgöremez durumuna giren sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli geliri, geçici iş göremezlik ödeneği ile tedavi giderleri ödemelerinden oluşan kurum zararının tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 21. maddesidir. Kazaya ilişkin 23.04.2014 tarihli SGK müfettiş raporunda davalı işveren İKK Yapı..Ltd. Şti. %60 oranında, diğer davalı ... %40 oranında kusurlu bulunmuş; yargılama sırasında Mahkemece alınan 28.10.2016 ve 02.12.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporlarında davalı işveren İKK Yapı..Ltd. Şti. %70 oranında, diğer davalı ... %30 oranında kusurlu bulunmuş, kazalı sigortalının kusuru bulunmadığı yönünde görüş belirtilmiş olup, Mahkemece 02.12.2017 tarihli rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir.
1- Mahkemenin kusura ilişkin kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeniyle daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi, 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Eldeki davada, kazalı sigortalının 2011 yılı Haziran ayında davalı İKK Yapı..Ltd. Şti.’ye ait otel işyerinde kat elemanı-temizlik işçisi olarak işe girdiği, olay günü, yemekhanede mutfak bölümünde bulunan ve işyeri çalışanlarının kendi sularını, yiyeceklerini ve aynı zamanda oteldeki müşterilere sunulan ikramların saklandığı buzdolabından kapalı şişede bulunan içme suyu zannettiği bulaşık makinesi parlatıcısını alıp bir bardağa doldurarak içtiği ve sonrasında yemek borusunun ve midesinin zarar görmesi şeklinde kazaya uğradığı anlaşılmaktadır. Aynı iş kazası nedeniyle sigortalının işveren aleyhine açtığı, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen tazminat dosyasında davalı şirketin %60 oranında ve davalı ...’in %40 oranında kusurlu oldukları, kazalının kusurunun bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporu esas alınmış; eldeki davada ise 02.12.2017 tarihli bilirkişi raporu ile davalı işveren İKK Yapı..Ltd. Şti.’nin %70 oranında, diğer davalı ...’in %30 oranında kusurlu oldukları, kazalının kusurunun bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporu hükme esas alınarak Mahkemece hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar tazminat davasında kesinleşen kusur raporu, davada taraf olmayan Kurum tarafından açılan eldeki rücuan tazminat davasında bağlayıcı olmasa da kuvvetli delil olduğundan Mahkemece, maddi-manevi tazminat davası ile eldeki davada kusura ilişkin bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişkili olduğu nazara alınarak, dosya içeriğindeki tüm delillerin takdiri ile, kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda iş kazasının olduğu meslek kolu ile iş ve işçi güvenliği konusunda uzman bilirkişi kurulundan mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde yeniden kusur raporu alınarak sonuca gidilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Öte yandan, dosya içerisinde bulunan SGK vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinin ekindeki peşin sermaye değeri hesapları tablosuna göre ilk peşin sermaye değerinin 40.187,54 TL olması karşısında; yargılama aşamasında getirtilen Kurum cevap yazısına göre kazalıya bağlanan gelirlerin tüm peşin sermaye değerinin 52.806,81 TL olarak belirtildiği anlaşılmakla, ilk ve tüm peşin sermaye değerleri arasındaki çelişkinin ve rakamlar arasındaki farklılıkların nedeni Kurumdan sorularak yasal gerekçeleriyle ortaya konulup, değerlendirmeye esas alınması gereken ilk peşin sermaye değeri, tüm açıklığıyla belirlenmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.