13. Hukuk Dairesi 2016/20534 E. , 2018/4038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, ... ada 1 parselde kayıtlı 1 numaralı bağımsız bölümün satışı hususunda dava dışı İsa isimli kişi ile anlaştığını, taşınmaz bedelinin 168.000,00 TL"sinin davalı bankadan kullanacağı kredi ile karşılanması amacıyla davalı banka ile konut kredisi sözleşmesi imzalandığını, ancak tapu işlemleri sırasında, taşınmazın hacizli olduğunun öğrenilmesi üzerine, satış ve devir işlemlerinin yapılmadığını, bu nedenle de kredi sözleşmesi gereğince ödenmesi gereken tutarın kendisine hiç ödenmediğini, banka tarafından değişik bahanelerle 3 ay kadar oyalandığını, bir çözüme ulaşılamayınca da 19.11.2014 tarihinde kredinin kapatılmasını istediğinde kendisinden 5.995,00 TL ve 325,00 TL olmak üzere toplam 6.320,00 TL haksız tahsilat yapıldığını ileri sürerek; bunun yasal faizi ile iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 5.295,10 TL"nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı banka ile yaptığı konut kredisi sözleşmesine konu tutarın, tapudaki devir ve satış işleminin gerçekleştirilememesi nedeniyle kendisine verilmediği iddiasına dayanarak eldeki davayı açmış; davalı banka ise, uygun bulunan kredi talebi gereğince, kullandırılan kredi tutarının davacının hesaplarına aktarıldığını, yazılı talimat ile vadesinden önce kredinin kapatıldığını, iadesi talep edilen 325,00 TL nin kredi tahsis ücreti, 5.995,00 TL"nin ise kredinin işleyen faizi olduğunu savunmuştur. Mahkemece, 11.12.2015 tarihli bilirkişi raporu benimsenerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, davalı tarafından kullandırılan kredi 6502 Sayılı Yasanın kabul ettiği anlamda bağlı kredi niteliğinde olmadığı için, davalı bankanın taşınmazın satılmamasından dolayı bir sorumluluğundan bahsedilemez. Davalı banka sözleşme uyarınca üzerine düşeni yaparak tahsis edilen krediyi davacının hesabına aktarmış olup, hesaba aktarılan para üzerinde kredinin kapatıldığı tarihe kadar da herhangi bir tasarruf imkanından yoksun kalmıştır. Bu süre içinde krediyi davacı hesabında bekleten davalı bankaya, konut devrinin yapılmaması nedeniyle atfedilebilecek bir kusur da bulunmamaktadır. Zira, üzerindeki haciz kaydı nedeniyle konutun devredilmemesi, davalı bankaya yüklenebilecek bir kusur değildir. Davalı bankanın davacıya tahsis ettiği krediye tahsis süresi boyunca faiz işletmesinin sözleşmeye ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine uygun olduğunun kabulü gerekir. Diğer taraftan, davacı, İsa Kaynak isimli kişi adına tescilli taşınmazda yer alan banka lehine kayıtlı ipoteğin, kullanacağı kredi ile çözüleceği, bu hususla ilgili banka ile anlaşma sağlandığı, hacizden kaynaklı devrin yapılamamasına ilişkin sorunun banka yetkililerince giderileceği, bu nedenle de kendisinin 3 ay boyunca oyalandığı yönündeki iddiasını da ispatlayabilmiş değildir. Bu açıklamalar ve tespitler ışığında dosya ele alındığında; hesap hareketlerine göre kredinin kapatıldığı 19.11.2014 tarihinde (B.KREDİ TAHS.) ismiyle yapılan kesintilerin davalının iddia ettiği gibi faiz alacağına ilişkin olup olmadığının değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda bu husus açıklığa kavuşturulmamıştır. Hal böyle olunca, dosya ek rapor alınmak üzere yeniden bilirkişiye tevdii edilerek, bu husus açıklığa kavuşturulup, yukarıdaki açıklamalar da dikkate alınarak sonucu çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.