10. Hukuk Dairesi 2013/20990 E. , 2014/18807 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Denizli 4. İş Mahkemesi
Tarihi :26.04.2013
No :2012/15-2013/124
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava;17.02.1998 tarihli iş kazasında %17 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan Kurum zararının, tahsili istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.
Anılan maddede düzenlenmiş bulunan rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusurlu olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığı sorumludur. Kusur durumu saptanmasına ilişkin olarak alınacak raporun ise, 506 sayılı Kanunun 26., 4857 sayılı Kanunun 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Mahkemece 28.07.2008 tarihli raporda işveren % 70, sigortalı %30, 07.05.2010 ve 04.02.2011 tarihli raporlarda işveren %90, sigortalı %10 kusurlu bulunmuş, Mahkemece; oluşa uygun ve tüzük hükümlerinin irdelendiği rapora göre işverenin % 70, kazalı işçinin de % 30 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiştir.
Somut olayda; polisaj tezgahında tencere parlatması yapan sigortalının, parlatılacak tencereyi kalıba takmaya çalıştığı sırada sağ elinin tencere ile tel fırça arasında kalarak sıkıştığı, işe başladıktan 15 gün sonra iş kazasının olduğu, 1983 doğumlu olan sigortalının olay tarihinde 14 yaşında olduğu, sağlık kurulu raporu alınmadan çalıştırıldığı, işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden eğitim verilmediği, olay sırasında polisaj tezgahının operasyon kısmında uygun nitelikte koruyucunun olmadığı anlaşılmaktadır. Kaza tarihi itibariyle 18 yaşını doldurmamış işçiyi ağır ve tehlikeli işlerde çalıştıran, bünyece elverişli olduğuna dair sağlık kurulu raporu aldırmayan, işçiye işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda eğitimleri vermeyen, denetlemeyen, emniyetli iş makinesi sağlamayan işverenin %90 kusurlu olduğu belirgindir.
Mahkemece; işçi sağlığı, iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden oluşa uygun kusur durum ve aidiyetini saptayan 07.05.2010 ve 04.02.2011 tarihli raporlar esas alınıp işverenin %90 kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, oluşa uygun olmadığı anlaşılan kusur raporu esas alınarak karar verilmiş olması,
2-Açıldığı tarihteki mevzuat hükümlerine uygun olan davanın, yasal dayanağını oluşturan düzenlemenin, yargılama sürecindeki yasa değişikliğiyle ortadan kalkması nedeniyle kısmen reddinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği yönündeki usul kuralından hareketle davacının, davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip vekalet ücretiyle sorumluluğuna hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.09.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.