13. Hukuk Dairesi 2015/40150 E. , 2018/4009 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murisleri ..."nin 07/09/2012 tarihinde davalı bankadan 30.000,00 TL kredi çektiğini, buna karşılık davalı bankanın hayat sigortası yaptığını, murisin 10/10/2013 tarihinde vefat ettiğini, öldüğü tarihte 36 ay üzerinden çektiği kredinin 13 ayını ödediğini ve geriye 24.548,34 TL borcu kaldığını, murisin ödemeleri düzenli yaptığını, aksatmadığını, murisin davalı banka ile yaptığı sözleşmede hayat sigortasının alacağın tamamı tahsil edilinceye kadar yenilenmesi gerektiğinin, bu konudaki sorumluluğun davalı bankada olduğunun düzenlendiğini, hayat sigortasının 1 yıllığına yapıldığını, bu süre bittikten sonra bankanın herhangi bir bildirimde bulunmadığını, muris öldükten sonra bankanın kredinin kapatılması için varislerine bildirimde bulunduğunu, beyan ederek kredi sigorta bedelinin kapatılarak ödenen taksitlerin 10/10/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının Reddine, karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacıların murislerinin vefatı üzerine murisin bankadan kullandığı kredi taksit ödemelerinin, başlangıçta 1 yıl süreli yapılan ve sonrasında yenilenmeyen hayat sigortası nedeniyle sigorta şirketinden tahsil edilememesi sebebiyle kendilerinden alınan taksitlerin iadesi talebine ilişkindir. Uyuşmazlıkla ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleri incelendiğinde; 17.01.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak, 01.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren, “Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar uygulama Esasları Yönetmeliği”nin “Amaç” başlıklı bölümünde, “Bu Yönetmeliğin amacı, kredi kuruluşları tarafından verilen kredilerle bağlantılı olan zorunlu ve ihtiyari sigorta ürünlerinin sunumunda birlik ve güvenilirliği sağlamak, sigorta ettirenlerin, sigortalıların ve lehtarların hak ve menfaatlerini korumak ve verilecek hizmete ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” denilmekte, “Kapsam” başlıklı bölümünde ise, “Bu Yönetmelik, Türkiye’de faaliyet gösteren her türlü kredi kuruluşunun sağladığı kredilerle bağlantılı yaptırılan ihtiyari ve zorunlu sigortaları ve bu sigortalar dahilinde verilecek teminatları kapsar.” denildikten sonra aynı Yönetmeliğin “İhtiyari Sigortalar” başlığında düzenlenen, 6. maddesinin 2. fıkrasında da, “İhtiyari sigortalarda, kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğu kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir.” denilmektedir.
Mahkemece "".. krediyi teminat altına almanın davalı bankanın isteğine bağlı olduğu, takip eden yıl için sigorta yaptırmamış davacıların murisine güven vermemiştir, davalı bankanın davacıları borçtan kurtaracak bir kusuru bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı tarafın yapılan ödemelerinin 10/10/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte kendilerine ödenmesine yönelik talebin yerinde olmadığı anlaşılmakla.."" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, kredi sözleşmesi nedeniyle hayat sigortası yapılmasındaki amaç, banka yönünden kredi borcunun teminat altına alınması olduğu kadar, belli bir prim borcu getirmekle birlikte, sigortalının da bunda menfaatinin olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde, her iki tarafın da hak ve menfaatlerinin gözetilip korunması esas alınmalıdır. Nitekim, kredi sözleşmeleriyle bağlantılı sigortaların yapılması halinde sigorta ettirenlerin, sigortalıların ve lehdarların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla çıkarılan, “Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği”, 17.1.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak, 1.2.2009 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Yukarıda sözü edilen Yönetmeliğin ilgili hükmü gereğince, kredi süresi içerisinde sigorta poliçesini yenileme sorumluluğu kredi kullanana ait olmakla birlikte, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun da kredi veren bankaya ait olduğunun kabulü gerekir. Sigortanın yenilenip yenilenmediğinin de, kredi borçlusu tarafından takibi gerekeceğinden, uyuşmazlık konusu olan sigortanın ilk olarak kredinin alındığı tarih olan 07/09/2012-07/09/2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere yapılması, sonrasında yenilenmemesi nedeniyle davacıların uğradığı zararlar nedeniyle tarafların müterafik kusurlu oldukları sonucuna varılmalıdır. O halde mahkemece, tarafların kusur oranları takdir edilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. Bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.