23. Ceza Dairesi 2015/3484 E. , 2015/5109 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların, iştirak halinde hareket ederek, katılanın daha önce kaybetmiş olduğu nüfus cüzdanı üzerindeki fotoğrafı çıkartarak, sanık ..."in fotoğrafını yapıştırdıkları, daha sonra sanık ..."in tedavisini yaptırmak üzere mağdur ..."ne birlikte müracaat ederek, katılana ait ancak üzerinde sanık ..."in resmi bulunan nüfus cüzdanını verip, yatarak tedavi olmasını sağladıkları ve tedavi sonunda ücret vermeksizin hastaneden ayrılmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda;
1) Sanıklar Hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararına karşı, sanıklar müdafiinin vekalet ücreti istemine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde,
Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davalarının açıldığı, yapılan yargılama neticesinde, sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan beraatına, ancak nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği tespit edilmiş olup, mahkemece haklarında aynı yargılama içerisinde nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilen sanıklar hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan beraatları nedeniyle vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2)Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik, sanıklar müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde,
Sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sağlık Bakanlığı’nın 11.05.2000 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği’nin 37. maddesi; “Yataklı tedavi kuruluşları, acil sağlık hizmetlerinin bedelini hizmet sundukları kişinin ödeme imkânları çerçevesinde tahsil ederler.”,
2008/13 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nin;
Birinci maddesi; “Acil sağlık hizmeti vermekle yükümlü bulunan sağlık kuruluşları, acil vakaları hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakmaksızın kabul edecek ve gerekli tıbbi müdahaleyi kayıtsız-şartsız ve gecikmeksizin yapacaktır. Hiçbir sağlık kuruluşu acil olarak gelen hastalara yeterli personeli veya donanımı olmadığı, ilgili birimi veya boş yatağı bulunmadığı, hastanın sağlık güvencesi olmadığı ve benzeri sebepler ile gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmaktan kaçınmayacaktır”,
Dokuzuncu maddesi; “Herhangi bir sağlık güvencesi olmayan vatandaşlardan ödeme gücü bulunmayanların acil sağlık hizmeti bedelleri kendilerinden talep edilmeyecektir. Bunlardan kamuya ait sağlık kuruluşlarından ve ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarından acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlık kuruluşunun bulunduğu yer sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından talep edilecektir. Bu konuda gerekli tedbirler ilgili vakıf başkanlıklarınca alınacaktır. Özel hastanelerden acil sağlık hizmeti alanların hizmet bedelleri ise talep edilmesi halinde 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu"nun 32"nci, 5393 sayılı Belediye Kanunu"nun 38"inci ve 60"ıncı, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu"nun 18"inci maddeleri gereğince sağlık kuruluşunun bulunduğu yerin belediyesince ödenecektir. Bu amaçla belediyelerce bütçelerine yeterli ödenek konulacaktır.” şeklinde hükümler içermektedir.
Bu mevzuat çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, sanık ..."in girmiş olduğu psikolojik bunalım sebebiyle bileklerini ve boğazını kesmesi sonucu acil olarak Numune Hastanesi"ne kaldırıldığı ve tedavisine başlandığına ilişkin gelen hastane kayıtları ve sanıkların beyanları karşısında, sanıklara yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından beraatlarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.