Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/11700
Karar No: 2022/534
Karar Tarihi: 18.01.2022

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/11700 Esas 2022/534 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2021/11700 E.  ,  2022/534 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : ALACAK

    Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi ve davalılar vekilince duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18/01/2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılar adına vekili Avukat ... ile davalı asil ... geldiler. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı isteminin özeti:
    Davacı vekili, müvekkilinin, 1994 yılı Şubat ayı başından 07.12.2012 tarihine kadar davalılara ait ... plaka sayılı minibüste şoför olarak çalıştığını, en son günlük net 80,00 TL ücret aldığını, sadece askere gittiği 1995-1996 yıllarında çalışmadığı bunun haricinde çalışmasının kesintisiz olduğunu, davalı işverenlerin müvekkilinin sigortasını yapmadıklarını ve iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın feshettiklerini, davacının ayda 28 gün çalıştığı, mesai saatlerinin 12.00-00.00/00.30 saatleri arasında olduğunu, genel tatillerde çalıştığını, son 5 senenin yıllık iznini kullandırmadığı ve asgari geçim indirimi alacağının da ödenmediğini ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı cevabının özeti:
    Davalılar vekili, müvekkillerinin ... plaka sayılı minibüs hattının sahibi olduğu, minibüsün sahibinin davacının babası olduğu, davalıların minibüs hattını davacının babasına kiraya verdiği, davalıların kira ilişkisinden başkaca bir ilişkisi bulunmadığı, davalıların davacının işvereni olmadığı, davacının 4857 sayılı İş Kanunu’na göre işçi sıfatı bulunmadığı, davacının bir çok resmi evrakı işletmeci sıfatı ile imzaladığı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanması için gerekli olan 3 işçi çalıştırma şartı gerçekleşmediğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme kararının özeti:
    Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Temyiz:
    Yerel mahkeme kararı taraflarca temyiz edilmiş ve Dairemizin 07.03.2017 tarihli ve 2015/13806 esas, 2017/3379 sayılı kararı ile; “…davacının, dava dışı ...'ün davalılardan kiralayarak işlettiği minübüste çalıştığı, davalıların işveren sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar yönünden açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle kabulü hatalı olduğu…” gerekçesi ile bozulmuştur.
    Bozma üzerine ... Anadolu 13. İş Mahkemesi 06.02.2018 tarihli ve 2017/247 esas, 2018/115 sayılı kararı ile; ... plaka sayılı minibüste 07.02.2011 – 30.09.2012 tarihleri arasında çalışan dava dışı işçinin açtığı davada, davalıların işveren sıfatının bulunduğuna dair kararın kesinleştiği, davacının hizmet döküm cetvelinde davalıların kayden işveren olarak gözüktüğü, minibüs hattının ise 1990 yılında iki yıllığına dava dışı ...'e kiraya verildiği ancak kira sözleşmesinin uzatıldığına dair herhangi bir delilin sunulmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiş olup, direnme kararını taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
    Dairemizce direnme kararı üzerine yapılan incelemede dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
    Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2018/9-1025 esas, 2021/1094 sayılı kararı ile; mahkemece Özel Daire bozma kararı sonrası yapılan araştırma, inceleme ve toplanan yeni delile dayanılarak ve Özel Daire denetiminden geçmeksizin yeni gerekçe ile direnme adı altında yeni bir karar verildiği, bu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili bozma kararı sonrası elde edilen yeni delil ve olgulara dayalı olarak oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu gerekçesi ile taraflar vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
    Gerekçe:
    Taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı, uyuşmazlık konusudur.
    4857 sayılı İş Kanunu'nun 8'inci maddesinin birinci fıkrasında iş sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Buna göre, " İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir." Ayrıca aynı Kanunun 2'nci maddesinin birinci fıkrasında da " Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir." hükmüne yer verilmiştir.
    Maddi olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 270-298’inci maddelerinde düzenlenen hasılat kirası ise hasılat veren bir mal veya hakkın semerelerinden yararlanılmak ve işletmek üzere bir bedel karşılığında kiralayan tarafından kiracıya devredilmesinin taahhüt edilmesidir. Bir başka ifadeyle, hasılat kirasında kiralayan hasılat getiren bir malı, ya da, hakkı, kiracının bu malın semeresinden yararlanmasını da içerecek şekilde kiralamaktadır. Hasılat kirasının konusunu, hasılat getiren bir taşınır veya taşınmaz, yahut bir ticari işletme veya hak oluşturabilir.
    Mülga 818 sayılı Kanunda, hâsılat kirasının geçerliliği herhangi bir biçim koşuluna bağlanmamış, yine, süresi ile ilgili bir düzenleme yer almamıştır. Anılan Kanunun hasılat kirasının susma ile yenilenmesine ilişkin 287’nci maddesine göre kira, belirli bir müddet için aktolunmuş ise bu sürenin hitamında kiralayanın bilgisi ile ve karşı koyması olmadan kiralanan kullanılmakta ise sözleşme seneden seneye yenilenir. Ancak, sözleşmede fesih hakkında bir hüküm bulunmakta ise tarafların bu hükme uymaları gerekir.

    Kiraya veren, kiralanan şeyi, kiracının kiralanandan yararlanmasını ve semerelerini toplamasını sağlayacak ya da işletilmesini mümkün kılacak şekilde teslim etmek ve sözleşme süresi boyunca da bu durumda bulunmakla yükümlüdür. Bu kapsamda kiralananın işletilmesi için gerekli tüm malzemeleri, imtiyazları, ruhsatları teslim etmesi şarttır. Hemen belirtmek gerekir ki, ticari bir aracın kullanımının plakası ile birlikte başkasına devredildiği ve aracın bu kişi tarafından kullanıldığı uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
    Bu tür bir ilişkide ruhsat sahibi ile aracı kullanan arasındaki ilişkinin bir ürün (hasılat) kirası mı yoksa, iş ilişkisi mi olduğunun tespiti, hangi hükümlerin uygulanacağının belirlenmesi noktasında önem arz etmektedir. Zira taraflar arasındaki ilişki iş ilişkisi ise İş Kanunu veya bazı hâllerde Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlerinin; kira ilişkisi ile Borçlar Kanunu'nun kira sözleşmesine ilişkin düzenlemelerinin uygulanması gerekecektir.
    Taraflar arasında iş sözleşmesi bulunup bulunmadığının tespitinde görünürdeki işlemler değil, fiili durum önemli olup fiili (gerçek) durum tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekir. Taraflar arasında ürün (hasılat) kirasının varlığı bakımından, kira sözleşmesinin sözlü hatta zımni olarak yapılmasının dâhi mümkün olması karşısında mutlaka yazılı kira sözleşmesi yapılması şart değildir. Aksine yazılı bir kira sözleşmesi sunulmuş olsa bile, taraflar arasında iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarını içeren bir iş sözleşmesinin varlığının tespiti hâlinde gerçek fiili durumun iş sözleşmesi olduğunun kabulü gerekecektir.
    Kira sözleşmesi yapılmış olsa da, işletme ruhsatı devredilmediği sürece, trafik cezalarının ve hasarın davalı adına işlenmesi doğaldır. Taraflar arasında hasılat kirasına yönelik bir anlaşma olsa dahi, gerçek fiili durum hasılat kirasıyken, araç sahibinin işletme ruhsatını devretmemesi uygulamada mümkündür. Sırf işletme ruhsatının devredilmemiş olması, o ilişkiyi hasılat kirası olmaktan çıkarmayacağı gibi, bu ve benzeri durumlarda trafik cezalarının kimin adına kesildiği de taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğini etkileyebilecek esaslı unsurlardan değildir. Bu tür özellikler, ancak yardımcı ve destekleyici ölçüt olarak kullanılabilir (BAYCIK, Gaye: “İş İlişkisinin Kurulması, Hükümleri ve İşin Düzenlenmesi” Yargıtay’ın İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi 2016, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Derneği, ... 2018, s.17-18 ).
    Aynı şekilde kişinin Sosyal Güvenlik Kurumuna 4/1-a'lı olarak bildiriminin yapılmış olması, aradaki ilişkinin iş sözleşmesi olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Aradaki ilişkinin iş sözleşmesine dayanmamasına rağmen yapılan Sosyal Güvenlik Kurumu bildiriminin gerçeğe aykırı olduğunun tespiti hâlinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iptal edilmesi mümkündür.
    Somut olayda davacı, davalılara ait minibüste şoför olarak çalıştığını iddia etmiş; davalılar ise davacı ile aralarında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, minibüs hattının dava dışı ve aynı zamanda davacının babası olan ... tarafından işletildiğini ve aralarında bu hususta kira sözleşmesi yapıldığını, davacının asıl işvereninin dava dışı ... olduğunu savunmuşlardır.
    Mahkemece, davalıların dava dışı ...'e kiraya verdikleri ... plakalı minibüs hattında 07.02.2011-30.09.2012 tarihleri arasında çalışan dava dışı işçinin davasında, davalıların işveren sıfatının bulunduğuna dair verilen kararın kesinleştiği, davacının hizmet döküm cetvelinde davalıların kayden işveren olarak gözüktüğü, minibüs hattının ise 1990 yılında iki yıllığına dava dışı ...'e kiraya verildiği ancak kira sözleşmesinin uzatıldığına dair herhangi bir delilin sunulmadığı gerekçesi ile davalıların işveren sıfatlarının bulunduğu belirtilmiştir.
    Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ve özellikle kira sözleşmesi dikkate alındığında, davalıların minibüs plakasını dava dışı ...'e kiraya verdikleri ve işletilmesini de tamamen kiralayan ...'e bıraktıkları, davalılar ile dava dışı ... arasındaki bu hukuki ilişkinin 1990 yılından beri devam edip geldiği, yine her dava dosyasının kendi delil durumuna göre değerlendirilmesi gerektiği, ... plakalı minibüs hattında 07.02.2011-30.09.2012 tarihleri arasında çalışan dava dışı işçinin açtığı davada verilen kararın işbu dosyaya da emsal olamayacağı, kaldı ki emsal kabul edilen dava dışı işçiye ait dava dosyasında davalıların kayden işveren olarak bildirilmesine karşın bu dosyada iş ilişkisinin kayda dayalı saptanmadığı, keza çalışma olgusunun davacı işçi tarafça ispatlanması kuralı karşısında davacı tanıklarının dahi davalıların işveren olduğuna ilişkin bir beyanda bulunmadıkları gibi bu olguyu ispata yarar dosyada başkaca da bir delilin de bulunmadığı tespit edilmiştir.
    Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının, dava dışı ...'ün davalılardan kiralayarak işlettiği minübüste çalıştığı, davalıların işveren sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar yönünden açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, davalılar yararına takdir edilen 3.815,00 TL vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 18/01/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi