10. Hukuk Dairesi 2010/12250 E. , 2012/1986 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, iş kazası sonucu yaralanan sigortalı için yapılan tedavi gideri ve ödenen geçici işgöremezlik ödeneğinin 506 sayılı Yasanın 26.maddesi uyarınca rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ... Başkanlığı avukatı ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Sigortalı ..."in, ..."ya ait arsada yapılan bina inşaatında çalışmakta iken, dördüncü kattan aşağı düşmesi sonucu iki kolunun el bileklerinden kırılması nedeniyle, yapılan tedavi gideri ve geçici işgöremezlik ödeneğinin %50"ne tekabül eden 2.454,39 TL"nin 506 sayılı Yasanın 26.maddesi uyarınca davalılardan müteselsilen tahsili talep edilmiş, mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; ..."nin inşaatın müteahhidi konumunda olması, kat karşılığı bina inşaatını arkadaşıyla birlikte üstlenmesi nedeniyle ... hakkındaki davanın kabulüne, ... Mirasçıları aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Kurum vekili, işyerinin ... adına tescil edildiğini, işveren olarak sorumlu olduğunu belirterek, davanın her iki davalı yönünden kabulü gerektiğini belirtmektedir.
506 sayılı Yasanın 2.maddesi, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacağını, 4.maddesi, 2.maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerin işveren, işveren nam ve hesabına işin yönetimi görevini yapan kimselerin ise işveren vekili olduğunu, işveren vekilinin bu kanunda belirtilen yükümlülüklerden dolayı aynen işveren gibi sorumlu olacağını hükme bağlamıştır.
506 sayılı Kanunun 87.maddesinde, “aracı”, 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde ise, “asıl işveren-alt işveren” ilişkisinin tanımına yer verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, “aracı” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, taşeron, tali işveren, alt müteahhit, alt ısmarlanan vb. adlarla anılmaktadır.
Bunlardan;asıl işverenin yanında “taşeron” olarak adlandırılan başka işverenlerinde, işyerinden iş almaları ve kendi sigortalılarını çalıştırmaları ile, uygulama kazanmış olan “asıl işveren-alt işveren” ilişkisini....açısından ele alan 506 sayılı Kanunun 87.maddesi hükmü, tıpkı mülga 1475 sayılı İş Kanununun 1/son, 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddelerinde olduğu gibi, aracının yanında asıl işvereni de sorumlu tutan bir içerik taşımaktadır.
506 sayılı Kanunun “Üçüncü kişinin aracılığı” başlıklı 87. maddesi, “Sigortalılar üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işveren de sorumludur. Bir işde veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişiye aracı denir.” hükmünü içermektedir. Aracının asıl işverenden bir bölüm iş alması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırması, aracı kavramının belirleyici özelliğini oluşturmaktadır.
Hükme esas alınan kusur raporunda ise, ... ile, ... arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, .... kat karşılığı inşaat yapımını üzerine aldığı, inşaatın müteahhidi konumunda olduğu gerekçesiyle ..."ya kusur verilmemiş, işveren niteliğinde bulunan ..."ye ise, %85 oranında kusur verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, mahkemece yapılacak iş, işyeri tescilinin kimin adına olduğunun araştırılması, bina inşaatı işyerinin ... adına tescil edildiğinin belirlenmesi halinde, arsa sahibi olduğu, arsasında bina inşaatı yapıldığı hususları gözetilerek, .... işveren vekili konumu değerlendirilmeli, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği belirlenmeli, kazanın meydana geldiği iş kolunda uzman bilirkişi kurulundan, davalıların kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi yönünde kusur raporu alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
O halde, davacı vekili ve davalılardan ..."nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan, ..."ye iadesine, 13.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.