11. Hukuk Dairesi 2018/854 E. , 2019/5489 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi"nce verilen 24/11/2015 gün ve 2013/355-2015/870 sayılı kararı bozan Daire"nin 17/10/2017 gün ve 2016/7264 - 2017/5447 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin borçlusu olmadığı çeki icra tehdidi altında ödediğini, bedelin iadesi için istirdat davası açtıklarını ancak faiz istemeyi unuttuklarını, istirdat davasında talep edilmeyen faizin kazanılmış hak olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin borçlusu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı bedelin ödeme gününden itibaren faizinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kesinleşen istirdat davasında faiz istemediğinin anlaşıldığı, faiz talebinin haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 27,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine"ye gelir kaydedilmesine, 17/09/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2709 sayılı T.C Anayasasının " Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36.maddesi "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmünü içermektedir.
7201 sayılı Tebligat Yasanın 10/1 maddesinde, tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı,10/2 maddesinde de bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı düzenlenmiş, Yönetmeliğin 16/2 maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.
T.K 10 maddesinde ifade edilen bilinen en son adres, İçişleri Bakanlığı nezdinde tutulan adrese dayalı merkezi nüfus kayıt sistemindeki (MERNİS) adres olabileceği gibi başka bir adreste olabilir. Her iki durumda da muhatabın bilinen en son adresine normal tebligat (T.K.10) çıkarılması gerekir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adres olarak kabul edilmekte ve tebligatın buraya yapılması gerekmektedir.
Yönetmeliğin 16/2 maddesinde ayrıca başkaca adres araştırması yapılmayacağı, 79/2 maddesinde tebligat zarfında adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhat verilmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu hüküm uyarınca tebligatı çıkaran mercii tarafından tebligat zarfına böyle bir meşruhat verilmeden posta memurunca T.K 21/2 maddesi hükmüne göre muhataba tebligat yapılması mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta;
Dava dilekçesi, davalının dilekçede bildirilen işyeri adresine tebliğ çıkarılmış, tebligat muhatabın adres bırakmadan adresten ayrıldığından bahisle bila tebliğ iade edilmiş,
Bu kez mahkemece davalının tesbit edilen mernis adresine, dava dilekçesi T.K 21. maddesine göre posta memurunca tebliğ edilmiş,
Yargılama davalının yokluğunda sonuçlandırılmıştır.
Davalının, dava dilekçesindeki işyeri adresine çıkartılan tebligatın yapılamaması karşısında davalının bilinen en son adresi, dosyada tesbit edildiği üzere mernis adresidir.
Nitekim mahkemece ikinci tebligat davalının mernis adresine T.K.10 maddesine uygun şekilde çıkarılmıştır.
Bu halde posta memurunun dava dilekçesini T.K 10 maddesine göre muhatabına tebliğ etmesi gerekir.
Tebligata verilen meşruhattan muhatabın adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda posta memuru T.K 10 maddesine göre tebliğ edemediği tebligatı, merciine bu nedenle iade etmeli, mahkemece bu aşamadan sonra davalının mernis adresine TK 21/2 maddesine göre tebligata tevessül etmelidir.
Posta memurunun kendisine T.K 10 maddesine göre tebliğ edilmek üzere tevdi olunan tebligatı, bu konuda Yönetmeliğin 79/2 maddesine uygun bir meşruhatda bulunmadan T.K 10 maddesine göre tebliğ işlemlerini tamamlamadan T.K 21/2 maddesine göre tebliğ etmesi, yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümlerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. (HGK 2017/12-764 esas, 2018/1345 karar sayı, HGK 2018/12-829 esas, 2018/1795 karar sayı vs. ilamları)Usulsüz tebligat nedeniyle yargılama davalının yokluğunda sonuçlandırılmış olup davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Bu halde davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile Daire bozma ilamının kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçe ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken bu yöne ilişkin davalının karar düzeltme isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.