10. Hukuk Dairesi 2019/5934 E. , 2020/4123 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2019/132-2019/431
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı ... vekili ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 26.03.2012 tarihinde geçirdiği işkazası sonucu, vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir nedeniyle oluşan Kurum zararının tazmini istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesidir.
Anılan maddenin birinci fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği, 4. fıkrasında, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle gerçekleşmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edileceği belirtilmiştir.
Mahkemece, kusurun belirlenmesinde, zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeniyle daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza dosyaları varsa, bu dosyalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Maddi olguyu tespit ederken, Borçlar Kanununun 53 üncü maddesi uyarınca (TBK madde 74.) hukuk hakimi, ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı olmayıp, kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlı olduğu dikkate alınmalı, sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporunun, rücu davasında bağlayıcı nitelikte değilse de güçlü delil niteliğinde bulunduğu hususu gözetilmelidir.
26.03.2012 tarihinde, davalı DSİ Genel Müdürlüğünün ... köyü mevkiinde kurulu ve sulama maksatlı olarak inşa edilen ... barajında, sulama kanallarına su vermek amacıyla bulunan elektrik teknisyeni sigortalı ... ve barajın sürekli görevlisi olan inşaat sürveyanı ...’ın vanaların bulunduğu, dip savak ve derivasyon tünelinde, çalışma yürüttükleri sırada, daha önceden baraja karıştığı bilinen atık suların neden olduğu metan-hidrojen sülfür gazlarının sızmış olduğu tünelde meydana gelen patlama neticesinde vefat etmeleri şeklinde gerçekleşen kaza nedeniyle açılan iş bu davada; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, davalı işveren DSİ Genel Müdürlüğünün kazanın meydana gelmesinde %80 oranında, Nizip Belediye Başkanlığının ise %20 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır.
Konuya ilişkin olarak, Gazianetep 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/93 Esas, 20147169 Karar sayılı dosyası nezdinde, DSİ 202 Şube Müdürlüğüne bağlı ... sulama barajında işletme şefi olarak görev yapan ... ve şube müdürü İsmail Kaya hakkındai taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan dolayı yapılan yargılamada, kusurlu bulunarak mahkumiyetlerine karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Şu hâlde Mahkemece; tarafların kusur oran ve aidiyetleri bakımından çelişkili kararların verilmesi olasılığının ortadan kalkması, hak ve adalet kurallarına aykırı bir sonuç ortaya çıkmaması, yargıya olan güvenin sarsılmaması yönü gözetilerek, ceza davasında kabul edilen maddi olgu hukuk hakimini bağlayacağından, kesinleşen ceza davasında kusurlu bulunarak mahkumiyetlerine hükmedilen şahıslar hakkında zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde az da olsa bir miktar kusur verilmesi gereği gözetilerek, eldeki dosya ile ceza dosyasında alınan kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeli, bu kapsamda iş kazasının olduğu meslek kolu ile iş ve işçi güvenliği konusunda uzman bilirkişi kurulundan kusur raporu alınmalı ve varsa konuya ilişkin tazminat dosyası da gözetilmek suretiyle, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ... vekili ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ..."na iadesine, 30/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.