16. Hukuk Dairesi 2016/5947 E. , 2019/1483 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında .... Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 2 parsel sayılı 1.953,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa"nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ... ile ..."in fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... , taşınmazın müşterek muristen intikal ettiği ve tüm mirasçıların hak sahibi olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece “hükme esas alınan 28.05.2014 tarihli keşif ara kararının, 3402 sayılı Kanun"un 36. maddesine uygun olmadığı gibi 01.07.2011 tarihli tahsilat makbuzu ve sayman mutemedi alındısına göre davacıdan anılan tarihte bu dosya için yatırdığı keşif avansı mahsup edilmeden ihtarda bulunulmuş olmasının da isabetsizliğine” değinilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda keşif giderinin kesin süre içinde yatırılmaması nedeniyle ispatlanamayan davanın esastan reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davasını ispat ile yükümlü olan davacının keşif avansını yatırmayarak 3402 sayılı Kanun"un 36. maddesi gereği keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı ve davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Davacı taraf çekişmeli taşınmazın müşterek muristen intikal olduğu iddiasına dayanarak, taşınmazın beyanlar hanesine muris adına şerh verilmesi istemiyle dava açmıştır. Lehine kullanım şerhi bulunan davalılar ortak vekil ile temsil edilmişler ve davacıya muris babaları tarafından 2 parça taşınmaz verildiğini savunmuşlar ayrıca davalı ... çekişmeli taşınmazın zilyetliğini babasından satın aldığını savunmuştur. Davalıların bu savunmaları karşısında ispat yükü yer değiştirmiş olup davacı üzerinde bulunan ispat külfeti davalılara geçmiştir. Mahkemece ispata ilişkin kuralların hatalı değerlendirilmesi neticesi ispat yükü altında bulunmayan davacının keşif avansını kesin süre içinde yatırmadığı ve böylece davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Hal böyle olunca, mahkemece ispat külfetinin davalılara düştüğü göz önüne alınmak suretiyle tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.