4. Ceza Dairesi 2016/16198 E. , 2016/13644 K.
"İçtihat Metni"
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ..."ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 125/1, 106/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca iki kez 5 ay hapis ve iki kez 2 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair,... Sulh Ceza Mahkemesinin 12/05/2011 tarihli ve 2010/1361 esas, 2011/722 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/09/2016 gün ve 327488 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “1- Sanık ...’ın, müştekilerle arasında bulunan husumet nedeniyle onlara ait evin önüne gelerek, hakaret etme şeklindeki eylemi hakkında, zincirleme suç hükümleri uygulanarak 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesine göre verilecek cezadan artırım yapılması gerekirken, her müşteki için ayrı eylem kabul edilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Sanığın tehdit eyleminin iddianamedeki anlatılış şekli, katılan ve tanık ifadeleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın üç kez... diye bağırmasından sonra, "... in aşağı ananı avradını, çoluk çocuğunu sinkaf edeceğim, kökünü kurutacağım..."yı sana mezar edeceğim" şeklindeki sözleriyle, aralarında daha önceden husumet ve dava bulunan ..."ı hedef aldığı, kuşkusuz aşağılayıcı nitelikteki küfürlü sözlerin bu aşamada eşiyle birlikte balkona çıkan mağdur ... bakımından da aşağılayıcı nitelikte olduğu, ancak “kökünü kurutacağım, ..."yı sana mezar edeceğim” şeklinde tehdide yönelik sözlerin sadece katılan ..."ı hedef aldığı, dışarından gelen sesler üzerine eşiyle birlikte balona çıkmış olmasının, ..."ı tehdit suçunun mağduru olarak kabul etmek için yeterli olmadığı gözetilmeden, her iki katılan için ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulmasında,isabet görülmemiştir" denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, ...Sulh Ceza Mahkemesinin 12/05/2011 tarihli kararı ile, mağdur sayısınca iki kez 5 ay ve 2 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın tebliğ edilerek temyiz edilmesi üzerine Dairemizce temyiz süresinin geçmesi nedeniyle sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine karar verildiği, infaz aşamasında kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanığın ik mağdura yönelik hakaret eylemlerinde, TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin, uygulanıp uygulanamayacağının ve tehdit sözlerinin katılan ..."a yönelik söylenmesini karşın katılan ..."a karşı tehdit eyleminden de mahkumiyet hükmü kurulmasına dair hukuka aykırılıkların belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nın “Zincirleme Suç” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” şeklinde zincirleme suç tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” denilmek suretiyle zincirleme suçtan farklı bir müessese olan, aynı nev’iden fikri içtima kuralı düzenlenmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sistematiğinde, kural olarak yasadaki suç tanımına uygun her bir netice ayrı bir suç oluşturmasına karşın, bu kuralın istisnaları olarak, TCK’nın "suçların içtimaı" bölümünde, 42, 43 ve 44. maddelerine yer verilmiştir. Aynı nev’iden fikri içtima halinde, fiil yani hareket hukuksal anlamda tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Bu durumda hareket tek olduğu için, fail hakkında tek bir ceza verilecek, ancak bu ceza mağdur sayısı fazla olduğu için, TCK’nın 43/1. maddesine göre artırılacaktır.(Ceza Genel Kurulunun 05/06/2012 tarih ve 15/491-219 sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
İncelenen somut olayda; sanığın, olay gecesi arasında önceye dayalı husumet bulunan katılan ..."ın evinin önüne geldiği, üç kez "..." şeklinde bağırması üzerine birlikte balkona çıkan katılan... ve eşi ..."ye "... in aşağı, ananı, avradını, çoluk çocuğunu sinkaf edeceğim, kökünü kurutacağım,..."yı sana mezar edeceğim" dediğinin anlaşılması karşısında, sanığın tek fiil ile her iki katılana hakaret etmesi nedeniyle TCK"nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirken her bir katılan için ayrı ayrı ceza verilmesi ve olayın oluş biçimi ve dosya kapsamına göre tehdit sözlerinin sadece katılan Hasan"a yönelik sarfedildiği gözetilmeden katılan ... "ye yönelik tehdit suçundan beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ... hakkında, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 12/05/2011 tarihli ve 2010/1361 esas, 2011/722 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Karardaki hukuka aykırılık aynı yasa maddesinin 4-d fıkrasına göre, sanığa daha hafif bir cezanın verilmesini ve katılan Emine "ye yönelik tehdit suçundan verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle,
A- Hakaret suçu yönünden,
TCK’nın 125/1. maddesi uyarınca, mahkemece cezanın alt sınırdan takdir edilmiş olması da değerlendirilerek, 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
TCK’nın 43/1-2. maddesi uyarınca takdiren 1/4 oranında arttırılarak, 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
TCK’nın 62. maddesi uyarınca mahkemece takdir edilen 1/6 oranında indirim yapılarak, 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
B- Tehdit suçu yönünden,
Sanığın katılan ... "ye yönelik tehdit suçundan BERAATİNE, hükmolunan bu cezanın çektirilmemesine,
İnfazın bu miktarlar üzerinden yapılmasına, bozulan kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 21/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi