13. Hukuk Dairesi 2017/649 E. , 2018/12080 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket temsilcisi olan ..."nun davacı şirketin kurucusu ve sahibi olup söz edilen şirketin tüm işlerinin takibi için davalı ..."yi ... Noterliği"nin 06/09/2012 tarih ve 5703 yevmiye nolu vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, davacı şirketin banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davalının vekalet görevini suistimal ederek şirket hesabından şahsi hesabına 138.646,51 TL para aktardığının tespit edildiği, davalıya 07/07/2014 tarihli ihtarname çekilerek söz konusu bedelin ödenmesinin istendiğini, davalının ise, vekalet görevini kötüye kullanmadığını ve şirket hesabından başka hesaplara para aktarmadığı yönünde cevap verdiği, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK.nun 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Somut olayda dava, davalı vekilin vekalet görevini kötüye kullanmış olduğu sebebine dayanılarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası şeklinde açılmıştır. Mahkemece gerekçeli kararın son paragrafında, "davacının, vekilin vekalet görevinin kötüye kullandığı iddiasıyla eldeki davayı açtığı, vekilin sadakat ve özen yükümlülüğünün bulunduğu, bilirkişi raporu ve sonrasında ilgili bankadan temin edilen dekont örneklerinden anlaşıldığı üzere davalının davacı şirkete ait hesaplardan 133.949,58 TL kişisel hesabına aktardığı ya da nakit olarak çekim yaptığı, takibe konu edilen miktarın davalı tarafından alındığının ispat edilemediği, davalının bu hesap hareketlerinin davacı şirketin işleri nedeni ile yapıldığına ilişkin savunması karşısında, iddiasını ispata elverişli deliler ibraz etmediği, bu durumda aleyhine başlatılan icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız ve yersiz olduğu anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne" şeklinde yazılmış olduğu halde hüküm fıkrasında "Davanın KISMEN kabulü ile, Kırıkkale 1.İcra Dairesi’nin 2014/2880 esas sayılı icra takibine davalının itirazının kısmen iptali ile, takibin 133.949,58 TL asıl alacak üzerinden devamına" şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçeli karar ve hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu gibi, 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İ.B.K.’nada aykırıdır. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturacak şekilde karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 1.630,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.