13. Hukuk Dairesi 2016/5396 E. , 2018/12067 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat, davalının 28.08.2008 tarihli vekaletname ile boşanma davası ve bu dava ile ilgili diğer dava ve takipleri takip etmesi hususunda yetki verdiğini, aralarında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığını, bu kapsamda açtığı ve başlattığı icra takiplerini takip ettiğini, ... 6. İcra Müdürlüğü"nün 2010/10747 E sayılı icra dosyasına davalının eski eşi tarafından 18.950,00TL yatırıldığını, kesintiler yapıldıktan sonra 20.04.2012 tarihinde 17.990,00 TL tahsil ettiğini, 9.990,00TL vekalet ücreti üzerinde hapis hakkını kullandığına ilişkin döküm ile kalan 8.000,00 TL"yi davalıya ödemek için iş yerine gittiğinde, davalının parayı almadığını, bunun üzerine ... aracılığıyla parayı gönderdiğini, davalının 17.990,00 TL"nin tamamını istediğini, kabul etmemesi üzerine 10.05.2012 tarihinde azledildiğini, ayrıca davalının gönderdiği 10.05.2012 tarihli ihtarnamede hakaret, tehdit ve iftirada bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak ... 37. İcra Müdürlüğü"nün 2012/12143 E sayılı dosyasından 1.000,00 TL icra vekalet ücreti, boşanma davasında hükmedilen 1.000,00 TL ilam vekalet ücreti ile ... 2. İcra Ceza Mahkemesi"nin 2011/380 E sayılı dosyasından 220,00 TL ücretinin 3.5.2012 tarihinden yasal faiziyle birlikte, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 20.3.2014 tarihli dilekçesi ile ... 37. İcra Müdürlüğü"nün 2012/12143 E sayılı dosyasına ilişkin talebini 3.467,15 TL"ye yükseltmiştir.
Davalı, davacı ile açılacak boşanma davası, nafaka alacağı, maddi manevi tazminat davaları için 3.000,00TL üzerinden anlaştıklarını, bu ücreti de davacıya peşin olarak ödediğini, davacıyı tahsil ettiği paranın 9.900,00 TL"lik kısmına haksız olarak el koyduğundan azlettiğini, davacı ile aralarında %15 oranında ücret ödeneceği hususunda anlaşma olmadığını, tahsil edilen bir miktar da olmadığından ücretin muaccel olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece azlin haksız olduğu gerekçesiyle vekalet ücreti alacağına ilişkin davanın kabulüne, 4.687,15 TL"nin 03.05.2012 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne, 1.500,00 TL"nin 03.05.2012 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, icra dosyasından vekil olarak tahsil ettiği meblağları ücret alacağına mahsuben yedinde tuttuğunu, hukuki tanımıyla Avukatlık Kanunu"nun 166. maddesi gereğince “hapis hakkı”nı kullandığını ileri sürdüğüne göre, davada öncelikle hapis hakkının, nasıl ve hangi şartlarda kullanılması gerektiği üzerinde durulmalıdır.
Hemen belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanunu"nun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekalet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır. Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim, Avukatlık Kanununun 34. maddesinde, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde de, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.” hükmü bulunmaktadır.
Öte yandan avukat, ancak muaccel olan vekalet ücreti alacakları yönünden hapis hakkını kullanabilir. Yasada avukatlık ücretinin ne zaman muaccel olacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamakla beraber, Avukatlık Kanunu"nun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır” hükümleri gereğince vekalet ücreti alacağının, üstlenilen işin bitmesi ile muaccel hale geldiğinin kabulü gerekir. Bu kabule göre avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini isteyemeyeceği gibi bu noktada hapis hakkını da kullanamaz.
Avukatlık Kanunu’nun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Zira vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesi mümkün değildir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir. Hapis hakkının kanunun öngördüğü amaca uygun şekilde ve gereği gibi kullanılmaması halinde ise yapılan azlin haklı olduğunun kabulü gerekir.
Üzerinde durulması gereken diğer bir husus da; davacının hak ettiği vekalet ücretinin nasıl hesaplanacağı noktasındadır. Davacı avukat tarafından, davalının vekili sıfatıyla takip edilen ... 3. Aile Mahkemesi"nin 2008/855 Esas sayılı dava dosyası boşanma, maddi-manevi tazminat ve nafaka istemlerine ilişkindir. Tazminat ve nafaka istemleri, boşanma davasının fer’i niteliğinde olup davacı avukat sadece boşanma davası için maktu vekalet ücreti talebinde bulunabilir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; taraflar arasında yazılı bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığı, davalı tarafından davacı avukata verilen vekaletname uyarınca boşanma davası açtığı bu boşanma davasında nafaka verilmesine ilişkin karar uyarınca nafaka alacağının tahsili amacıyla davalı adına icra takibi yaptığı, bu icra dosyasından davalı adına 17.991,20 TL tahsil ettiği ve 3.5.2012 tarihli azilname ile azledildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacının hapis hakkını kullanması için gereken şartların oluşup oluşmadığı ve sonucuna göre azlin haklı olup olmadığı değerlendirilmeli, gerekli görülürse yeniden bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak neticeye uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının bu aşmada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.