19. Hukuk Dairesi 2017/2227 E. , 2019/2988 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... gelmiş, karşı taraftan gelen olmadığından duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin aynı zamanda davalının eski eşi olan kız kardeşi ..."dan borç para aldığını ve yurt dışından getirmesi için mal siparişi verdiğini, müvekkilinin borç ve siparişlere karşılık olarak davalıya vade ve düzenleme tarihleri boş bırakılmış halde 35.000 YTL ve 48.300 YTL olmak üzere iki adet teminat senedi verdiğini, müvekkilinin bu bonolara karşılık davalıya ve davalının eşi müvekkilinin kızkardeşi olan ..."a toplamda 48.072 TL ile 19.990 USD ve 6.680 Euro ödeme yaptığını, fazladan ödeme yapılmasına rağmen teminat olarak verilen bonoların geri alınamadığını, davalı ile müvekkilinin kız kardeşi boşanınca davalının bonoların tanzim ve vade tarihlerini gerçeğe aykırı olarak doldurarak icra takibine konu yaptığını ileri sürerek, bonoların ödenmiş olması nedeniyle müvekkilinin bu bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespitine, bonoların ve icra dosyasının iptaline, davalı sözkonusu ödemelerin bonolarla ilgisinin olmadığını savunursa bu ödemelerin faiziyle birlikte davalıdan istirdatına, % 40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 8.000 TL olan dava değeri senetlerin toplam bedeli 83.300 TL üzerinden ıslah edilerek, harcı yatırılmıştır.
Davalı vekili, davacının iddialarının çelişkili olduğunu, ödemelerin bonolarla ilgisinin bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin boşanmış olduğu ..."a gönderilen ödemelerin kabul edilemeyeceğini, senetlerin TL üzerinden düzenlendiğini ve iddiaya konu ödemelerin tamamının bonoların tanzim tarihinden (2010) öncesine (2006,2007,2008) ait olduğunu, şahit dinlenmesine muvafakatlarının olmadığını, kaldı ki tanık olarak gösterilen ..."ın müvekkilinin boşandığı eski eşi olup tarafsız olmasının beklenemeyeceğini belirterek, davanın reddi ile davacının tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılamaya, işin niteliğine, tarafların durumuna göre, yakın akraba arasındaki hukuki işlem nedeni ile taraf tanıklarının dinlendiği, grafoloji raporu ile de eskiden verilen senedin sonradan doldurulduğunun anlaşıldığı, senet bedellerinin ödendiği gerekçeleri ile davacının icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 30/11/2015 gün 2014/18757 E.-2015/15765 K. Sayılı ilamı ile “Dava, 35.000 TL ve 48.300 TL miktarlı, diğer kısımları boş bırakılıp imzalanmış olan ve teminat amacıyla verildiği iddia edilen bonoların davalı tarafça sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK"nun 290. maddesine göre; ""Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı delil olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktardan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz"". Aynı Kanunun 293. maddesinde de öngörülen şahit dinlenebilecek haller senet verilen olaylarda uygulanamaz. Hal böyle olunca, somut olayda tanık dinlenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK"nın 592. maddesi uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkün olup bu şekilde düzenlenen senetlerin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasında bulunan tarafın bu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekmektedir. Kaldı ki, yapılan ödemelerin de senetlerin tanzim tarihinden önceki tarihli olduğu dosya içeriği ile sabittir. Kabul biçimi itibariyle de, davacı tarafından harcı tamamlanan toplam dava değeri olan 83.300 TL dikkate alınmadan karar ve ilam harcına hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.Mahkemece tüm bu yönler gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu senetlerin yanlar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının davacı tarafça yazılı ve kesin delille kanıtlanamadığı, ayrıca ""bedelsiz senedi tahsile koyma"" suçuna istinaden yeminin de konusunu oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine, ödemenin tedbiren durdurulmuş olması da nazara alınarak davacı yanın dava açmakta kötü niyeti sabit olduğundan ve İİK 72/4 maddesi gereğince davacı yanın %40 icra inkar tazminatı ile mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Mahkemece veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi için teminat karşılığında tedbir kararı verilmişse de dava dosyası ve takip dosyası içeriğinden teminat yatırılmadığı için takibin durdurulmadığı anlaşılmaktadır. İİK 72/4 maddesinin koşulları oluşmadığı halde mahkemece dosya içeriğine aykırı olarak davacının kötüniyet tazminatından sorumlu tutulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmişse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün; “Davalı yanın kötü niyet tazminat isteminin kabulüyle davacının %40 kötü niyet tazminatıyla sorumlu tutulmasına,” dair 2. fıkrasının hükümden çıkartılarak hükmün bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine( 2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün; “Davalı yanın kötü niyet tazminat isteminin kabulüyle davacının %40 kötü niyet tazminatıyla sorumlu tutulmasına,” dair 2. fıkrasının hükümden çıkartılarak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.