6. Ceza Dairesi 2016/976 E. , 2018/4496 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 10/12/2015 tarihli görevsizlik kararı ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Oluşa, dosya içeriğine, katılan ...’in aşamalarda değişmeyen beyanı ve bu beyan ile uyumlu tanık anlatımlarına göre, sanığın katılan ... ’nün eniştesi ...’dan alacaklı olup, alacağını tahsil edebilmek için, katılan ...’den yardımcı olmasını istediği, katılan ...’in alacaklı ve borçlu olan tarafları anlaşmaları için bir araya gelmelerini sağladığı halde görüşmelerden bir uzlaşının çıkmadığı;
Sanığın bu aşamadan sonra ileri geri konuşup, şirketi ile ilgili gazeteye haber vereceğini, ticari itibarı ile oynayacağını, ticari hayatıyla uğraşacağını, iş yerine gelerek yüz yüze ve/veya telefon yolu ile söylemek suretiyle kendisini taciz ettiğini, eniştesi Halil’e karşıda benzer eylemde bulunması nedeniyle, eniştesinin de sanık hakkında şikayette bulunduğunu ileri sürdüğü, katılanın iddiaları eniştesi tanık ... tarafından da doğrulandığı ancak beyanlarda geçen tanık ...’ın şikayeti ile ilgili herhangi bir bilginin dosyaya yansımadığı,
Sanık ... aşamalardaki savunmalarında özetle; eniştesi ...’dan alacaklı olduğu için katılanın yanına gittiğini, katılan ...’in eniştesi ...’in arabalarını kendisine verdiğini ve bu araçları satıp ...’in borçlarını ödeyeceğini kendisine söylediğini, katılanın araçları satması üzerine telefonla aradığını ancak telefonlarına cevap vermediğini, katılanın kendiliğinden aracı olmayı teklif ettiğini, tanık Halil’in arabalarını devrettiği katılanın borcuna karşılık arabayı kendisine vermeyi de teklif ettiğini, yüksek fiyatla bedel çıkararak araba vermek suretiyle borçlarını ödemeye kalktıklarından anlaşamadıklarını, bu süreç boyunca rahatsız edici bir davranışta bulunmadığı gibi hakaret veya tehdit de etmediğini ifade ederek atılı suçlamaları kabul etmediğini, savunduğu,
Tamamı sözlü yargılamadan oluşan dosyadaki tüm deliller bundan ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Dosya bir bütün halinde ele alındığında; katılan ...’in sanık ...’ın eniştesinden olan alacağını alabilmesi için bir takım görüşmeler ayarlamasına rağmen alacaklı ile borçlu arasında da bir uzlaşının sağlanamadığı, hukuki alacağını tahsil ile ilgili isteği yerine getirilmeyen sanık, katılanı muhatap alarak “şirketin ile ilgili gazeteye haber vereceğim, ticari itibarın ile oynayacağım, ticari hayatınla uğraşacağım’’ şeklinde sözlerle katılanı belli bir davranışta bulunmaya zorladığı, sarf edilen sözcüklerin tamamı kişinin hayat, vücut dokunulmazlığı ve cinsel tamlığına yönelik bir saldırı niteliğinde olmayıp, tamamı katılanın mal varlığına yönelik bir zarar bildirimi niteliğindedir. Mal varlığına yönelik bir zarar bildirimi ile istemenin, gerçekleşmesini herhangi bir yarar sağlama şartına bağlamadan başka bir amaca ulaşmak olduğu iradesi dikkate alındığında, bu takdirde de mal varlığına yönelik büyük bir zarar bildiriminden bahsedilmesi olanağı olup olmadığına bakılması gerekir. Çünkü kanun bu aşamada mal varlığına yönelik zarar bildiriminin objektif ölçülerde büyük olup olmadığını aramaktadır. Hakim olay bazında bunu TCK’nın 106. maddesinin 1. fıkrasının koşullarını tespit etmekle yükümlüdür.
Hal böyle olunca;
Bir suç işlendiği iddiası güçlü olarak gündeme gelse de iddiaya konu fiilin suç olup olmadığı, suçun hangi suç türüne uyduğu hususu mutlaka belirlenmelidir. Bu ise suç genel kuramı ile çözümlenecektir. Suç genel kuramının asıl konusu ve sorunsalı suçun yapısıdır.
Suçun yapısı ise, failin dışa yansıyan hareketinden suçta bulunması gereken ögelerine bakılarak, eylemde nesnel uygunluk belirlemekle olmaktadır. O halde dosyaya yansıyan iddia, savunma ve deliller bir bütün halinde değerlendirilip denetlenebilir şekilde mahkeme kararında gösterilerek ulaşılan sonucun açıklanması gerekir.
Yeniden somut olaya dönecek olursak; sanığın hukuki bir alacağını elde etmek için tüm eylem ve söylemleri katılanın mal varlığına yönelik zarar bildirimi yönünde olduğu, buna göre de mal varlığına yönelik zarar bildiriminin objektif ölçüde büyük olup olmadığı yönünde öncelikle bir değerlendirme yapılması;
Buna göre TCK’nın 150. maddesinin 1. fıkrası aracılığı ile aynı Kanunun 106/1. maddesinin uygulama olanağının takdiri gerekirken, katılan ve tanık beyanını bir ölçüde aşan ve dosya ile örtüşmeyen şekilde sanığın, katılanı “Seni öldüreceğim’’ şeklindeki bir söylemini kabulle suçun asıl neslenin tartışma dışı bırakarak yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Uygulamaya göre de;
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesindeki “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini de kısıtlayacak şekilde sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrilebileceğinin ihtarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanı ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.