Abaküs Yazılım
8. Ceza Dairesi
Esas No: 2019/990
Karar No: 2019/11535
Karar Tarihi: 30.09.2019

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/990 Esas 2019/11535 Karar Sayılı İlamı

8. Ceza Dairesi         2019/990 E.  ,  2019/11535 K.

    "İçtihat Metni"

    Yalan tanıklık suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22.05.2018 tarihli ve 2018/10486 soruşturma, 2018/73075 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.05.2018 tarihli ve 2018/5264 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
    5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
    Somut olayda, şüpheli ..."nın, arkadaşı ... "ün sevk ve idaresindeki aracın ön koltuğunda yolcu olarak bulunduğu 16.07.2016 günü saat 15.30 sıralarında anılan aracın maktule çarpması sonucu maktulün vefat ettiği, olay sebebiyle yürütülen soruşturma aşamasında şüphelinin tanık sıfatıyla alınan 16.07.2016 tarihli kolluk ifadesinde ve İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/442 esas sayılı dosyasında görülen yargılamanın 13.12.2016 tarihli 1. oturumunda alınan beyanında, arkadaşı ..."nın kaza mahallindeki kavşağa geldiğinde kırmızı ışıkta durduğunu, yeşil ışık yanması üzerine hareket ederek maktule çarptığını beyan ettiği, ancak olay mahallinde bulunan ve taraflardan bağımsız olan tanıklar ... ve ..."nın 04.08.2016 tarihli kolluk ifadelerinde, maktule çarpan aracın kırmızı ışıkta durması gibi bir durumun söz konusu olmadığını beyan etmeleri ile maktulün 10 metre sürüklediğine yönelik kamera kayıtları incelenerek tanzim edilen 17.02.2017 tarihli trafik bilirkişisi raporu karşısında, kırmızı ışıkta duran ve yeşil ışıkta geçer geçmez yayaya çarpan bir aracın yayayı 10 metre sürüklemesinin hayatın olağan akışına aykırı kaldığı, dolayısıyla sürücünün kırmızı ışıkta durmadan transit olarak kavşağa girdiği, frene dahi basamadan maktule çarptığı ve şüphelinin ifadesinin diğer deliller ile çeliştiği anlaşılmakla; her kadar İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesince şüpheli ..."nın beyanları nazara alınmadan hüküm kurulmuş ise de, yalan tanıklık suçu ile korunan hukuksal değerin yargılamanın dürüstlüğü, yargılamada kullanılan delillerin doğruluğu ve bütünlüğü olduğu, mahkemenin tanığın beyanını esas alıp almamasının suçun oluşumunda etkili olamayacağı da nazara alındığında; toplanan deliller ve tüm soruşturma evrakı kapsamından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 170/2. maddesine göre kamu davasını açmaya yarar yeterli delil ve şüphenin elde edildiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 25.12.2018 gün ve 13037 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2019 gün ve KYB/2019-294 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Gereği görüşülüp düşünüldü:
    Şikayetçi vekilinin 16.01.2018 havale tarihli dilekçesinde; arkadaşı olan ...’ün, sevk ve idaresinde olan araçla şikayetçinin annesine çarparak annesinin ölümüne sebebiyet vermesi nedeniyle yargılandığı davada tanık olarak bilgisine başvurulan şüphelinin yalan beyanda bulunduğundan bahisle şikayetçi olduğu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.05.2018 tarihli, 2018/10486 soruşturma no, 2018/73075 karar nolu kararıyla ‘‘Yargılamanın yapıldığı İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 2016/442 esas nolu dosyasındaki bilirkişi raporu incelendiğinde olay yeri görüntülerini içerir CD nin çözümünde ölenin kırmızı ışıktan geçerek asli kusurlu olduğunun belirtildiği ve ölene çarpan aracın her ne kadar kavşak noktasında durduğu belirtilmiş ise de bunun mümkün olmadığına ilişkin görüş sunduğu, diğer tanık beyanları ile şüphelinin beyanın yalan olduğunun da tespit edilemeyeceği tanıkların beyanlarının takdirinin mahkemeye ait olduğu, bu durumda şüpheli ..."nın yalan tanıklık yaptığından bahsedilemeyeceği’’ gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve verilen bu karara karşı yapılan itirazın, mercii tarafından reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
    Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
    Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanununun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet Savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.
    Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
    CMK.nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet Savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Diğer bir deyişle Cumhuriyet Savcısı elde edilen delillerin kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu kanaatine varırsa dava açacak, aksi durumda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilecektir. Aksi durumun kabulü her ihbar veya şikayet üzerine Cumhuriyet Savcısının kamu davası açmasını gerektirir ki bu kabul, lekelenmeme hakkıyla bağdaşmayacak ve kanunun ruhuna uygun düşmeyecektir.
    Bu açıklamalar ışığında; soruşturmaya konu olayda, dosya kapsamına uygun gerekçelerle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından bahisle bu karara yönelik itirazın reddine karar veren İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.05.2018 gün ve 2018/5264 değişik iş sayılı kararı usul ve kanuna uygun bulunduğundan,
    Adalet Bakanlığı"nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nca düzenlenen ihbarname içeriği, açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı"na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na tevdiine, 30.09.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi