11. Hukuk Dairesi 2019/3698 E. , 2020/1256 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2017 tarih ve 2015/423 E- 2017/449 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi"nce verilen 16/05/2019 tarih ve 2018/1135 E- 2019/596 K. sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2008 yılından bu yana “NG GÜRAL SAPANCA” ibareli markasını kullandığını, bu markanın sektörde nihai tüketici nezdinde maruf ve meşhur hale geldiğini, müvekkilinin 2013/44597 sayılı “NG Güral Sapanca” ibareli marka tescil başvurusuna davalı şirket tarafından yapılan itirazın kabul edildiğini, müvekkilinin “Güral Sapanca” ibaresini ihtiva eden bir otel kurduğunu ve ticari faaliyetlerini sürdürmeye anılan markayı kullanarak başladığını, dava konusu YİDK kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin “Güral Sapanca” markasını eskiye dayalı olarak kullandığını gösteren ve söz konusu markayı sektörde bilinir hale getirdiğini kanıtlayan deliller bulunduğunu, davalı yanın kurulduğu günden bu yana müvekkilinin oteli ve markasından haberdar bulunduğunu, davalı yanın müvekkiline ait başvurulara konu işaretlerin kullanıldığını senelerdir bilmesine karşın kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ve yine müvekkilinin önceki markalarından kaynaklı müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürerek YİDK"nın 2015-M-8130 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı TPMK vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin "GÜRAL" esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, davacının bu marka üzerinde hak yaratmaya çalıştığını, davacı tarafın gerçek hak sahipliğinden yararlanamayacağını, tescile dayalı hakkın da müvekkiline ait bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu başvurunun kapsadığı hizmetlerin, davalının "GÜRAL" ibareli markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür ve benzer olduğu, başvuruda “NG” ibaresinin çatı marka konumunda olduğu, dolayısıyla asıl ve ayırt edici işaretin “Güral” ibaresi olduğu, davalı markalarında da asıl ve ayırt edici unsurun “Güral” olduğu, dolayısıyla "NG Güral Sapanca" ibareli başvuru ile redde mesnet "Güral" asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünde 556 sayılı KHK"nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacı şirketin başvuru konusu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürdüğü, marka hukukunda markanın tekliği ilkesinin geçerli bulunduğu, kural olarak tescilli bir markanın aynısının veya iltibasa yol açacak derecede benzerinin, aynı veya benzer sınıflarda tescilinin mümkün bulunmadığı, tescilli bir marka üzerinde hak sahibi olan tescil sahibi dışındaki kişilerin de anılan markayı kullanmayı sürdürebilecekleri, bununla birlikte redde mesnet marka hükümsüz kılınmadıkça gerçek hak sahipliğinin, 556 sayılı KHK"nın 8/1-b maddesindeki tescil engelinin aşılmasına ve önceki markanın mevcudiyetine rağmen sonraki markanın tesciline imkan vermeyeceği, davacının, kendisine müktesep hak sağlayacak bir markasının da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verimiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK"nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.