12. Ceza Dairesi 2019/12706 E. , 2020/3714 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma
Hükümler : 1- Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK’nın 73 ve CMK’nın 223/8. Maddeleri gereğince düşme
2- Tehdit suçundan dolayı TCK’nın 106/1-1, 43/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
3- Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan dolayı TCK’nın 123/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet
Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık hakkındaki davanın şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından, tehdit ile kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 29.05.2019 tarihli tevdi kararı uyarınca; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık hakkındaki davanın şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine ilişkin hükme yönelik mahalli Cumhuriyet savcısının temyizi ile ilgili olarak görüş içeren ek tebliğnamenin düzenlendiği belirlenerek yapılan incelemede:
A) Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan düşme hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Mağdur ...’in annesi olan katılan ... ile mağdurun dayısı olan katılan ... Cüneyt’in 10.05.2014 tarihinde kolluğa müracaat etmelerinin ardından başlatılan adli soruşturma kapsamında, mağdur ...’in kolluk görevlilerince alınan 18.03.2015 tarihli beyanında sanık ...’den şikayetçi olduğunu ifade ettiği ve tamamlanan adli soruşturma sonunda, sanığın, kız arkadaşı olan mağdur ... ile beraberken çekilen ve mağdurla aralarındaki ilişkinin boyutunu gösteren mağdurun yatakta uyur vaziyetteki özel fotoğrafını, mağdurun kendisinden ayrılmasına tepki olarak, whatsapp adlı uygulama üzerinden, 10.05.2014 tarihinde mağdurun dayısına göndererek TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasında tanımlanan görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Mağdur ...’in annesi olan katılan ...’nın 13.10.2015 tarihli duruşmada alınan, “...Ben, kardeşim Fatih … kendisine gelen mesajları ve fotoğrafı bildirince emniyete şikayete gittiğimizde bu fotoğrafı gördüm, ancak o gün kızım Elif"e bu fotoğrafı göstermedim ve bundan haberdar etmedim. Daha sonra emniyete gidip şikayette bulunduktan birkaç gün sonra kızım Elif"in bu fotoğraftan haberi oldu. Ancak ben Elif"e bu fotoğraftan bahsettiğim tarihi tam olarak hatırlamıyorum...” biçimindeki beyanı, dosyada mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, iddiaya konu fiili ve failin kim olduğunu en geç 13.05.2014 tarihinde öğrenen ve 18 yaşını tamamlamış olan mağdur ...’in, TCK"nın 73/1. madde ve fıkrasında öngörülen 6 aylık süre geçtikten sonra 18.03.2015 tarihinde şikayette bulunduğu, İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/689 esasına kayden görülmekte olan ve sanığın 11.05.2014 tarihinde mağdur ...’e karşı hakaret suçunu işlediği iddia olunan dava dosyasının soruşturma evrakları incelendiğinde, 12.05.2014 günü saat 22.00 sularında kolluk görevlilerince ifadesi alınan mağdur ...’in, sanıkla ilgili olarak, “...bana ait resimleri, aile yakınlarıma, arkadaşlarıma ve iş yeri arkadaşlarıma mesaj yolu ile atarak beni rezil etmeye çalışıyor...” biçiminde açıklamada bulunduğu anlaşılmakta ise de, ifade tutanağının sonunda, sanığın, ölümle tehdit etmesi, hakaretlerde bulunması, kendisini ve ailesini rahatsız etmesinden dolayı şikayetçi olduğunu beyan etmesi ve anılan ifadesinde özel fotoğrafının whatsapp adlı uygulama üzerinden 10.05.2014 tarihinde dayısına gönderilmesi eyleminden dolayı herhangi bir şikayetinin bulunmaması karşısında söz konusu ifadeye dayalı olarak şikayetin süresinde olduğunun kabul edilemeyeceği ve dosya içeriği itibariyle de CMK’nın 223/9. madde ve fıkrasındaki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartların oluşmadığı gözetildiğinde, yerel mahkemece, şikayet yokluğu nedeniyle TCK"nın 73 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince verilen düşme kararında bir isabetsizlik görülmemiş; şikayet hakkının yasal süre içerisinde kullanılmasından dolayı hükmün bozulmasını öneren tebliğnamedeki bozma nedenine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının 12.05.2014 tarihli ifade tutanağı dikkate alındığında TCK"nın 73/1. madde ve fıkrasında öngörülen 6 aylık süre içerisinde şikayetçi olunması nedeniyle düşme kararı verilemeyeceğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
B) Tehdit ile kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında düzenlenen iddianamede, sanığın, mağdur ...’in annesi olan diğer mağdur ...’nın kullanmakta olduğu GSM hattına gönderdiği mesajlarla her iki mağdura yönelik tehdit suçunu işlemesi nedeniyle TCK’nın 106/1-1, 43/1-2. madde ve fıkralarının uygulanması talep edildiği halde, CMK"nın 225/1. maddesindeki, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” düzenlemesine aykırı şekilde iddianame dışına çıkılarak ve TCK’nın 43/1. madde ve fıkrasının uygulanması ihtimaline binaen CMK"nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı da tanınmadan, sanığın, mağdur ...’ya gönderdiği mesajların yanı sıra onu telefonla arayıp, mağdur ...’e karşı aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda tehdit suçunu birden fazla işlediği gerekçesine dayalı olarak, TCK’nın 106/1-1 ve 43/1. madde ve fıkraları gereğince mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Sübutu kabul edilen suçların 28.06.2014 tarihinden önce işlenmiş olması karşısında, 28.06.2014 tarihinden önce işlenen suçlar açısından, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun"un 72. maddesi ile değişik CMK"nın 231/8. madde ve fıkrasının 2. cümlesinin uygulanamayacağı ve sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar temyize konu suçların işlendiği tarihten sonra kesinleşmiş olup, suç tarihi itibariyle sanığın sabıkasının bulunmadığı gözetilmeden, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, “… sanığın adli sicil kaydı nazara alınarak...” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3- Sanık müdafii, istinabe mahkemesinde alınan 26.06.2015 tarihli beyanında ve hükümlerin tefhim edildiği 13.10.2015 tarihli duruşmada, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, sanığın lehine olan tüm hükümlerin uygulanmasını talep ettiği halde, CMK"nın 230/1-d madde, fıkra ve bendine aykırı olarak, TCK"nın 51. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
4- Hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 34. maddesi ile değişik CMK"nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK"nın 106/1-1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK"nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun"un 35. maddesi ile değişik CMK"nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun"un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre tehdit suçu açısından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.