11. Hukuk Dairesi 2018/3559 E. , 2019/5283 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/12/2016 tarih ve 2014/350 E- 2016/800 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne-reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi"nce verilen 30/04/2018 tarih ve 2017/99 E- 2018/424 K. sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların Eskişehir Hayat Özel Sağ. ve Turz. Hiz. A.Ş"nin paydaşları ve 23/09/2008 tarihli Eskişehir Hayat Hisse Alım Sözleşmesinin tarafı olduklarını, sözleşmenin 6.6. maddesinde davacının Eskişehir Özel Hayat Sağlık ve Turz. Hiz. A.Ş"nin yönetim kurulu başkanı seçileceği, şirketi en üst düzeyde temsil etmeyi en erken 31/12/2010 yılına kadar sürdüreceği, 10.000,00 TL aylık huzur hakkı ödeneceğini, bu tutarın her yıl (ÜFE+TEFE) /2 oranında artılacağının kararlaştırıldığını, ancak 22/06/2009 tarihli genel kurulda davacının yönetim kurulu üyesi seçilmesine rağmen, yönetim kurulu başkanlığına seçilmediğini, sözleşmeye aykırılık nedeniyle Eskişehir 8. Noterliğinin 16/12/2011 tarih 26565 yevmiye numaralı ihtarname çekildiğini, davacının 22/06/2009 tarihinden 31/12/2010 tarihine kadar olan huzur hakkından mahrum kaldığını ileri sürerek sözleşmeye aykırı davranan davalıların davacıyı 199.717,87 TL zarara uğrattığının tespiti ile bu bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve alacağa ticari temerrüt faizi işletilmesini istemiştir.
Davalı ...Ş. ile davalı Eskişehir Hayat Özel Sağ. ve Turz. Hiz. A.Ş. vekilleri, hisse alım sözleşmesinin 7. maddesinde ihtilaf halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabul edildiğini, bu nedenle kesin yetki nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/330 Esas 2010/167 Karar sayılı dosyasında 24/09/2008-22/06/2009 tarihleri arası 8 ay 28 günlük dönem için huzur hakkı talebinde bulunduğunu ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığını, sicil dosyasına konulmayan sözleşmenin geçerliliğinin bulunmadığını, dava konusu talebin TTK 408/2 maddesi gereğince genel kurul tarafından belirleneceğini, buna ilişkin genel kurul kararı olmadığını, talebin ayrıca ana sözleşmenin 17. maddesine aykırı olduğunu, bu maddeye ilişkin ana sözleşme değişikliğinin 12/01/2008 günlü davacının da katıldığı genel kurulda oy birliği ile yapıldığını, bu karara karşı iptal davası açılmadığını, zarar eden davalı şirketin huzur hakkı ödemesinin mümkün olmadığını savunarak davanın esas yönden reddini ve Davalı ...Ş. vekili ayrıca davanın zaman aşımına uğradığını, dava konusunun diğer davalı şirketle ilgili olduğunu savunarak husumet yönünden de davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 23/09/2008 tarihli sözleşmenin pay sahipleri sözleşmesi olduğu ve 6.6 hükmünün davalı Eskişehir Hayat A.Ş. dışındaki imza sahipleri tarafından bağlayıcı olduğunu, sözleşmede ticaret şirketlerinin imzaları bulunduğundan ticari iş kabul edilmesi gerektiğini, ticari bir sözleşmeye aynı anda imza atmakla müteselsil sorumluluğun söz konusu olduğunu, bütün sözleşme taraflarına dava açmak zorunluluğunun bulunmadığını, 22/06/2009 tarihli genel kurulda alınan 9 numaralı karar gereğince davacının 22/06/2009 ila 22/06/2010 tarihleri arasında huzur hakkını talep edemeyeceğini, 22/06/2010- 31/12/2010 tarihleri için toplam net 75.047,48 TL huzur hakkı alacağı bulunduğu gerekçesiyle davalı Eskişehir Hayat Özel Sağ. Hiz. Turizm. Tic. A. Ş."ye yönelik davanın reddine, diğer davalılara yönelik davanın kısmen kabulü ile 91.933,49 TL"nin 75.047,98 TL"lik bölümüne dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ...Ş vekili istinaf etmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığını, davalı istinaf başvurusunun incelenmesinde ise, Eskişehir Hayat Özel Sağ.ve Tur. Hiz. Tic. A.Ş"nin 22/06/2009 tarihli genel kurul toplantısına davacının asaleten katıldığı, toplantının 9 no"lu gündem maddesi ile yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmemesine oy birliğiyle karar verildiği, genel kurul kararıyla davacının genel kurul kararının etki edeceği dönem sonuna kadar ki huzur hakkı alacağından bir yıl süresince feragat ettiğinden 22/06/2009 - 22/06/2010 tarihleri arasını kapsayan dönem için huzur hakkı talep hakkı bulunmadığı, davacının haklı sebeplere dayanarak yönetim kurulu başkanlığında alındığı iddia edilmiş ise de, davalı şirketin olağan genel kurul tutanaklarında davacının hangi sebeple yönetim kurulu başkanlığından alındığına ilişkin herhangi bir belirtme bulunmadığı, davalı şirketin davacının yönetim kurulu başkanı olarak yaptığı dönem hakkında Eskişehir Taşbaşı Vergi Dairesi"ne yapılan bir ihbarla ilgili olarak davacıya Beyoğlu 10. Noterliğinden 30/10/2010 tarihinde ihtarname gönderildiği, davacının yönetim kurulu başkanlığından bu tarihten önceki 03/06/2010 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısıyla alındığını, davalı şirketin davacıyı yönetim kurulu başkanlığından haklı gerekçeyle aldığı hususunu ispatlayamadığı, 22/06/2010 - 31/12/2010 tarihleri arasındaki dönem için davacının huzur hakkı yönünden alınmış herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığından bu dönem açısından toplam 67.897,82 TL alacak olduğu, TBK"nın 438/2.maddesi uyarınca davacının yönetim kurulu başkanlığından alındıktan sonraki dönemde tasarruf ettiği masraf ile yönetim kurulu başkanı olarak görev yapmamasından kaynaklanan elde edeceği kazanç gözetilerek TBK"nın 50.maddesi gereğince davacının huzur hakkı alacağından takdiren %25 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığından reddine, davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ...Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 50.923,36 TL"nin davalı ...Ş."nden 01/01/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ...vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı tazminat davasıdır.
Yerel mahkemece verilen kararın, davacı vekili ve davalı BSB şirket vekili tarafından istinaf edilmesi sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
HMK 91. maddesine;”(1) Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hallerde tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar.” , istinaf kanun yoluna başvuru süresinin düzenlendiği HMK 345. maddesinde ise; “İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar...” düzenlemeleri mevcuttur.
Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemenin 06/12/2016 tarihinde karar verdiği, gerekçeli kararın 16/12/2016 tarihinde yazıldığı, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararını 10/01/2017 tarihinde Ankara 3. İcra Müdürlüğü’nün 2017/13433 sayılı takip dosyasına konu ettiği, bu halde davacı vekilinin yerel mahkemenin gerekçeli kararını UYAP üzerinden almak suretiyle kararın gerekçesini 10/01/2017 tarihi itibariyle tüm hukuki sebepleri ile birlikte vakıf olduğunun anlaşıldığı ve “öğrenme” ile birlikte 2 haftalık istinaf süresi başladığı, 27/01/2017 tarihinde ise harcı yatırılmak suretiyle süresi geçtikten sonra istinaf kanun yoluna başvurulduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmişse de, sürelerin başlangıcına ilişkin ana kuralın düzenlendiği HMK 91. maddesinde, sürelerin ilgilisine “tebliğ” ile başlayacağı, tefhimle sürenin başlaması halinin dahi kanunda bu hususun açıkça ve ayrıca belirtilmiş olmasına bağlandığı, yine istinaf kanun yoluna başvurusu süresinin düzenlendiği HMK 345 maddesinde, istinaf yoluna başvurma süresinin ilamın usulen ilgili tarafa “tebliği” ile başlayacağı düzenlemesi karşısında, istinaf kanun yoluna başvuru süresinin “öğrenme” ile başlayacağı kabulü yerinde değildir.
Bu itibarla, dosya kapsamından yerel mahkeme kararının davacı vekiline 24.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 27.01.2017 tarihinde ve süresi içinde istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili tarafından ileri sürülen sebepler yönünden de esasa girilerek istinaf incelemesi yapılması gerekirken, yazılı şekilde davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı ve davalı vekillerinin davanın esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK"nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi"ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.