20. Ceza Dairesi 2017/6349 E. , 2018/337 K.
"İçtihat Metni"Yüksek Adalet Bakanlığı"nın, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/04/2016 tarihli ve 2015/66402 soruşturma, 2016/692 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin yapılan tebligata rağmen, yasal süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmediği ve denetimli serbestlik tedbirini ihlal ettiği gerekçesiyle hakkındaki ilam dosyasının kapatılmasına ilişkin İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 04/08/2016 tarihli ve 2016/3271 DS sayılı kararı sonrasında, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/11/2016 tarihli ve 2015/66402 soruşturma, 2016/40400 esas, 2016/33799 sayılı iddianame ile kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, anılan hususun dava şartı olduğundan" bahisle sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine dair İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/11/2016 tarihli ve 2016/615-402 sayılı kararının, kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 08/08/2017 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, «Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 26/05/2016 tarihli ve 2016/1582 esas, 2016/3201 sayılı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 16/05/2016 tarihli ve 2016/927 esas, 2016/4447 sayılı ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı,
Somut olayda, sanık hakkında, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/04/2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedaviye tabi tutulmak suretiyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın, sanığın bilinen en son adresine tebliğe çıkarıldığı ve tebliğin yapılamaması üzerine bila ikmal iade edildiğinin anlaşılması karşısında, anılan kararın sanığa yeniden usulüne uygun şekilde tebliğ edilip itiraz hakkının beklenilmesinin gerektiği, mahkemesince söz konusu tebliğin usulünce yapılmadığı gerekçesi ile düşme kararı verilemeyeceği, aksi halde uyuşturucu madde kullanmak suçundan bir daha kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta bağlanmış olduğundan, mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda yargılamanın 5271 sayılı Kanun"un 223/8. fıkra 2. cümlesinde düzenlenen durma kararı ile sonlandırılabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde davanın düşmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/11/2016 tarihli ve 2016/615 esas, 2016/402 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
Konunun Değerlendirilmesi:
Anayasa"nın 40/2, 5271 sayılı CMK"nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi gerekmekte olup; kanun yararına bozma istemine konu İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesi"nce 10/11/2016 tarih ve 2016/615-402 sayı ile sanığın yokluğunda verilen kararda başvuru şekli ve merciinin gösterilmediği gibi, gerekçeli kararın, söz konusu yasal unsurları içeren ihtaratlı tebligat ile sanığa tebliğ edilmediği; sanığın soruşturma aşamasında bildirdiği ve aşamalarda geçerli tebligat yapılamayan adresine çıkarılan tebligatın "şahsın adreste tanınmadığı" belirtilerek, 24/12/2016 tarihinde iade edilmesi üzerine, sanığın başka suçtan bir yılın üzerinde hapis cezasına mahkûmiyeti nedeniyle ceza infaz kurumunda hükümlü olduğunun öğrenilmesi üzerine, hükmün, sanığa vasi olarak tayin edilen ..."a 23/02/2017 tarihinde tebliğ edilmekle birlikte, ceza infaz kurumunda hükümlü olup, CMK"nın 260 ve 263. maddeleri uyarınca bizatihi kanun yoluna başvurma hakkı bulunan sanığa tebliğ edilmediği, dolayısı ile kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmediği anlaşılmıştır.
KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Dosya kapsamına göre, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu verilen kanun yararına bozma isteğine konu 10/11/2016 tarihli kararın, sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği anlaşıldığından; 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin (1). fıkrası uyarınca, ancak istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ya da hükümler hakkında kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi karşısında, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin bu aşamada REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı"na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderilmesine,18/01/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.