3. Hukuk Dairesi 2017/6091 E. , 2019/1823 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, Martı Marina işletmesi içinde bulunan çamaşırhanenin davalıya kiralandığını ve 15 yıldır davalının burayı kullandığını, buna rağmen bugüne kadar kullanmış olduğu su bedelini davacıya ödemediğini, girişilen icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, kira sözleşmesinde telefon hattına ve elektrik kullanımına ilişkin hükümlerin yer aldığını, ancak su bedelinden bahsedilmediğini, bunun da su bedelinin kiracı tarafından ödenmeyeceği yönünde yorumlanması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmede aksine bir hüküm olmadıkça, kiracının genel giderlere ilişkin bedelleri ödemesi gerekeceği, ancak davacının takip konusu miktarın varlığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 01/03/2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesi hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralananın çatılı işyeri olduğu dikkate alındığında Türk Borçlar Kanununun 341. Maddesi uyarınca kiracının, sözleşmede aksi öngörülmemişse veya aksine yerel âdet yoksa, ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerine katlanma yükümlülüğü bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede su giderlerinin kiracı tarafından mı ya da kiralayan tarafından mı karşılanacağı hüküm altına alınmadığına göre kiralananın çamaşırhane niteliğinde olduğu da dikkate alındığında bu nitelikteki işyerlerinin su giderlerinin kiracı tarafından karşılanıp karşılanmayacağı hususundaki yerel adetlerin otel ve turizm işletmeleri konusundaki meslek odaları veya örgütlerinden araştırılması gerekmektedir.
Bu konuda yerel adetin bulunmadığının tespiti halinde ise Türk Borçlar Kanununun 50. maddesi 2. fıkrası uyarınca olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler göz önünde tutularak, alacağın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.