
Esas No: 2022/3000
Karar No: 2022/4074
Karar Tarihi: 28.03.2022
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/3000 Esas 2022/4074 Karar Sayılı İlamı
9. Hukuk Dairesi 2022/3000 E. , 2022/4074 K."İçtihat Metni"
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : ... 47. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 5. İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının, davalıya ait ... Plakalı ticari takside 01.01.2015-15.06.2018 tarihleri arasında taksi şoförü olarak günlük 200,00 TL, aylık 15 gün x 200,00 = 3.000,00 TL ücretle çalıştığını, iş akdinin haksız feshedildiğini, 24 saat çalışma, 24 saat istirahat sistemi ile ayda 15 gün çalıştığını iddia ederek iddia ederek bir kısım işçilik alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, müvekkilinin adına kayıtlı ticari taksiyi akrabası ... a kiraladığını, anılan kişinin 2017 yılında vefatı nedeniyle kira ilişkisinin oğlu ... üzerinde devam ettiğini, davacıyı tanımadığını, yaptığı araştırma neticesinde 2017 yılında davacının ara şoför olarak haftada 1 -2 gün kendi bilgisi dışında araçta şoför olarak çalıştığını, davacı ile aralarında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:
İlk Derece Mahkemesince, davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kira sözleşmesine dayandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı taraf istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, "davacı tanığının şoförün aracın bağlı bulunduğu durağı değiştiremeyeceği, çalışma saatlerini şoförün belirleyemeyeceği, bu araçta bakım masraflarını ...'nin ödediği, yönetimin aracı işleten kişide olduğu yönündeki beyanlardan davacı ile dava dışı kişi arasında hukuki ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Davalının ise davacının işvereni konumunda olmaması nedeniyle davada pasif dava ehliyetinin bulunmadığı, davanın husumetten reddi gerektiği anlaşılmıştır" gerekçesiyle görevsizlik kararının kaldırılmasına, davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Uyuşmazlık, işçilik alacakları istemli eldeki davada, ticari taksi şoförü olan davacı ile araç maliki davalı arasında iş ilişkisi mi yoksa kira ilişkisi mi bulunduğu noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 8'inci maddesinin birinci fıkrasında iş sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Buna göre, " İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir." Ayrıca aynı Kanunun 2'nci maddesinin birinci fıkrasında da " Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir." hükmüne yer verilmiştir. Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 393'üncü maddesinde ise "Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde hizmet (iş) sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Bu tanımlardan yola çıkıldığında iş sözleşmesinin, "iş görme", "ücret" ve "bağımlılık" unsurlarından oluştuğu açıktır.
Kira sözleşmesi bir malın kullanımının devredildiği sözleşme türü olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 229'uncu maddesinde " Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Ürün kirasına ilişkin olarak 6098 sayılı TBK ise aynı hususta 357'nci maddesinde " Ürün kirası kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir.
Ürüne katılmalı kira, kira bedelinin devşirilecek ürünün belli bir oranı olarak kararlaştırıldığı ürün kirasıdır. Bu oran sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa, yerel âdete göre belirlenir."; 358'inci maddesinde ise "Bu ayırımda ürün kirasına ilişkin özel hüküm bulunmadıkça, kira sözleşmesine ilişkin genel hükümler uygulanır." düzenlemelerini içermektedir. 6098 sayılı TBK 360'ıncı maddesinde kiraya verenin, birlikte kiralanmış taşınır şeyler varsa bunlar da içinde olmak üzere kiralananı sözleşmenin amacına uygun biçimde kullanılmaya ve işletilmeye elverişli bir durumda kiracıya teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlü olduğu belirtilerek düzenlemiştir. Kiraya veren, kiralanan şeyi, kiracının kiralanandan yararlanmasını ve semerelerini toplamasını sağlayacak ya da işletilmesini mümkün kılacak şekilde teslim etmek ve sözleşme süresi boyunca da bu durumda bulunmakla yükümlüdür. Bu kapsamda kiralananın işletilmesi için gerekli tüm malzemeleri, imtiyazları, ruhsatları teslim etmesi şarttır. Hemen belirtmek gerekir ki, ticari bir aracın kullanımının plakası ile birlikte başkasına devredildiği ve aracın bu kişi tarafından kullanıldığı uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
Bu tür bir ilişkide ruhsat sahibi ile aracı kullanan arasındaki ilişkinin bir ürün (hasılat) kirası mı yoksa, iş ilişkisi mi olduğunun tespiti, hangi hükümlerin uygulanacağının belirlenmesi noktasında önem arz etmektedir. Zira taraflar arasındaki ilişki iş ilişkisi ise İş Kanunu veya bazı hâllerde Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlerinin; kira ilişkisi ile Borçlar Kanunu'nun kira sözleşmesine ilişkin düzenlemelerinin uygulanması gerekecektir.
Taraflar arasında iş sözleşmesi bulunup bulunmadığının tespitinde görünürdeki işlemler değil, fiili durum önemli olup fiili (gerçek) durum tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekir. Taraflar arasında ürün (hasılat) kirasının varlığı bakımından, kira sözleşmesinin sözlü hatta zımni olarak yapılmasının dâhi mümkün olması karşısında mutlaka yazılı kira sözleşmesi yapılması şart değildir. Aksine yazılı bir kira sözleşmesi sunulmuş olsa bile, taraflar arasında iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarını içeren bir iş sözleşmesinin varlığının tespiti hâlinde gerçek fiili durumun iş sözleşmesi olduğunun kabulü gerekecektir.
Kira sözleşmesi yapılmış olsa da, işletme ruhsatı devredilmediği sürece, trafik cezalarının ve hasarın davalı adına işlenmesi doğaldır. Taraflar arasında hasılat kirasına yönelik bir anlaşma olsa dahi, gerçek fiili durum hasılat kirasıyken, araç sahibinin işletme ruhsatını devretmemesi uygulamada mümkündür. Sırf işletme ruhsatının devredilmemiş olması, o ilişkiyi hasılat kirası olmaktan çıkarmayacağı gibi, bu ve benzeri durumlarda trafik cezalarının kimin adına kesildiği de kanımızca taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğini etkileyebilecek esaslı unsurlardan değildir. Bu tür özellikler, ancak yardımcı ve destekleyici ölçüt olarak kullanılabilir (Baycık, G.: İş İlişkisinin Kurulması, Hükümleri ve İşin Düzenlenmesi Açısından Yargıtay'ın 2016 Yılı Kararlarının Değerlendirilmesi, Yayımlanmamış Tebliğ, s.7).
Aynı şekilde kişinin Sosyal Güvenlik Kurumuna 4/1-a'lı olarak bildiriminin yapılmış olması, aradaki ilişkinin iş sözleşmesi olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir. Aradaki ilişkinin iş sözleşmesine dayanmamasına rağmen yapılan SGK bildiriminin gerçeğe aykırı olduğunun tespiti hâlinde SGK tarafından iptal edilmesi mümkündür.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup Mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı ...'nın sadece ... plaka sayılı ticari plakanın sahibi olduğu, söz konusu plakayı dava dışı ...'a kiraya verdiği, taksi olarak çalışılan aracın dahi davalıya ait olmayıp dava dışı ...'a ait olduğu, ancak kiralanan plakanın çalıştırılması nedeniyle zorunlu olarak aracın davalı adına kayıtlı olduğu, bu aracı kiralayan ...'ın yine davacı ile aralarında hasılat kirası şeklinde bir çalışma şeklinin bulunup araçta ... ile birlikte ilk zamanlarda davacının dönüşümlü olarak çalıştığı, ancak bilahare ...'ın rahatsızlığı nedeniyle bu kez araçta ikinci bir şoför olarak çalışan ... ile beraber dönüşümlü olarak aracı çalıştırdıkları, yine aracın çalışma şekline göre 24 saat çalışan kişinin kazandığı paranın miktarına bakılmaksızın sadece aracı işleten ... ile 2018 yılı itibari ile günlük belli bir miktar ödenerek geri kalan kazancın tamamı davacıya ait olmak suretiyle çalışmanın bu şekilde sürdürüldüğü, dolayısıyla davacı ile davalı arasında doğrudan hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığı, dolaylı olarak davalının araç plakasını davacının doğrudan hukuki ilişki içinde bulunduğu ...'a kiraya verdiği, kendisinin sadece kira ücreti aldığı, aracın çalıştırılmasından herhangi bir hasarından, rutin giderlerinden, sigorta vs. işlemlerinden hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı, kaldı ki davalının herhangi bir oda kaydının da olmadığı, dolayısıyla davacı ile aralarında bir iş ilişkisinin bulunmadığı, dolaylı olarak kira ilişkisinin bulunduğu, iş bu davada görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilerek sonuca gidilmesi ve davacı vekilinin istinaf başvurusun esastan reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.